Haftalık Bağımsız Gazete 19 Haziran 2019

Her şey için teşekkürler…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 23 Mayıs 2019, 15:01

İnsan; okuduğunun % 10’unu, işittiğinin % 20’sini, gördüğünün % 30’unu, görüp, duyduklarının % 50’sini, görüp, duyup ve söylediklerinin % 80’ini, görüp, duyup, söyleyip ve dokunduklarının % 90’ını hatırlamaktaymış… Başına sıfır veya bir rakamını koyarak girdiğimiz vikipedi’nin ‘insan’ tanımı ise şu sözlerden oluşuyor: “Taksonomik adıyla Homo sapiens (Latince ‘akıllı insan’ veya ‘bilen insan’), primatlar takımının büyük insansı maymunlar familyasının Homo cinsinde bulunan tek canlı türü. Anatomik olarak 200 bin yıl önce Afrika’da ortaya çıkmış ve modern davranışlarına 50 bin yıl önce kavuşmuştur… Devamı bildiğimiz yahut bildiğimizi sandığımız hikaye… Beynimizin yaklaşık ağırlığının 1,5 kg. olduğunu, 100 milyar nörondan (beyin hücresi) oluştuğunu, yüzde 70 - 75’inin sudan oluştuğunu, su oranını saymazsak da yüzde 60’ının yağdan meydana geldiğini düşünürsek; yavaştan elimizde ne varsa bırakıp, olduğumuz yere oturup, sakinde düşünme eylemine dalabilir miyiz lütfen!

Sizleri bu hafta, Kadıköy müdavimi bir arkadaşın; ‘seni, beğeneceğini düşündüğüm ve Moda’yla yaşıt yani 120 yaşında bir yere götüreceğim’ deyip, yollara düştüğümüz Şair Nefi Sokak’ın yeni sakini Rita Moda’ya götürmek istiyorum. Oyuncu İlker Ayrık ve eşi Sanem Bağcı Ayrık’ın hayata geçirdiği üç katlı, tarihi bir köşkte misafirlerini ağırlayan Rita’nın çatı ve bahçe katında; kahvaltıdan, öğle ve akşam yemeğine pek çok lezzeti deneyimleyebilirsiniz. Çarşamba, cuma ve cumartesi akşamları, canlı DJ performanslarının olduğu mekânın şarap mönüsü ise Türkiye’nin farklı bölgelerinden birçok yerel markaya yer veren bir kava sahip…

Ayın müjdeli haberi ise 15. yılını kutlayan ve bir vakitler veda ettiğine üzüldüğümüz One Love Festival’den geliyor. Festival geri döndü. Büyük buluşma 20 Temmuz. Güzergâh startını Parkorman’da verecek ve günün ilk ışıklarını görene değin de Volkswagen Arena’da devam edecek. Britanyalı elektronika üçlüsü Years & Years; Paris merkezli müzik ve video ikilisi The Blaze ve İngiliz indie, folk şarkıcısı ve söz yazarı Michael Kiwanuka gibi isimler festivalin şahanelikleri arasında…

Sabıkalı Kalpler…

“Sanatın bir şifa tarafı olduğuna inanıyorum” diyen, nazarımda da her daim ferah ve kocaman kalbiyle sahne önünde yahut arkasında en kallavisinden endam eden Ayşe Lebriz Berkem’in son işi “Sabıkalı Kalpler” bu haftanın dikizine düşen… Jane Martin takma adıyla bilinen Amerikalı oyun yazarının metni olan “Sabıkalı Kalpler”, Fabula Tiyatro’nun ilk yapımı. Boşanma aşamasında olan Ata ile bir gece yarısı onun evine giren hırsız Bo arasındaki güç dengesinin beklenmedik bir anda değişimi ile gelişen trajikomik olayları anlatan metin, eğlenceli ve aynı zamanda fona yasladığı mevzular nedeniyle de sert bir anlatıma sahip ki bu durum seyircisine başka boyutta, yan yolları da keşfetmesini sağlıyor. Farklı sınıflara mensup iki kadının ikili ilişkilerine, ‘kadın’ olma meselesine, toplumdaki şiddete ve sınıf çatışmasına dair yaptıkları yer yer sert tartışma ve iletişim kurma çabaları oyun ilerledikçe birbirlerinin hikâyelerini dinledikleri bir empatiye ve uzlaşmaya evriliyor diyen, kara komediyi perspektifine odaklayan oyunun yaratıcısı Berkem bir söyleşisinde mevzunun hissiyatını şöyle dile getiriyor: “Sabıkalı Kalpler’de sadece bir ayrılık hikâyesi yok. Burada katmanlar var. Bu katmanların hepsi o kadar sosyolojik, toplumsal ve sisteme dair ki… Hepsi oyunda bir araya gelmiş gibi. Oyundaki kadın karakterin ayağa kalkması, kendi varoluşsal anlamını yakalayabilmesi için bir ötekiye ihtiyaç olduğunu görüyoruz.” 

Berkem’in yönettiği, Füsun Günersel’in dilimize çevirdiği, Sündüz Haşar’ın dramaturgluğunu, Kemal Yiğitcan’ın ışık tasarımını, Zeynep Erdem’in dekor ve kostüm tasarımını, Anıl Önder’in müziklerini üstlendiği oyunun yönetmen yardımcısı Cihan Barış Özkan. Oyuna hayat verenlerse: Dilhan Naz Özgülüş, Ayşe Yazıcı, Kayhan Açıkgöz, Uluç Özkök ve Meriç Cınbarcı.

İzninizle Berkem’in oyuna dair paylaşımıyla haftanın veda busesini şuracığa bırakmak istiyorum: “Hayat tesadüfleri de içeriyor. Bu tesadüfler bazen unuttuğumuzu sandığımız, görmek istemediğimiz, reddettiğimiz ne varsa bizi tek tek yüzleştiriyor. Yaşamaya buradan başlamak, ucu bucağı belli olan şu yeryüzünü sonsuzluğa taşıyabilecek özgürlüğü de getiriyor. O halde bize de Şilili müzisyen Violeta Parra’nın efsanevi “Gracias a la vida” şarkısındaki sözleriyle teşekkür etmek kalıyor: Teşekkürler hayat, her şey için. / Yıkıntılardan kendimi yeniden yaratabildiğim / ve yeniden hayata sunabildiğim için, / kahkahalarım, gözyaşlarım / ve bu şarkı için. / Her şey için teşekkürler…”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.