Haftalık Bağımsız Gazete 04 Ağustos 2021

Bağnazlık eleştirisi; Fanatik

Fanatik adlı tiyatro oyununda futbol bağnazı bir babayı canlandıran oyuncu Salih Bademci, “Oyun 'Türk aile yapısı'nın izdüşümü...' diyor

Bağnazlık eleştirisi; Fanatik
Gökçe UYGUN

Oyuncu Salih Bademci ile bu röportajı geçen Şubat ayında, Oyun Atölyesi'nin bahçesinde, sosyal mesafe ve maskenin hayatımızda olmadığı pre-pandemi günlerinde yapmıştık. Bademci röportaja oyuncu eşi İmer'le gelmişti. İmer hanımın karnında ise doğacak bebekleri vardı. Sonra pandemi oldu malumunuz, tiyatrolar kapanınca röportajın ana konusu olan 'Fanatik' oyunu da sahnelenemedi.  Biz de söyleşiyi yayımlayamadık. Bu sırada doğum oldu, kızları İklim'e kavuştular. Salih Bademci şimdi de sahnesine kavuştu, Fanatik oyunu tekrar oynanmaya başladı.

Küçük çocukları için en iyisini yapmaya çalışırken kendilerini birbirlerine karşı çatışma içinde bulan bir ailenin komedisini aktaran oyun, 6 Kasım Cuma akşamı 20:30'da Ataşehir'deki DasDas Sahne'de oynanacak.

Biz de 10 ay önceki röportajımızı güncelleyerek okumanıza sunuyoruz:

  • Fanatik, bir futbol gibi görünüyor ama aslında sadece futbol değil. Ne dersiniz?

Aynen öyle! Fanatik kelimesi bağnaz demek. Kendi kuralları olan, kendi  inandıklarını sorgulatmayan kişi.

  • Futbol kısmından başlayalım önce.

Fanatik denilince insanların aklında önce futbol geliyor ki yazarımız Michael Önder de zaten buradan başlatmış. Fenerbahçeli bir babanın, dedesi tarafından Galatasaraylı yapılmış oğlu.  Dede ile baba arasındaki çatışma, şimdi baba ile oğul arasında da başlıyor. Baba, kendi yaşadığı çatışmayı oğlu yaşamasın diye onun Fenerli olmasını istiyor.

  • Sizin ailede durum ne?

Babam Galatasaraylı, ben Fener. Babam takımını çok sever ama beni bu konuda hiçbir zaman zorlamadı ama yine de o çatışma evde hep oldu. Şunu fark ettim ki aslında yetişkin olunca; çok önemliymiş baba oğlun aynı takımı tutması.

  • Neden baba - oğul dediniz. Baba - kız?

Çünkü baba kız bir şekilde ilişkiyi kuruyor. Baba oğul ilişkisinin belli şeylere ihtiyacı var, kuruluş amaçları diyeyim (gülüyor). Eski bir mevzu bu, uygarlık var olduğundan beri. Mesela veliaht öldürülen kız gördünüz mü hiç? Futbol baba ile oğul arasında ilişki kurulması için sağlam bir temel taşı. Bizim gibi futbol için kan dökülen ülkelerde bu önemli. Babanın oğlu ile aynı takımı tutmak istemesi çok doğal çünkü o büyük bir köprü. Oyunda çok güzel bir cümle var; umarım tek bağımız bu olmaz  diye. Ben de buna katılıyorum.

  • Oyun, futbol üzerinden pek çok eleştiriyi de getiriyor.

Her türlü gelenekçi ve modern kalıpları eleştiriyor. Mesela beslenme konusu. Herkes takıntılı. Savaş sektörü gibi ilerleyen bir ilaç sektörü var bu sektörün hastalıklarla doyurulması gerekiyor. Bu nedenle de bize beslenme konusunda hiçbir zaman doğru tam olarak söylenmiyor.

Yeni nesil annelerde çocuğun beslenmesi konusunda özellikle duyarlılık ve yaptırım gelişti. Çocuğun neyi sevip sevmediği hiç önemli değil.  İşte o noktada da tuhaf bir fanatizm ortaya çıkıyor. Çocuğumu çok sağlıklı yetiştireceğim kendi sınırlarını koyup bunun dışına çıkmamasını sağlamak.

Keza oyundaki babaanne karakterinde de fanatizmin ince ve saçma duvarlarını daha iyi görüyoruz. Mesela sünnet isteği. Örneğin benim oğlum olsa sünnet kararı verir miyim bilmiyorum. Yani bir gelenek var ama bunu neden yaptığımız ile ilgili net bir bilgimiz yok. Babaanne de inançlarını sorgulatmayan, gelenekçi kalıplara bağlı birisi ama bir yandan da o kadar gelenekçi değil. Kocasının vefatından iki hafta sonra kumar oynamaya giden değişik bir kadın.

  • Fanatik'in sözü ne peki?

Net bir söz yok belki ama bizim hem gelenekçi hem modern 'Türk aile yapısı 'nın tam bir izdüşümü... Oyun, çok keyifli bir komedi. Asla bir futbol oyunu değil, bahsi geçen takımların bir önemi yok. Bizim gördüğümüz fanatik, bağnaz  insanlar...

  • 2002'den beri Kadıköy'de yaşıyorsunuz. Buraya dair sevdikleriniz ve sevmedikleriniz neler?
  • Çok seviyorum. Karşı taraf bizim için cazibesini yitirdi. Dünyanın herhangi bir yerinde yoktur değil mi değerli yerlerinin bu kadar kolay satılması? Mesele turist gelmesi değil tabii ki her yerden gelsin ama bir yeri satmak... Mesela Londra'da bir bölge var, İngiliz olsan bile oradan mülk edinemezsin. Bizim Boğaz'daki yalılarımız satılıyor. Kadıköy bu anlamda kurtarılmış bölge. Tiyatrolar çoğunlukla Kadıköy'e taşındı. Ben Kadıköy kültürün kalbinin daha fazla kalbinin attığı yer olsun isterim.  Karşı taraftaki gençler de bu tarafa kaçtılar kendilerine alan yaratabilmek için. Ben mutluyum burada ama sadece çok kalabalık oluyor. Mesela park sorunu var. Bunda da insan alışkanlığı önemli. Bizim de arabamız var ama çoğunlukla toplu taşımayı tercih ediyoruz


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.