Haftalık Bağımsız Gazete 28 Kasım 2020

İki trompet sanatçısı, onlarca ses ve his


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 23 Ekim 2020, 10:56

Şarkı keşfetmenin bir hikâyesi olduğunda yani o şarkıyı keşfetmek için emek harcadığında, hayatında kapladığı yer de daha derin oluyor. Hakan Kurşun’un Boğazın Üstünde şarkısına bayılıp Kaos kasetini (evet kaset) haftalarca aradığım ve sonunda Beyoğlu’nda bir müzik dükkânında kalan son bir taneyi satın aldığım gün gibi. Aradığımızı saniyesinde bulduğumuz bir çağda, aradığını bulamamak, hasretle onu aramak sonunda ‘kavuşmak’, bulduğunda yüzlerce kez dinlemek falan ne kadar uzak kavramlar şimdi. Telefonlara yüklenen Shazam hayatımızı çok kolaylaştırdı belki ama benim aklımdan çıkmayacak olan, radyoda çalan şarkı için radyoyu arayıp DJ’le görüşmek istediğim, DJ reklam arasına girip de telefona geldiği zaman şarkının melodisini ona söyleyerek ismini öğrendiğim zamanlar. Emek vardı orada yahu; ara koca radyoyu, el âlemin kadınına/adamına telefonda şarkı söyle. Şimdi Shazam listeme dönüp baktığımda ‘shazamladığımı' bile hatırlamadığım şarkılarla dolu bir yer olduğunu görüyorum.

Geçenlerde yönetmen arkadaşım Levent Sevi’nin bir Instagram paylaşımına eklediği şarkı dikkatimi çekti. Levent müzisyen ismi etiketlememişti, gönderinin altında sadece Parçalanmadan yazıyordu ve Pele etiketliydi. Evet, bildiğimiz futbolcu Pele. Levent’in renkli ve fantastik kafasını bildiğimden mutlaka benim anlamadığım entelektüel bir gönderme yapıyordur diye düşünüp şarkının ne olduğunu bulabilmek için ona mesaj atmadan (evet böyle de maceracıyım) en sevdiğim yöntemlerden biri olan ‘sözleri Google’a yazma’yı kullandım ve karşıma Dilan Balkay ismi çıktı. Hemen ismi Instagram’a yazdım ve ‘Pelesenkville’ adıyla harika bir kız çıktı karşıma. Böyle karşılaşmalar bana acayip heyecan veriyor. Sesini, üretimini, tavrını beğendiğim hemcinslerimi görmek, dinlemek, tanımak, tanışmak…

Parçalanmadan, Dilan’ın 2 Ekim’de yayınlanan teklisi. Meğer trompet sanatçısıymış ve aynı zamanda Evrencan Gündüz’le çalıyormuş, bilmiyordum. Kuzenimin takipçiler arasında olduğunu görünce ona sordum, “Ben birkaç kez sahnede izledim, bu kadar sessiz görünüp parlayan birini görmedim” dedi. 2019’da Bizi Bir Ettim ve Derken teklilerini, bu yılın nisan ayında da Hepsi Kafamda’yı (Can Ozan’la birlikte) yayınlayan Balkay’ın şarkılarını sırayla dinlediğimde her yeni işinde biraz daha üzerine ekleyerek ve rahat şekilde yola devam ettiğini gördüm. Son derece akıcı bir stili var ve multi enstrümanistliği sayesinde de yolu çok açık. (Bu arada bir not: Levent’e sonradan, “Niye Pele’yi etiketledin?” diye sorduğumda, “Yazarken yanlışlıkla Pele’ye tıkladım sanırım. Bilseydim başına ‘Taçsız Kral’ filan da yazardım” cevabıyla kafamda yarattığım gizem balonunu patlatmış oldu.)

Bu keşiften birkaç gün sonra birlikte uzun yıllardır çaldığım ve her şartta her şarkıya (o an ilk kez dinliyor bile olsa) muhteşem dokunuşlar yapan trompet ustası Serkan Emre Çiftçi’nin ilk albümü Ekim (LU Records) yayınlandı. Sihirli trompetini, synthesizer ve elektronik dünya ile buluşturduğu altı şarkılık 25 dakikalık bu albümüyle başka dünyalara, boyutlara götürüyor Serkan bizi. İçinde olduğu her projeye (başta Gevende olmak üzere, Gökhan Türkmen ve Cava Grande ile çalışıyor) hem iyi müzik hem de iyi insanlık katan birini bulmak bu sektörde hakikaten zor. Albümde kayıt, besteler, aranjman ve prodüksiyon Serkan’a ait. Miks kendisiyle birlikte Emre Ataker’in imzasını taşıyor. Kapak tasarımını yapan fotoğraf sanatçısı Orhan Cem Çetin her şarkı için ayrı görseller hazırlamış. Albümü gün batımında dinledim, Kayıp adlı şarkıya bayıldım. Yağmur’un ise bir Netflix dizisinde çok rahat jenerik müziği olarak kullanılabileceğini düşünüyorum. Baştan sona ince düşünülmüş, duygu dünyasını çok iyi yansıtan, adı gibi cool bir sıcaklığa sahip Ekim. Yazılarımı yazarken arkada çalan şarkılar arasına eklendi.


 

2020’de tüm dünyanın tepetaklak oluşuna, yaşadığımız zorluklara ve belirsiz bir geleceğe rağmen yeni şarkılar üretilmeye ve yayınlanmaya devam ediyor. Aslında hayatta, “Büyük sıkıntılardan hakiki şarkılar çıkar” anlayışına inanan biri olarak, bu sürecin büyük darbe alan müzik sektörü için aynı zamanda en üretken, yaratıcı dönemlerden biri olacağına da inanıyorum. Ya da buna inanmak zorundayım, bilmiyorum. İyi haberlerin miniminnacık kaldığı bir dünya ve ülkede, tüm bu yaşadıklarımızdan bir ‘hayır ve uğur’ çıkarmak zorundayız. Umarım her şey ümit ettiğimiz gibi olur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.