Haftalık Bağımsız Gazete 25 Mayıs 2019

2099 İstanbul’una öykülerle yolculuk

İstanbul’un 80 yıl sonrasına dair öykülerden oluşan “İstanbul 2099” kitabının yazarları Hakan Bıçakcı, Doğu Yücel, Aslı E. Perker ve Altay Öktem, okurlarla CKM’de buluştu

2099 İstanbul’una öykülerle yolculuk
Alper Kaan YURDAKUL

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan ve 16 yazarın 21. yüzyıl sonu İstanbul’una dair kaleme aldıkları öykülerden oluşan İstanbul 2099 kitabının yazarları “Edebiyatçı Gözüyle: Seksen Sene Sonrasının İstanbul’una Yolculuk” başlıklı bir söyleşide bir araya geldi. 9 Şubat Salı günü CKM’de gerçekleşen etkinlikte, kitabın yazarlarından Hakan Bıçakcı, Doğu Yücel, Aslı E. Perker ve Altay Öktem, “Bu kadim kent iki bin yıl önce de hikâyeleriyle ve anlatıcılarıyla buradaydı, 21. yüzyılın kapanışında da öyle olacak ama nasıl bir suretle?” sorusuna yanıt arandı.

“GERÇEKLER HAYAL GÜCÜMÜZÜ AŞTI”

​Kitabın yazarlarından, söyleşinin katılımcılarından Altay Öktem, “Projeye dâhil olduğumda kısa ama en zorlandığım öykülerimden biri oldu bu. Hatta belki de en son gönderenlerden biriyim. Hepimiz distopya yazmışız. Gerçek olan bu; dünya buraya gidiyor. Ürkütücü ve zor olan da bu tabi. Ben 80 sonrasının Türkiye’sini bile düşünmek istemiyorum, 80 sene sonra dünyanın halini hiç düşünmek istemiyorum. Son iki yıldır yazıya ağırlık verdim ama bir dönem hiçbir şey yazamıyordum. Bu yazdığım türlerle de ilişkiliydi. Biraz yer altı edebiyatı, fantastik, bilim kurguya ilgim var. Bir de yazarken sonu merak edilen karmaşık grift olayların geçtiği polisiye hikâyeler yazmayı da severim. Öyle bir cinayet planlıyorum ki akıl alacak türden değil. Diyorum ki ‘Öyle tuhaf yerlerden yaklaşayım ki akıl almayacak ilişkiler, yolsuzluklar, cinayetler, terör olayları…’ Kurgular yapıyorum kendimce. Sonra bir bakıyorum ki hayat benim önüme geçmiş. Adamların yaptığının yanında benim yaptığım şeyler solda sıfır kalıyor. Bu cinayetler, bu yolsuzluklar, bu terör olayları benim hayal gücümden daha karmaşık şekilde planlanıyor.”  şeklinde konuştu.

Öyküsünde, bir gökdelenin yüksek katlarında, kurumuş Kanal İstanbul manzarasına bakan bir dairede yaşayan bir çiftin hikâyesini anlattığını söyleyen Öktem, “Neyi yazabilirim diye düşündüğümde ilk olarak aklıma Kanal İstanbul geldi. Zaten kötüye gidiyoruz. Küresel ısınma bir yandan, ekolojik denge bir yandan. 80 sene sonranın dünyasının da zaten iyi bir yer, yaşanılır bir yer olma ihtimali yok. Ekstradan doğaya yüklediğimiz yüklerle korkunç bir tablo çıktı ortaya.” dedi.

“TEHDİT ALTINDA HİSSETMİYORLAR”

Aslı E. Perker ise yaptığı konuşmada “Stephen Hawking bundan 20 yıl önce gezegenimizin süresini 1000 yıl öngörüyordu. Bundan 6 yıl önce ‘100 yılımız var’ dedi. Amerika’da zenginler toprağın altına sığınaklar yaptırıyorlar. Elon Musk zaten Mars’a yatırım yapıyor. Bence bugün bizim popülasyonumuzun yüzde 90’ı hiçbir şekilde kendini bir tehdit altında hissetmiyor. ‘Yaşayıp gidiyoruz’ diyorlar. Bir de ‘Benden sonra ne olursa olsun’ diyenler var. Ben Amerika’da yaşıyordum 8 yıldır İstanbul’dayım. Ben geldiğimden beri Arnavutköy’de bir bankta otursaydım. Şurada bir kamera olsaydı benimle beraber Anadolu Yakası’ndaki yeşilin git gide küçüldüğünü görecekti. Bu sadece 8 yıl…” dedi.

“SOSYAL MEDYA BİZİ DELİRTTİ”

Hakan Bıçakçı öykülerde fiziksel sorunlardan çok psikolojik sorunlara odaklandığını söylerken, “Ben psikolojik koşullara odaklanmak istedim. Orada kaçamak bir durum var aslında. Fiziksel koşulları bilmediğim için ruhsal koşullar üzerinden yazdım. 80 sene sonrasının dünyasını tahmin etmek çok zor. Kült bilim kurgu eserlerine baktığımız zaman tahmin edemediğimizi görüyoruz. “Back To The Fature”nin ikincisi 2015’de geçiyor. Uçan kayaklı çocuklar var. Blade Runner’da uçan arabalar var. Biz hala metrobüsle gidiyoruz. Akbil vardı o İstanbulkart oldu; tek değişiklik o. Fiziksel koşulları bilmiyoruz ama psikolojik koşullar değişiyor. Sosyal medyanın çıkması bir kırılma. Sosyal medyanın yavaş yavaş beyin kimyamızı bozduğunu ve bizi delirttiğini düşünüyorum. 80 yıl sonra yok olmuş bir dünyada evinde sosyal medyayla mutlu insanlar olsa dedim. Dünya belki batmış dışarı dahi çıkamıyor ama terastan arkasına batmış dünya manzarasını çeken mutlu insanlar…”

“KARAMSARLAR UYARIYOR”

Doğu Yücel de seyirciden gelen “Çok karamsarsınız. Dünyayı hep iyimserler değiştirmiştir.” eleştirisine “Karamsarların da dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Onlar çok karanlık tablolar çizmişler ama bunu yaparken ki amacı aslında provakatif bir şekilde ‘bir şeyler ters gidiyor’ diye uyandırma durumudur.” şeklinde cevap verdi.

Söyleşi soru cevap kısmının ardından imza etkinliğiyle sona erdi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.