Haftalık Bağımsız Gazete 18 Kasım 2019

‘Kadıköy’ün kalbine giden yol...’


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 18 Ağustos 2017, 11:02

“Düşünüyorum, o halde varım” demiş; Descartes… Ama ben düşününce var olmakla kalmayıp, madem varım o halde bir şeyler yiyip içmem lazım, öyle kuru kuruya var olmak olmaz demişimdir hep… (Göbeğimi sonuna kadar hak ettim yani)

Şaka bir yana Kadıköy çarşıda veya barlar sokağında, mekan önünde bekleyerek oradan gelip geçenlere birkaç saniye içinde, bir çırpıda; ‘mekanın bahçeli-teraslı olduğunu, sigara ve nargile içilebileceğini, canlı müzik olduğunu, kredi kartının geçerli olduğunu, mekandaki tüm kampanyaları’ söyleyebilen çalışanın bu performansının hatırına girilmelidir o mekana bence.

Bu arada bir sokağa da gerçekten tabelalı resmi olarak “Barlar Sokağı” ismi verilsin artık…

Milli fast foodumuz dönerin son yıllardaki Kadıköy’deki modası ‘Zurna Döner Dürüm’ ise bu ismi takdir edersiniz ki döner dürümü yerken üflediğinizde zurna gibi ötmesinden dolayı değil de (denedim bizzat, ötmüyo.) dürüm uzunluğundan ve bu uzunluktan sebep zurnaya benzemesinden dolayı almaktadır. Menşei ise İskenderun’muş.  Bir İskenderunlu olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; İskenderun’un ne döneri, ne de zurnası meşhurdur.  Tıpkı Marmaris’in büfelerinin Marmaris’te hiç de meşhur filan olmadığı gibi (sadece meşhur balı var).

Efendim bu zurna dürümü bir buçuk olarak da sipariş verebiliyorsunuz ve ismi de o vakit klarnet dürüm oluyor. (Kişisel tahminimdir. Yoksa onlardan böyle bir tanımlama gelmedi henüz.)

O değil de; neden sadece kebap türü yemeklerde bir buçuk olup olmaması sorulur da kuru fasulye, çorba gibi tencere yemeklerinde sorulmaz hiç?

Tabi sadece yerel yiyecek, içecek markalarıyla sınırlı değiliz, uluslararası markalar da pek çok şubesiyle mevcuttur Kadıköy’ümüzde.

Mesela dünyaca meşhur ve yaygın bir kahve dükkânı markası var. Adını yazmama gerek yok, anladınız siz onu; bu kahve dükkânında sipariş alınırken karton bardaklara müşterilerin isimleri yazılır hani. Ben hep şunu merak etmişimdir; aynı anda arka arkaya 3 Ayşe kişisi geldiğinde ne yazıyorlar ilk Ayşe’den sonraki bardaklara? Kırmızı tişörtlü Ayşe, Gözlüklü Ayşe, Güzel gözlü Ayşe (Aman dikkat, bardağa yazmak yerine direkt yazılmaya mı başlıyor ne?!..)

Yeme – içme mekânlarının türü ne olursa olsun değişmeyen en ortak özelliği; kışın hepsinin ‘Şömine yayını’ yayınlamasıdır. (Yazın vantilatör veya klima görüntüsü yayınlamazlar ama nedense?) Reyting ölçüm aletleri ev yerine yeme-içme mekânlarına takılmış olsa; açık ara ile bu şömine yayını kanalı birinci olur, o derece…

Şöyle bir düşününce; aslında sırf şömine yayınıyla neden sınırlanır ki bu tür ortam sağlama yayıncılığı? Misal; akvaryum yayını yapılsa, stresler atılsa… Ya da avize yayını yapılsa televizyonlar tavana asılsa… Veya 24 saat para sayma makinesinde para sayma yayını yapılsa iştahlar kabarsa… Gibi, gibi…

Yemek kültürümüz aslında diğer milletlerin yemek kültürüyle etkileşim içinde. Bunu bir ortak kültür paylaşımı olarak görmek yerine nedense suçlayıcı bir tavır içinde oluyoruz genelde. Cacık, baklava, dolma, döner, musakka, lokum, rakı, yoğurt ve daha birçok yiyecek, içecek Yunanlarda da var bildiğiniz gibi. Birbirimizi hırsızlıkla suçlamak kime ne sağlar yıllardır çözemedim ama bu gidişle baklava karın kasları ya da baklava desenli kazak konusunda bile aidiyet kavgaları yaşarız gibi.

Yeme-içme mekânları, ritüelleri, alışkanlıkları ve kültürü üzerine o kadar çok yazılacak tespitler, yapılacak espriler var ki hepsini tek bir yazıya sığdırmak mümkün değil. Son olarak; çocukluğumdan bu yana kafama takılan bir konuyu yazayım. Bütün kurabiyeler unla yapıldığı halde neden sadece un kurabiyesinin adı un kurabiyesidir? (Unkapanı semtinin adı konusuna hiç girmiyorum bile. Yok, yok; un yakalama tuzağıyla filan ilgisi yokmuş. Google’yın, çok ilginç…)  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nuri Hakan TATAROĞLU - 2 yıl önce
Yazıyı okudum. Şiirimin okunmasını dilerim.
YİYİP İÇMEK
VAZGEÇILMEZ
ZORUNLU
SÜREKLI
DOĞUMLA BAŞLAYAN
ÖLÜMLE SONLANAN
ZEVK ALINAN
BİR DUYGU
UYUMAK
YİYİP İÇMEK

NURİ HAKAN TATAROĞLU, 1.5.2018,Ankara