Haftalık Bağımsız Gazete 17 Kasım 2019

“Hepimiz zenciyiz”


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 07 Kasım 2019, 09:12

memisbetul@gmail.com

“Eğer geçmişte bireyin dramı sermaye tarafından sömürülmek idiyse, bugün çokluk için trajedi artık sömürülemez bile olmak, sermayenin artık hiç ihtiyaç duymadığı, bir kenara terk edilmiş ‘fuzuli insanlık’ içinde sürgün nesnesi olmaktır. (…) Kapitalizmin ilk zamanlarında yalnızca zenci kölelerin maruz kaldığı sistemik tehlikeler, artık bütün alt insanlıklar için norm haline gelmemişse bile, hepsinin payına düşeni oluşturuyor. Zenci olma koşulunun bu evrenselleşme eğilimi, yepyeni emperyal pratiklerin ortaya çıkmasıyla at başı gidiyor. (…) İşte bu yeni yıpranabilirliği, bu eriyebilirliği, bunların yeni varoluş kuralı olarak kurumlaşmalarını ve bütün dünyaya yayılmalarını, dünyanın zenci geleceği diye adlandırıyoruz.” Günümüzün önde gelen post-kolonyal düşünürlerinden Joseph-Achille Mbembe’nin İletişim Yayınları’ndan (Ekim’de) çıkan “Zenci Aklın Eleştirisi” adlı kitabı bu meramdan veriyor hemhalini. 

“İlk taşı günahsız olanımız atsın” yahut “hepimiz zenciyiz” perdesinden verdiğim rotada, tam da Mbembe’nin kitabını hatmederken, mail kutuma şu bilgiler düşüyor. Bu yılın başında yapılan “Türkiye’deki Dijital Dünyaya Genel Bakış” başlıklı istatistiğe göre 82.4 milyon nüfusa sahip Türkiye’de, nüfusun yüzde 72’sini oluşturan 59.36 milyon internet kullanıcısı var. Ve bunların 56.3 milyonu telefonlarından internete bağlanıyor. Nüfusun yüzde 63’ünü oluşturan 52 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı ve yüzde 53’ünü oluşturan da 44 milyon aktif mobil sosyal medya kullanıcısı bulunmakta. Elektronik cihaz kullanımındaki sonuçlar ise: Yetişkinlerin yüzde 98’inin cep telefonu kullandığı ve bunların yüzde 77’sinin de akıllı telefon kullandığı yönünde. Masaüstü bilgisayar veya laptop kullananların oranı yüzde 48 iken, tabletçilerin oranı yüzde 25. Televizyon kullanımı ise yüzde 99… İnsanlar internette günde ortalama 7 saat geçiriyorlarmış; 2 saat 46 dk. sosyal medyada, 3 saat 9 dk. TV başında, 1 saat 15 dk. da müzik dinleyerek. Mbenbe’nin dillendirdiği “fuzuli insanlık”tan ne kadar nasibimizi aldık, alıyoruz, bilmiyorum ama şimdilik bulunduğumuz paralel evrenden (ister inadına, ister öylesine tebessümlü-tebessümsüz) devam!

Ayın fonunu ise en hissiyatlısından ortaya serip, geliyorum sebebi ziyaretime. 7 Kasım 2016’da bu âleme veda eden Kanadalı yazar, şair, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen’in son döneminde üzerinde çalıştığı kayıtları gün yüzüne çıkaracak olan “Thanks For The Dance”ın yayın tarihini beklerken albümden bir kayıt daha paylaşıldı. Eylül’de paylaşılan tanıtım şarkısı “The Goal”un ardından, “The Happens to Heart” albümünün ilk resmi single’ı olarak karşımızda. Cohen’in müzisyen oğlu Adam Cohen’in yapımcısı olduğu albüm, 22 Kasım’da Sony Music Entertainment etiketiyle piyasaya sürülecek. Yaklaşık 48 yıllık müzik kariyerine 14 albüm sığdıran, ilk şiir kitabını 22 yaşında yazan ve ilk albümünü ise 33 yaşındayken çıkaran Cohen, 82 yaşına kadar üretmeye devam edenlerden. Yaşamak için mi devam, devam edebilmek için mi yaşamak yoksa her ikisi de mi; bu soruyu size pasladım ve gittim ben… 

Bir baba-oğul hikâyesi

Sezon daha başlamadan ses getiren oyunlarda bir tanesi de Pangea Yapım’ın işlerinden olan “Evlat”… Son yıllarda, tiyatro sahnesinde, televizyon yüzlerini ve en çok da popüler isimleri görmek; aslında seyirci için ne denli şahane ve gerekli bilgidir bilmiyorum (‘biletler tükendi’ kısmına bakılırsa sandalyelerin –dolduğu kesin) ama bazılarımız ‘coğrafyanın tiyatro tarihi açısından zaman gösterecek’ demekle yetiniyor. O kadar zamanımız var mı bundan da şüpheliyim; ki burada bir “erken içimden geldi” notu bile sıkıştıramıyorum zamansızlıktan.

“Evlat” da popüler oyuncuların performanslarından nasiplenenlerden ve The Times’a göre, “çağımızın en heyecan verici oyun yazarı” Fransız roman ve oyun yazarı Florian Zeller’in kaleminden çıkma bir metin olması sebebiyle de izlek halimizi daha bir odağa almamızı sağlayanlardan… (Meraklısına not: Zeller’i, Mehmet Ergen uyarlamasıyla sahnelenen ve Kubilay Tunçer, Levent Üzümcü, Neslihan Yeldan ve Özge Özder’in oynadığı Gerçek adlı oyundan hatırlayanlarınız olacaktır. Bu arada, oyun sahnelenmeye devam ediyor.) “Artificial Snow” adlı ilk romanını 20 yaşında yazan Zeller’in bu oyunu aslında bir aile üçlemesinin parçası; “Anne”, “Baba” ve “Oğul (Evlat)”… Hira Tekindor’un Türkçe’ye çevirdiği, Nisan Ceren Göçen’in yapımcılığını üstlendiği ve Ömer Sarıgedik’in müziklerini icra ettiği metne hayat verenlerse; Onur Saylak, Cem Yiğit Üzümoğlu, Sezin Akbaşoğulları, Şükran Ovalı, Esra Bağışgil, Burakcan Doğan. 

Bir baba ve oğul hikâyesinin anlatıldığı oyunun yönetmeni; “Yutmak”, “Killology” ve “Kalp” gibi oyunlardan adına aşina olduğumuz İbrahim Çiçek. “Aile bağları o kadar ağırdır ki taşımak için iki kişi gerekir, hatta üç,” diyen Fransız yazar Alexandre Dumas’ın cümlesinin yamacına, sistemin dayattığı “aile” kavramının içinde kendine yaşam alanı yahut bir yaşam formu bulamayanlardansanız “Evlat” doğru adres olabilir… 

“Sade bir izlek” olarak düşmem gereken es notu ise: Açıkçası dört ana karakterin birbirini tamam eden akışını yakalayamadım! Yani işitme ve görme duyularım replik ve performansların takibinde olamadı. Her ne kadar dekorun arz-ı endamı ve fon olan oyun müziklerinin yaratmaya çalıştığı bir fotoğraflama hali olsa da, o fotoğraftaki kare, ne yazık ki beni “anne-baba-oğul” üçgenine dâhil edemedi. Fakat O. Saylak ve C. Üzümoğlu’nun oyunculukları beni oyunda tutan, kafamda başka pencereler açmayı sağlayan performanslardı. S. Akbaşoğulları’nın seyir halini coşturan nice şahane oyunculuğunu izlediğimden, nedense burada yer yer “ne gerek vardı ki” dedirten ve “aşırı-abartı” yorumlama şeklini sevemedim. Ş. Ovalı’nın oyunculuğu içinse tiyatroya biraz daha ısındıktan ve benim de onu seyir mesaisine yatırdıktan sonra, üzerine kelam etmem daha doğru olacak. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.