Haftalık Bağımsız Gazete 13 Kasım 2018

Hangimiz sevmedik…


Ugur VARDAN

Ugur VARDAN

Okunma 01 Kasım 2018, 16:55

Bazı hayatların bizatihi kendisi adeta bir film senaryosudur. Gözümüzün önünde yaşansa ve kamuya alabildiğine açık olsa da… Arabeskin unutulmaz seslerinden ‘Rahmetli’ Müslüm Gürses’in öyküsü işte bu türden bir yapıya sahipti. Dolayısıyla bir şekilde sinemaya uğrayacaktı, ilk buluşma ‘Müslüm Baba’ adlı kurgusal filme nasipmiş (‘kurgusal’ diyorum, çünkü Gürses’in hayatı daha önce kimi belgesellerde karşımıza çıkmıştı).

Yönetmenliğini iki ismin, Ketche ve Can Ulkay’ın üstlendiği yapım, klasik anlamda bir biyografik çalışma. Gürses’in travmalarla dolu hayatı öylesine gelgitlerle, uçlarda gezinen anlarla dolu ki, zaten bu hikâyeyi hiçbir özel dokunuş yapmadan izleseniz (ya da dinleseniz) bile fazlasıyla etkileneceğiniz muhakkak. ‘Müslüm Baba’ adlı film de neredeyse bunu birebir gerçekleştiriyor. Ana karakterinin Urfa’da başlayan, Adana’da filizlenen ve nihayetinde İstanbul’da sona eren öyküsünü perdeye taşırken fazlasıyla klişelere dayanan bir anlatımla karşılaşıyoruz. Yıkanmış perdeler arasında oynayan çocuklar, yağmur damlaları arasında ellerini açmış karakterler vs. daha önce birçok filmde karşımıza çıkan kadrajlar. Ama yine de bu bildik görsel reflekslere sahip filmin kendince bir ruhu, duygusu var ve bu özelliklerini seyircisine geçirmeyi başarıyor. Ayrıca öykünün ağlatıcı, yürek yakıcı yanlarını aktarmada da başarılı. Keza Gürses’in Muhterem Nur’la olan ilişkisini de açmazlarıyla birlikte son derece sıcak, samimi ve içtenlikle perdeye taşımış. Evet, seyircisini ağlatıyor ‘Müslüm Baba’. Bu, tabii ki filmin başarısını açıklamak için en önemli kriter olamaz ama etkileyici bir öyküyü, etkisini hissettirerek izleyicisine geçirmek kayda değer bir çaba diye düşünüyorum.

Öte yandan ‘Müslüm Baba’ya ilişkin ‘sosyolojik bakış açısı’ndan yoksun olduğuna ve Gürses’in kitleleri etkileme gücünden çok bahsetmediğine, bu yönüne vurgu yapmadığına dair eleştirilerde bulunuldu. Bence de evet, bu yönlere ilişkin vurgular daha güçlü olabilirdi ama filmin derdinin bu olmadığı ve kendi derdinin üstesinden geldiği kanısındayım. 

Bu arada karşımıza gelen yapıtta etkileyici yanlarından biri de performanslar. Timuçin Esen, Müslüm Gürses’i ete kemiğe büründürmede ve şarkılarını dillendirmede çok başarılı. Zerrin Tekindor da, Gürses’in hayat arkadaşı Muhterem Nur’da iyi oynuyor. Tek problem fizik olarak canlandırdığı karakteri andırmaması. Ana karakterin gençliğini oynayan Şahin Kendirci ve ona yol gösteren, ufkunu açan bağlama ustası Limoncu Ali’de Erkan Can da çok başarılı performanslar ortaya koymuş. Sonuç olarak ‘Müslüm Baba’, eksiklerine rağmen izlenmeyi hak eden bir çalışma olmuş.

***

Belli bir yaşa gelmelerine rağmen ailelerinden ayrılıp kendi rotalarını çizememiş iki genç. Günün birinde makûs talihlerini yenmek için harekete geçerler ve Meksika Ulusal Müzesi’ni soymaya karar verirler. Eylem gerçekleştirilir ama bu kez de çaldıkları son değerli parçaları nasıl satacakları sorun teşkil edecektir. Alonso Ruizpalacios imzalı Meksika yapımı ‘Müze’ (‘Museo’), sade ama son derece etkileyici bir hikâye anlatıyor. Filmin başrollerinde Gael García Bernal, Leonardo Ortizgris, Simon Russell Beale ve Lynn Gilmartin gibi oyuncular rol alıyor.

***

Puan cetveli

Müslüm Baba ............................ 3.5

Müze ......................................... 3.5

Napoli’nin Sırrı ........................... 2.5

Çirkin Kral Efsanesi ................. 3.5

Climax ........................................ 2.5

Bohemian Rhapsody ................ 4

Cadılar Bayramı .......................... 2.5

Fındıkkıran ve Dört Diyar ......... 2.5

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.