Haftalık Bağımsız Gazete 02 Mart 2021

Kadıköy’de buluşma vakti


Pınar Erkan

Pınar Erkan

Okunma 21 Ocak 2021, 18:25

Salgının ilk başladığı zamanlarda İtalya’da istisnasız herkesin ev hapsinde olduğu günlerde bir video düşmüştü sosyal medyaya. Gecenin karanlığında biri, pencerenin gerisinden boş sokağa arya okuyor, diğer evlerin açık pencerelerinden sesler ona katılıyordu. Çünkü insan sosyal bir varlık. 

Kadıköy de İstanbul’da her dönem bir buluşma yeri olmuştur. Yazın kültürümüzün en şenlikli yazarlarından Ahmet Rasim, bir gün gazetesinde oturan Refi Cevat Ulunay'a, “Papaz'ın Bağı'nda rehin kaldım, 2 lira gönder” yazılı bir pusula ulaştırır elden. Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Yahya Kemal, Ömer Seyfettin, Refik Halid, Nazım Hikmet, Neyzen Tevfik, Münir Nureddin Selçuk gibi yazar ve sanatçılarımız, yaşamlarının tüm zorluk ve zenginlikleriyle Kadıköy’den geçtiler. Zamanın inceliklerini Gülriz Sururi, Ali Neyzi, Serteller, Cahit Uçuk ve ille de Selim İleri gibi yazarlarımızın kaleminden öğreniyoruz. Geçen yüzyıl boyunca Kadıköy’ün havasını soluğumuzda hissetme olanağı doğuyor. İşte o zaman anlıyorsunuz bir kenti bu kadar kıymetli yapan özelliklerin, hayatlarla nasıl iç içe geçtiğini. 

Mühürdar Gazinosu, 1930'lar

Kadıköy'de Altıyol kavşağının ortasında şimdi fırlayıp birini toslayıverecekmiş gibi bir boğa heykeli durur. Randevulaşanlar, “Altıyol'da, heykelin orada” derler birbirlerine. Antik çağlarda da Kadıköy’deki yerleşim yerinin giriş kapısının buradan olduğu tahmin ediliyor. Bölgedeki yerleşme, Altıyol, Sakızağacı, Mühürdar ve Söğütlüçeşme arasında surlarla çevriliydi. İnşaat kazılarında bu surlara ait kalıntılara rastlanmıştır. 

Kadıköy de tıpkı karşısındaki İstanbul gibi defalarca istilaya maruz kalmıştır. Buna karşın Doğu Roma devrinden itibaren, Kadıköy’den Pendik’e kadar manastır ve kiliseler, hamamlar, saraylarla imar edilmiş bağlık bahçelik gözde bir sayfiye yeriydi. Bu yapıların taşları yıkıldıkça yeni binalarda kullanıldığından ortada pek bir kalıntı bulmak mümkün değil fakat Brias Sarayı 9. Yüzyıldan kalma bir yapı olarak Küçükyalı’da temel kalıntılarıyla da olsa duruyordu. 

Osmanlı devrinde de II. Bayezid zamanında yaptırılan başka bir sarayın, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a onartılması, Fenerbahçe’nin ilgi gördüğünü gösterir. Bu saraydan günümüze bir iz kalmamıştır. 

Ayrıca Kadıköy’den Bostancı’ya kadar bağlar meşhurdu. Feneryolu’nda Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın bağları, o bağları verimli tutmak için verdiği uğraşlar bilinir. Söğütlüçeşme bağlarının üzümlerinden yapılan şaraplar o kadar beğeniliyordu ki 20. yüzyılın başında Beyoğlu’nun en ünlü ve gözde oteli Perapalas’ta konuklara ikram ediliyordu. 

Kadıköy’ün gelişmesi asıl 1860’larda meydana gelen yangının arkasından kentsel dokunun değişmesiyle olmuştur. O zamanlar Kadıköy henüz küçük bir kasaba görünümündeydi. Yangın nedeniyle çarşıdan Altıyol’a kadar olan alanın etkilendiği, 250 hanenin yanıp kül olduğu aktarılır. Bundan sonra 19. yüzyılda İstanbul’un yangın sonrası tüm bölgelerinde uygulanan ızgara plan düzenlemeleriyle yeni bir kentleşme sürecine girildi. Çarşıdan Mühürdar’a uzanan caddenin dik sokaklarla kesildiği noktalarda köşelerin düzlenmesiyle oluşturulan minik meydanlar, o ızgara plan uygulamalarının eseridir. 

Kadıköy’ün sayfiye yeri olma özelliği uzun yıllar devam etti, çayırları, mesire yerleri önemini korudu. Nüfus henüz o kadar yoğun da değildi elbette. Şunun şurasında 40-50 yıl öncesine kadar hemen tüm yazar ve sanatçılarımız Kalamış kıyılarında, Kuşdili, Haydarpaşa, Moda’da çay bahçesi ve gazinoların, Fenerbahçe’nin devamlı müşterileri arasındaydılar. Cumhuriyet döneminin ümitlerini, hem sade gururlu coşkularını, hem de mücadelelerini, Kadıköy’ü adeta bir arka sahne yaparak, yaşamları ve bıraktıklarıyla gösterir bize bu müthiş insanlar. 

Sonra akide şekeri nasıl sessizce hayatımızdan çıkıp gittiyse öyle, o eşsiz değerlerimiz de artık yoklar. Kadıköy bugün tarihten kalma esintileriyle özellikle gençlerin cıvıltısına yerleşik bir çevre oluşturuyor. Eski günleri kıyısından da olsa hem yaşamış hem asıl sahiplerinden okuyup dinlemişler içinse Papazın Bağı’nda 2 lirayı rehin beklemek bitmeyecek gibi.  



 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahu Ural Öztürk - 1 ay önce
Pınar Hocam, ne güzel anlatmışsınız Kadıköyümüzün geçmişten bugüne değerini. Kaleminize sağlık