Haftalık Bağımsız Gazete 18 Kasım 2019

HAYAT SPOYLIRLARI 


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 05 Nisan 2018, 14:53

Kazma küreğin yakıldığı bir ayda güneşli bir günden daha güzel bir sebep olamaz diyerek Moda çay bahçesinin yolunu tutuyorum, Adalar için henüz erken tabi.

Efendim, adalar için dört tarafı suyla çevrili kara parçaları denir de, aslında hiç de öyle değildir. Tüm adaları dörtgen zanneden bir görüştür bu. 

Ama öyle adalar vardır ki, üç tarafı denizle çevrili şekilde üçgen adaları, beş tarafı denizle çevrili beşgen adaları böyle tanımlarsanız yanlış olur biraz. Üçgen bir adanın neden dört tarafı denizle çevrili olsun değil mi?

Tıpkı futbola, basketbola ‘takım oyunu’ diyerek kolektif bir başarıya odaklanmayı sağlama amacında olduğu gibi…

Eğri oturup, doğru konuşalım; futbol, basketbol sadece bir takım oyunuysa, bireysel olarak diğerlerinden ayrı milyonlar kazanan futbolcu veya basketçiler nedir peki?

Aksine takım sporcusu olmayan bireysel sporcu olan atlet, eskrimci, güreşçinin hiç duyan var mı milyonlar, milyarlar kazandığını?   

Sporcu deyince, bu arada Türkmenistan’da ‘At Bakanlığı’ olduğunu biliyor muydunuz? Hangi hayvan olursa olsun, bir hayvana dair bakanlık olması ne kadar umut verici, ne kadar güzel bir şey.    

Bazı lokasyonların tarihlerine biz mi ilgi duymuyoruz yoksa özellikle mi gündeme hiç gelmez bilemiyorum? Mesela Kuzey Amerika’nın tarihini, ABD’nin Kızılderili katliamlarını, Amerikan kovboylarını, Amerikalıların kırmızı urbalı İngilizlere karşı bağımsızlık savaşını, ku klux klanlarını dahi az çok biliyoruz da, Güney Amerika tarihini hiç biliyor muyuz? (Özel merakından araştıranlar hariç) Öyle ya; Brezilya, Arjantin, Paraguay, vb bir sürü ülke var ne olmuş ne bitmiş oralarda zamanında, hiç belli değil gibi. Sanki İnkalardan, Azteklerden sonra hop diye bu devletler belirivermiş gibi. Güney Amerika’nın tarihine dair en bildiğimiz şey Escobar isimli uyuşturucu mafya reisinin hikâyesi, ehh o da Narcos isimli dizi sayesinde biraz.

Dizi deyince; laptop bilgisayardan, ipadlerden dizi izleyenlerden sonra şimdi de cep telefonlarından dizi izleyenlerin sayısı hayli fazla… Şundan 25 sene önce; ‘Telefondan dizi izleyeceksin.’ deseler; ‘Yok artık, çamaşır makinesiyle de balık mı tutacağız?’  diye dalga geçerdik herhalde (gerçekten de yapıyorlarmış. Yok, yok o kadarı da olmaz herhalde. Yani umarım.).

Evet, akıllı telefondan önceki nesil cep telefonları küçüle küçüle tam kulağımızın deliğine kaçıp kaybolmak üzereyken akıllı telefon icat edildi de bu süreç tersine döndü son anda. Telefonların ebadı sürekli büyüyor şimdi de. 

Sadece fotoğraf çekimi, yol bulma, mail okuma gibi ihtiyaçlar değil, ilişkiler de telefonla başlıyor çoğu zaman. Telefondan yönetiliyor. Emojiler, önce sen kapatlar filan derken ve telefonla da bitebiliyor maalesef telefonda bir takım mesajlar yakalanıp. Ne diyelim. Yapacak bir şey yok.İyi yönetilemeyen ilişkilere de kayyum atanacak değil ya.

Gelişen teknoloji iyidir yine de…

Bu arada; tamam sağolsunlar, varolsunlar yaptıkları için fakat engelli asansörü yapanlar sanırım tüm engellileri yürüme engelli zannediyorlar. Mesela hiçbir engelli asansöründe görme engelliler için sesli olarak ‘Asansör şu kata geldi!’ dediğini duymadığım gibi kat düğmelerinde de kör alfabesi tırtıkları göremedim.  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa pürümür - 2 yıl önce
Fatih Bey;
Yazılarınızı çok büyük zevkle okuyorum. Gönlünüze sağlık.
Sevgiler