Haftalık Bağımsız Gazete 17 Ekim 2019

Indie müziğin emektar şövalyesi: Hakan Tamar


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 11 Nisan 2019, 15:39

Bir cumartesi akşamı, Kadıköy Karga’da oturduğum masadaki sohbetten sıkça uzaklaşıp (hayır Instagram dünyasına değil) Shazam’ın mavi dalgalar yayan düğmesine dalıyorum. “Bu neymiş ya?” diye diye merakla Shazamladığım şarkıların tamamı yeni dönem Türkçe gruplara, müzisyenlere ait. Brek, Hedonutopia, Elz and the Cult… Bazılarının sadece ismi, bazılarının bir-iki şarkısı tanıdık. İçeri girerken kimin çaldığına dikkat etmediğim için oturduğum yerden DJ kabinine doğru bakıyorum. Karga’nın kendinden sisli atmosferinde işini yapan karanlık bir siluet görüyorum. Kabinin önünde görüşü engelleyen demir bir çubuk olduğundan kafamı sağa sola yatırarak DJ’in kim olduğunu seçmeye çalışırken, kimliği netleştiren üç kilit ipucu kafamda hemen bir ampul yakıyor: Türk indie müziği, 1.90 boy ve siyah saçlar. Tabii ki Hakan Tamar!

İstanbul indie müzik camiasının en köklü emekçilerinden biri olarak sektörde geçirdiği neredeyse 30 yıl içerisinde gittiği yolu hiç değiştirmeyen, bunu da bağnaz bir inat uğruna değil de gönül verdiği müzik ve kültüre olan inancı ve paylaşma arzusundan dolayı yapmış, adeta çok âşık olduğu birini hiç bırakmamayı seçmiş sonsuz romantik bir kalp gibi Hakan. Çok uzun yıllar önce tanıştık. Onu hep radyolarda, televizyonlarda, DJ kabininde, konserlerde ve bu işle bağlantılı tüm etkinliklerde duydum, gördüm, görüyorum. Nasıl ki bir vampirin benzini kansa, Hakan’ın da benzini adeta müzik ve konserler. Giderek gençleşerek hepimizi sollayacak bir performansa imza atacak gibi görünüyor. 

Geçenlerde, onunla ve hayatı paylaştığı müzisyen Özge Fışkın’la (gördüğüm en komik çiftlerden biri) gecelerde sürekli bir araya gelişimizi bir yemekle taçlandıralım dedik. Seçimimizi onların mahallesindeki Moda Kayıkhane’nin meyhanesinden yana kullandık. Bir yandan rakımızı içerken bir yandan da Hakan’ın hayatının kıyısına köşesine doğru yolculuk ettik. Doğumu sırasında ailesi Moda’da oturuyormuş meğer, doğum için Alman Hastanesi’ne götürülüp oradan eve getirilmiş. Kadıköy’ün ruhunu ve havasını solumayı çok sevdiğinden bahsederken konu, “Uzaktan yakından kafamdan geçmiyordu, mikrofonu tadınca ölene kadar yapacağım iş olduğu ortaya çıktı” diye tanımladığı radyoculuğa geliyor.

TRT’de haber spikerliği yapan bir baba ile TRT İstanbul Radyosu, Ankara Radyosu ve İzmir Televizyonu’nda görev yapan prodüktör bir annenin oğlu olarak dünyaya gelmesi zaten onun kaderiyle ilgili ipuçları vermiş. Alman Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü kazanmış fakat bölümün kendisi için biçilmiş kaftan olmadığını anladığı sırada eve gelen bir telefon hayatında radikal bir değişime sebep olmuş. Özel radyoların yeni yeni ortaya çıktığı 90’ların başında Ömer Karacan’ın Londra’da kurduğu Number One’ın ortaklarından biri olan dayısından gelen bir telefon söz konusu olan. “Radyo kuruyoruz, gel yardım et!” teklifi ile kendini Londra’da bulduğunu anlatıyor. “Cesaret gerektiren bir karar. Seni motive eden şey müzik aşkı mıydı?” deyince kararlı bir tonla, “Evet!” diyor. Uçaktan inip radyodaki ekiple tanıştıktan 10 dakika sonra stüdyoya sokulması ve haber bültenini sunmasıyla başlayan Londra yıllarını “harika” olarak hatırlıyor. Oradaki radyo istasyonlarını dinleyerek, müzik mağazalarını dolaşarak, en iyi konserleri izleyerek, müzik dergilerini okuyarak, Köprünün Altındakiler ve Top Rock programlarını hazırlayarak süren İngiltere macerası iki sene sonra Türkiye’ye dönmesiyle son buluyor. Sonrasında adım adım devam ettiği radyolar, televizyonlar o kadar çok ki, kendisi bile sayarken “Kronolojiyi şaşırmış olabilirim” diyor. Power FM, Radyo5, Cine5, Radio Hot, Hot TV, Dinamo, TRT Radyo-3, kendi kurduğu internet radyosu Radiofil, Dream TV, gazete ve dergilere yazdığı müzik yazılarıyla geçen yıllar sonunda şimdi Radyo Eksen’de iki programı var: Mod ve Kaldığı Yerden. Hatta Mod’la oylaması 26 Nisan’a kadar devam eden Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri’nde En İyi Radyo Programı dalında aday.

“Müzikte hep alternatif kulvardaydın. Radyo programlarını çizgini hiç bozmadan devam ettirdin, ana akıma taşımayı tercih etmedin. Bunu bozmamanın nedeni tabii ki müziğe duyduğun aşktır ama yapınla ve hatta Alman Liseli olmaktan gelen bir disiplinle bağlantısı da var mı? Bir şeyi aldın, sevdin ve onu sonuna kadar devam ettirme prensibi mi?” diyorum. Bir süre düşündükten sonra, “Çok fazla şey var bunun içerisinde” diyor. “Radyoculuk bir yandan beni iyileştiriyor, rehabilitasyon gibi, bir yandan bana disiplin veriyor, bir yandan kendimi ifade etme alanı. Hayat nasıl durmuyorsa bu da durmuyor. Kendini hep geliştirmelisin. Sadece müzik alanında da değil; öğrendiklerin, okudukların, seyrettiklerin… Çünkü bunları aktarıyorsun. Sen o sırada zamanın ruhusun ve onu veriyorsun. Her programa ilk program ve son program gibi yaklaşıyorsun. Belge bırakıyorsun. Bütün bu zaman içerisinde olup bitene dair bir belge.”

Sohbet sırasında konu konuyu açarken en büyük müjdeyi veriyor: Bir plak şirketi kurmak üzere. “Artık son düzlükteyim. Adı Tamar Records olacak. Bağımsız bir plak şirketi. Her açıdan her şeyin adil ve şeffaf olmasına çalışıyorum” diyor. Albümünü yayınlayacağı sürpriz isimlerle görüşmeleri devam ediyor. Bu konuyla ilgili son derece heyecanlı ve kafasında birçok plan proje mevcut. Yaptığı her şeyi iyi yapmak ve bulunduğu kulvarda başarılı olmak istediğinden bahsediyor. Onu bunca yıllık birikimine rağmen “caka satarken” hiç görmediğimden bahsediyorum. Cevabı çok yalın: “Öyle bir insan değilim çünkü.” Kendisini sürekli geliştirmek en büyük gayesi. “Bilmediğim daha o kadar çok şey var ki. Öğrenmeye aç bir insanım. Ne mutluyum ki hayatımın içerisinde müzik mevcut. Ölene kadar yapabileceğim bir iş. Hiçbir zaman yalnız kalmayacağım. Çünkü herkes gitse bile müzik hep var.”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.