Haftalık Bağımsız Gazete 28 Mayıs 2018

Kahve falına değil, salata tabağına bak


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 08 Şubat 2018, 12:10

Öyle meslekler vardı ki, birer ikişer hayatımızdan, göz önünden çekip gittiler. Sokak yoğurtçusu, sütçüsü gibi, kalaycı gibi, ayı oynatan macun satıcısı gibi, esansçı kokucu gibi, lehimci gibi, hallaç gibi…

Dönemin dinamiği, teknolojisi, samimiyeti içinde güzeldi bunlar tabi ama bugün ‘Ay geri gelseler keşke’ demek pek de akıllıca bir istek olmaz bence. Dürüst olalım; ne karşımızdaki insanın ‘Yanına 50 metreden fazla yaklaşamaz’ türü mahkeme kararı çıkartmasına sebep olacak hacı yağı sürmek isteriz, ne evden sokağa çıktığımızda karşımızda ‘Gel abi/abla, gel!... Biz biliyoz da mı oynuyoz sanki?!..’ diyerek göbek atan bir ayı ile karşılaşmak isteriz, ne de ismi Behçet hastalığına göre epey havalı da olsa bile Brusella’ya yakalanmak isteriz. Eminim bir gün zaman makinesi yapılırsa, geçmişe gitmeden önce tıpkı Hindistan’a gider gibi elli tane aşıyı olup da gitmek gerekecektir. Nostaljiseverlerin bana kızacağını biliyorum ama inandığımı yazmak, birilerini kızdırmamaktan daha ağır basıyor ne yalan söyleyeyim.

Nostaljiseverlerin tıpkı antika meraklıları gibi içinde bulundukları zamandan pek de memnun olmadıkları bilinen bir gerçektir bu arada (Epey bir zamandır nostaljisever olmakta haklılar.) Neyse, evet hayatımızdan kaybolan meslekler var ama bu arada hayatımıza giren yeni meslekler de var. (Bir kötü haber, bir de iyi haber gibi oldu.)

Yok, yazılımcıları filan söylemeyeceğim; daha ilginç olanlar var. Mesela; cenaze evi ağıtçısı. Gayet profesyonel çalışıyor. Merhum veya merhume hakkındaki bilgileri sizden alıp, cenaze ortamında ağıt yakarak ağlıyor. Üstelik ekip de olabiliyor bunlar. Hatta ücreti biraz fazla verebilirseniz dize vurarak dövünmek gibi abartılarda da bulunabiliyor. Efendim yine yeni mesleklerden İskendercide çalışan tereyağcılar var. Hani elinde tavada kızgın halde tereyağı ile masanıza gelip size soruyor; ‘Tereyağı ister misiniz?’ diye.

Meslek deyince; geçenlerde mıknatıs lazım oldu, düşündüm mıknatısı ne dükkanından alabilirim diye… Düşündüm düşündüm, bulamadım. Hatta eşe dosta, tanıdıklara sordum; onlar da bilemedi. Ve halen de bulamadım, mıknatısın ne tür bir dükkanda satıldığını… Aynı bunun gibi, hayat bu belli mi olur yarın bir gün bir diskotek benzeri bir mekânınız oldu ve tavana; dönen, aynalı disko topu almanız gerekti. Nereden alacaksınız? Hah, işte bunun dükkanı var Kadıköy’de. Söğütlüçeşme’den Boğa’ya doğru giderken sol tarafta küçük mütevazı bir dükkanda her boy, her ebatta disko topu satan bir ‘disko topçu dükkanı’ var. (Ben gazeteci olsam röportaj yapardım bu ilginç dükkânla)

Efendim, her şeyin pek de iyiye gitmediği şu dönemde bile umudu yitirmemek lazım, aksine hayata aktif olarak karışmak lazım bence. Bahariye’deki Süreyya Operası binasında, zamanında sinema iken ‘Kuduz’ isimli berbat ötesi filmi izleyen bir nesil olarak her şeyin iyiye evrilebileceğine halen inanıyorum.

Masada çift tabak salata bulunan ortamları gözlemlediğimde; halen salata biten tabağa diğer tabaktan ilave yapılıyor sevgili dostlar. Bu güzel detaylar olduğu sürece, birileri bizi istedikleri kadar ayrıştırmaya çalışsalar da bu toplumda kardeşlik, dostluk kolay kolay bitmez hiç merak etmeyin.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sabiş - 4 ay önce
çok güzel bir yazı