Yaşlı bir doktor anılarını anlatıyordu: “Son anlarını yaşamakta olan pek çok kişinin yanında bulundum. Hiç kimsenin, “Bana diplomalarımı getirin, banka hesap defterlerimi, tapularımı son bir kez görmek istiyorum. Ödüllerimi, madalyalarımı getirin” dediğini duymadım. Genelde yakınlarını yanlarında görmek ve helalleşmek istiyorlardı. Bazıları ise vasiyet yaparak sahip oldukları şeyleri paylaştırmaya çalışıyordu.”
Bu dünyadan ayrılırken insanlar, diğer insanlarla olan ilişkilerini düzeltme çabası içine giriyorlar. Bir ömür verdikleri maddi şeylerin önemlerini yitirdiklerini, para, mal, mülk, diploma, şan, şöhret, her şeyin bu dünyada kalacağını görüyor hiç olmazsa iyi ilişkiler içinde bir vedalaşma yapmak istiyorlar. Ölüm bir gerçektir. Her insan mutlaka ölür. İnsanlarla olan ilişkilerimizi her şeyin bitmekte olduğu son anlarda, ölüm döşeğinde düzeltmek yerine hayatımızı iyi ilişkiler içinde geçirme çabasında olmalıyız. O zaman kavgalar, mücadeleler, çekişmeler, kapışmalar biter. İnsan ilişkilerine hak, hukuk, adalet, dürüstlük, saygı ve sevgi egemen olur.
Dünyada bırakılan miraslardan, üçüncü nesle geçen pek görülmemiştir. Kalan servet ne kadar büyük olursa olsun birinci veya ikinci nesilde bitiyor. Evrende sonsuza dek kalıcı olan tek şey sevgidir. İnsanlar dünyasal mücadelelerden kurtulup sevgiyi yaşayabilselerdi, savaşlar, fetihler, yağmalar yerine barış ve dostluk yaşanırdı. Gerçek huzur çok şeye sahip olmakla değil, insanlarla iyi ilişkiler içinde olmakla kazanılır.
Her insan mutlaka sevgiyi öğrenmelidir. Çünkü bu dünyada yolumuzu aydınlatan sevgidir. Allah’ın huzurunda da onunla değerlendiriliriz. Huzuruna vardığımızda Allah diğer insanlarla olan ilişkilerimizi sorar. Özellikle bize ihtiyacı olan insanlara nasıl davrandığımıza bakar. Hazreti Muhammed buyuruyor: “Kıyamet gününde Aziz ve Celil olan Allah buyuracak. ‘Ey Âdemoğlu! Ben hasta oldum sen beni ziyaret etmedin, açtım beni doyurmadın, susuzdum bir tas su vermedin.’ Kul cevap verir: ‘Ey Rabbim ben seni nasıl ziyaret eder, nasıl doyurur, nasıl su verirdim ki’? Yüce Allah: ‘Ey kulum, komşunda hasta vardı, ziyaret etmedin; ailende aç vardı, doyurmadın; yakınında su bekleyenler vardı, ilgilenmedin. Eğer onların beklentilerini karşılasaydın, benim beklentilerimi karşılamış olurdun’ buyurur.” Bu dünyada Allah’ı sevmenin yolu O’nun kullarını sevmek ve karşılık beklemeden onlara hizmet etmektir.
Allah dünyasal olarak bizlere verdiği her şeyi başka insanlarla paylaşmamız, başka insanlara yararlı olmamız ve hizmet etmemiz için verir. Sevgi eylemdir. Vermeden sevginizi ortaya dökemezsiniz. “Seviyorum” demekle sevgi olmaz. Sevginiz, sevdiğiniz kimseyi yüceltmeli, büyütmeli, gereksinimlerini karşılamalı, yolunu aydınlatmalı, ufkunu açmalıdır. Sevginiz, sevdiğiniz insana hayırlı ve yararlı katkılar yapmalıdır. Seven insan hiç çekinmeden en değerli şeylerini, özellikle zamanını sevdiklerine verebilmelidir.
Sevdiğimiz insanlara zaman ayıramadığımız için ne büyük şeyler kaybetmişizdir. Evlendiğim günler mali yönden yaşamımın en zor dönemleriydi. İlk çocuğum doğduğunda amansız bir geçim mücadelesi veriyordum. Haftanın yedi günü gece gündüz çalışıyordum. İkinci çocuğum doğduğunda hala aynı tempo devam ediyordu. Çocuklarımla ne doyasıya oynayabildim, ne doyasıya görebildim, ne de gönlümün arzu ettiği kadar ilgilenebildim. Şimdi ben “Çocuklarımı çocukluk dönemlerinde yeterince sevdim” diyebilir miyim? Geçim mücadelesi içinde çocuklarıma yeterli zamanı ayıramamak hayatımın en büyük pişmanlığıdır. Şimdi gördüğüm her gence, “Ne pahasına olursa olsun çocuklarınıza zaman ayırınız, doyasıya seviniz” diyorum. Kaçan hiç bir saniye, sevmeden geçen hiç bir dakika geri dönmüyor.
Sevmenin en iyi zamanı “şimdi”dir. Kaçırdığım sevgilere hayıflanıyor, şimdi sevgiyle yaşamak istiyorum. Sevdiğim işleri yapmaya, sevdiğim insanlarla birlikte olmaya, eşime, torunuma, çocuklarıma ve akrabalarıma daha çok zaman ayırmak istiyorum.
Geçenlerde genç bir iş adamı dertleniyordu: “Eşimin ve çocuklarımın her ihtiyaçlarını bol bol karşılıyorum. Her istediklerini fazla fazla alıyorum fakat özellikle eşimin şikâyetlerini bir türlü bitiremiyorum” diyordu. Sordum: “Eşinle, çocuklarınla arkadaşlık yapıyor musun, onlara yeterli zamanı ayırabiliyor musun?” “Henüz yapamıyorum; biraz daha zamana ihtiyacım var” dedi. Hemen kendi yaşadıklarımı ve kayıplarımı anlattım. “Madem eşin ve çocukların şu anda evdeler, hiç zaman kaybetme, şimdi eve git, onlara sarıl ve sev” dedim. Sevgi yarına bırakılmamalıdır. Yarınlar belli olmaz; yarınlara güven olmaz. Koşullar değişir. Her şey aynı kalabilse bile çocuklar büyür. “Bekletme onları şimdi git, sarıl ve sev” dedim.
Peki ya sizler, bu yazıyı okuyan değerli dostlarım; siz de hiç zaman kaybetmeyiniz. Hemen koşunuz, eşinizi, çocuklarınızı, akrabalarınızı doyasıya seviniz. Sevginizi tüm insanlara yayınız ki siz de sevgi içinde yaşayabilesiniz.