Haftalık Bağımsız Gazete 22 Ağustos 2019

Kendi kendine şekil alan kornea…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 09 Mayıs 2019, 14:56

memisbetul@gmail.com

The Smiths zamanından (grubu birlikte kurdukları, en iyi gitaristlerden biri olan Johnny Marr ile) hastası olduğumuz, özerkliğini ilan edip tek başına nida verince de uzaktan seyir ve dinlemede kaldığımız Morissey, geçtiğimiz ay, yeni bir cover albüm hazırladığını söylemişti; tabii ki sevenleri arasında alkış kıyamet... Ardından Roy Orbison (‘ın Bill Dess’le birlikte yazdığı ve 1964’te yayınlanan It’s Over) cover’ını paylaşan İngiliz müzisyen Morissey;  Joni Mitchell, Bob Dylan, Dionne Warwick ve Melanie gibi isimlerin şarkılarının da yer aldığı “California Son” adlı albümünden yeni cover’ı Jobriath’ın Morning Starship şarkısını da paylaştı. Hem Morrissey hem de Grizzley Bear dokunuşuyla 1973’ten 2019’a taşınan şarkının yeni versiyonunu hâlâ dinlemediyseniz, tez vakitte kendinizi notaların kollarına bırakabilirsiniz. Albümün tamamına kavuşmaksa 24 Mayıs’ta olacak! 

Kulakların pasını Morissey ile açtığımıza göre; sırada retinaları ilgilendiren bir haber var. Bizler fanilik mesaisinde debeleneduralım, İngiliz bilim insanları kendi kendine şekil alan kornea üretmiş. Dünya genelinde her yıl 1,5 ile 2 milyon arasında insan kornea rahatsızlıkları nedeniyle görme yetisini kaybediyormuş, kornea nakli içinse gerekli sayıda kornea bulunamıyormuş. Bilim insanları çözüm olarak laboratuvarda kendi kendine şekil alan, yapay kornea üretmeyi başarmış. Amaç; dünya genelinde kornea bağışı açığını kapatıp, mümkün olduğunca çok insanı sağlığına kavuşturmak… Bu kadar duymak, görmek ne işimize yarayacak demiyorsanız, geliyorum haftanın kafayı cilalayacak seyirliğine…

Deliliği fazla akıllılıktan

Deliliği fazla akıllılıktan gelen bir kadın düşünün! Upuzun ve bitmek bilmeyen cümleler kuran bir kadın… Öyle ki bunlar ardı arkası kesilmeyen kelimeler ve o kelimelerin neye karşılık geldiklerini sıralarken asla karıştırmıyor, şaşmıyor… Telaşlı, heyecanlı… Ve aşırı kendinde ve aşırı kendinde olmayan bir kadın… Varoluş ve varlık sancısını ve bu yolculuğunu alışık olmadığımız melodide anlatan bir kadın… Dibi sıyrılmış, muazzam bir delilik ve aslında aklıselimlik… 

Tiyatro, sinema ve TV oyuncusu, yönetmen (1974) Ayşegül Cengiz Akman’ın yazıp, yönetip, oynadığı “Tekinsiz”in bende bıraktığı hissiyatının çağrışımlarıydı bunlar… Adıyla da şahsına münhasırlık sunan oyun, 70 dk. boyunca, bir “tekinsizlik”le hemhal ediyor bizi… Bu durum açıkçası hoşa gidecek türden. Niye derseniz de görmeniz, hatta bizzat karşınıza geçip, elinize bir kitap verip, sayfayı da söyleyip, okumanızı, ona sufle vermenizi istediğinde oluşan o hissi deneyimlemeniz şart, o derece! 

Akman’ın, usta Fransız oyuncu ve palyaço Amédée Bricolo ile ortak bir çalışma yürüterek sahnelediği tek kişilik oyun; akıl hastanesinden kaçan bir kadının saklanacak yer ararken, kendini bir tiyatro sahnesinde bulmasıyla başlıyor. Hayat da bir tiyatro sahnesiyse ve her şey bir nevi ‘matrix’ ise; metnin alt tabanda vermeye çalıştığı detayları çok yerinde buldum. Oyun boyunca kelimeleri ve insanlarda uyandırdığı anlamlarını sorgulayan karakter; uzun zamandır zihin egzersizlerini ihmal eden, gündelik hayatın koşturmacasında dar alanda kısa fanilik mesaisi yaşayan seyircilere de en kallavisinden tokadını indirmeyi es geçmiyor… Tek kişilik performanslarda nerdeyse alışık olmadığımız bir enerji bu. Bu minvalde de takdir edilesi bir oyunculuk… (Erken içimden geldi notu: Bu kıvamda ve ritimde bir, iki oyuncu sayabilirim, o derece etkileyici… Ama başka bir metinde bir o kadar da yorabilecek bir performans, mimikler, hareketler… İnce ayarı, ucundan az da olsa kaçmış buldum; bir meram anlatma hevesi, bir bedeni bu kadar yormamalı!) Birkaç yerde manasını çözemediğim es’leri ve yer yer aşırı bulduğum mimik ve jestleriyle -ki bunlar da izleme seyrini koparıyor- kıvamında diyebileceğim bir oyun “Tekinsiz”… Bir de tabii es geçmemek lazım; bu oyun, yönetim ve yazım ve performans açısından tek elden çıkmış, tüm bu yazdıklarım bunun etkisi de olabilir; eksi ve artı yönlerini size bırakıyorum. (Meraklısına not:Jest ve mimiklerinin enerjisini Charlie Chaplin’e benzettiğim, clown’u kullanıp tiyatroya malzeme yapan Akman, 1999’da İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirmiş. 2004’te de Aile Hekimi uzmanı olmuş. Tıp eğitimi aldığı dönemde İstanbul Tıp Fakültesi Tiyatro Topluluğu’nda (İTFTT) 6 yıl çalışmış ve çeşitli oyunlarda yer almış. Sonrasında Şahika Tekand Stüdyo Oyuncuları’nda oyunculuk ve sanat eğitimi... 93’ten beri de aktif tiyatro yapıyor. Ve şu anda özel bir hastanede doktorluğa devam ediyormuş.)

“Seyirci, oyun boyunca kimi zaman bu kadın ile aynı mekânda olmanın tekinsizliğini hissedecek, kimi zaman deliliğin sınırında iz sürecek, kimi zaman da bir çocuk gibi eğlenecek” alt metniyle izleyicisini selamlayan oyunun, Amédée Bricolo ile yapılan provalarında kadın karakteri soytarı yönüyle ele alınarak yapılandırılmış. Diğer yandan oyunun epizotik ve dinamik yapısının kurulmasında yaratıcı ve deneysel bir ortak çalışma yürütülmüş. Bricolo’dan clown tekniği konusunda yardım alan Akman, palyaçolara özgü o belirgin jest ve mimikleri kendi yazdığı metinle birleştirmiş. Hatta Akman’ın oyunu üzerine kurduğu, kaçak bir akıl hastasının sahneye düşmesi fikri Bricolo’ya ilham olmuş ve o da Fransa’da bu fikri farklı bir metinle, “Çılgın Bricolo” adıyla sahneye taşımış. 

Dramaturgisini Verda Habif’in, dekor, kostüm, ışık ve ses tasarımını Ayşegül Cengiz Akman’ın, kukla tasarımını Asuman Subay’ın üstlendiği oyunun yönetmen yardımcıları Betül İngin ve Damla Ahkemoğlu. Bu arada oyun Haziran’da, Londra’ya gidiyormuş, yolu açık olsun!

Haftanın veda busesini de Yunan filozofu Herakleitos’tan verip, huzurlarınızdan ayrılıyorum: “Ölümden sonra ruhunuza ne olacağını düşündüğünüzde, doğumdan önce ruhunuza ne olduğu üzerine de düşünün. Bir yere gitmeyi planlıyorsanız, zaten bir yerden gelmişsinizdir.”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.