Haftalık Bağımsız Gazete 08 Aralık 2019

Kadınlar vardır!


Müge İPLİKÇİ

Müge İPLİKÇİ

Okunma 28 Kasım 2019, 14:33

25 Kasım’ı (Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü) geride bırakırken, son iki yılda yitirdiğimiz kadınların sayısı karşısındaki çaresizliğimiz, çaresizlik olarak kalmaya devam ediyor. Karşımıza çıkan ve duvarlardan bize seslenmeye devam eden  6284 ‘daveti’ ise yaşadığımız cendereye geç kalmış bir farkındalık misali, hayata geçmeyi bekliyor. Hukuk mu hayat mı diye sorulduğunda, kuşkusuz hayat daha hızlı. Ancak hayatın da zaman zaman sus işaretleriyle beklemeye alındığı, sorgulandığı, yüzleşmeye açık bırakıldığı yerler olabilmeli. Zira hukuk gibi hak ve özgürlüklerimizin temel koruyucusu konumundaki adımların, falsolu adımlara dönüşmüş olma ihtimali (ihtimal burada iyimser bir sözcük elbette!) hayat ve hayat içerisindeki refleksleri öne çıkarmayı zorunlu kılabiliyor.

Bu reflekslerden biri de kadın canları. Bu topraklarda büyümüş, serpilmiş kadınların sesleri, izleri, ruhları son yıllardaki deli rüzgarla lime lime ediliyor... Lime lime ediliyor da bu bir kabullenişe işaret mi vermeli? Asla değil! Kadınların varlığı, en son 25 Kasım yürüyüşünde üzerlerine sıkılan gazla püskürtülemeyecek kadar gerçek, orada ve şimdi olarak devam etmeye açık bir gerçek. Yıllar ötesinden gelen o sesle yinelemek gerekirse: Kadınlar vardır!

***

Bu sesi takip ederek ilginç bir kitap okudum. Acı Portakal. Yiğit Bener’in bu son romanında sözünü ettiğim ilahi hakikat (kadınlar vardır), bir erkek kaleminden olabildiğince sahici bir perspektifle aktarılıyor. 

Kitabın çoğu satırının ev sahipliğini Amsterdam yapıyor yapmasına, ancak kitapta bir o kadar da Kadıköy var! Kadıköy’ün o satırlarını bir baba kızın gözünden okur ve aynı zamanda gençlik, genç kadınlık, babalık, erkeklik, geçmiş ve  gelecek koordinatlarında gezinirken, duraklardan en büyüğü olarak kadın gerçeği karşımıza çıkıveriyor. Bununla birlikte Bener’in yapı bozuma uğratarak kaleme aldığı ataerkil ezberin işin erkek yanına nasıl sirayet ettiği de tartışılıyor. Kısacası, bugün ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde yaşanan kadın temelli sorunların kökenindeki eril sistemin, öncelikle erkekler, sonrasında sistemin hiyerarşiyle beslendiği bütün alanlarında nasıl da hakimiyetini sürdüregeldiği ele alınıyor. Buradan varılan sonuçsa hemen hepimizin bildiği ama kabullenemediği bir sancının kıyısına bırakıyor bizi: 7’den 70’e esasen bütün erkeklerin aynadaki yüzleriyle ‘yüzleşmeleri’ prensibine... Bu yüzleşme olduğunda ise kendine okur, yazar, okumaz, yazmaz, düşünür, düşünmez bütün erkeklerin nerelerde bu ataerkil sisteme yenildikleri gerçeğini keşfetme şanslarının, onları yeniden ‘doğuracak’ bir gerçeğe kanat açması mümkün olacak.  Peki bu gerçekte ne var? Öncelikle bir özür... Tıpkı Bener’in kahramanının yaptığı gibi sahici bir özür. Atlanılmış, yok sayılmış bütün anlardaki ‘dişiliğe’ dair bir özür. İnanıyorum ki sırf bu yüzleşme sayesinde bile birçok olası cinayetin önüne geçme noktasına ulaşabileceğiz... ‘Sırf’ dediğime bakmayın. İşin özü bu aslında!

Acı Portakal, insanın tam da bu noktada içini ferahlatan bir kitap. Zorluğu okunmasında değil, tartıştığı, ele almaya cesaret edebildiği konularda saklı. 

Biz okurlara düşense hiyerarşilerden azade bir dünyanın içinde, onun anlattıklarını dinlemek. 

Kitaptan: 

“Ve sadece ben değil, yüz milyonlarca kadın bize yaşattığınız tüm acılara rağmen sizlerden nefret etmemeyi seçiyor, nefrete kapılma kolaycılığını reddediyor. Çünkü sizlerin anaları da biziz. Sizi de biz doğuruyor, biz emziriyoruz.  Ve aslında size rağmen, bazen kendimizi bayağı zorlayarak da olsa sizlerle birlikte yaşamayı kabulleniyoruz. Tüm şiddetinize rağmen hayatı sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz...”

Evet!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.