Haftalık Bağımsız Gazete 27 Temmuz 2021

Haftanın Pusulası

Haftanın Pusulası
Semra ÇELEBİ

KİTAP

Muhsin

Muhsin… 16 yaşında tiyatro sevdasına mani olmaya çalışan ailesine başkaldırıp kendi yolunu çizen ve sahnede devleşerek sonsuzluğa ulaşan bir sanat devrimcisi. Açlık, parasızlık, baskı ya da savaş. O, hiçbirini engel olarak görmedi; onun için imkânsız yalnızca içi boş, kof bir kavramdı. Ve aldığı her nefesi tiyatro için harcadı. İstanbul’dan Paris’e, Paris’ten Berlin’e, Berlin’den Stockholm’e uzanan bir tiyatro aşkının ayakta alkışlanası görkemli romanı. Muhsin Ertuğrul, Orhan Bahtiyar’ın usta kaleminde alışık olduğu tiyatro sahnesinden inip, sürükleyici bir romanın başkahramanı oluveriyor. O mesleği uğruna sınır tanımadan diyar diyar dolaşırken Bahtiyar’ın baş döndüren kurgusuyla sadece akıllara değil kalplere de kazınıyor. Dünya sahnesinden bir Muhsin Ertuğrul geçti ardında ışıltılı bir iz bırakarak… (Tanıtım Bülteninden) İnkılâp Kitabevi / 344 sf / 35 TL

Sanal kitap mağazası idefix’ten aldığımız bilgiye göre haftanın çok satanları şunlar oldu:

  • Balıkçı ve Oğlu / Zülfü Livaneli / İnkılâp Kitabevi
  • Kayıp Tanrılar Ülkesi / Ahmet Ümit / Yapı Kredi Yayınları
  • Veba Geceleri / Orhan Pamuk / Yapı Kredi Yayınları

***

ALBÜM

Cem Özkan / Akustik Kayıtlar

Türkçe rock müziğin unutulmaz eserlerine hayat veren usta müzisyen Cem Özkan, “Akustik Kayıtlar” adını verdiği albümünü yayınladı. 

Cem Özkan Akustik Kayıtlar albümünde “Dön Bana”, “Olmayacak Bir Hayal”, “Acaba” gibi 35 senelik külliyatının en sevilen parçalarından oluşan dokuz şarkıya yer veriyor.

Albümde Cem Özkan’a birçok müzisyen arkadaşı eşlik ederken, her şarkıda başka
duygu geçişlerine kapı açan motifleri görmek mümkün.

Solfaresi etiketiyle yayınlanan albüm, akustik gitar, bas gitar, cajon ve klavyenin yanı sıra klarnet ve armonikanın majör olduğu şarkılarla süslenen, keyifli ve uzun yıllar dinlenecek bir yol albümü niteliğinde.

Ruhu doyuran şarkılar:

***

FİLM

Milk

Hollywood'un en duyarlı oyuncu ve yönetmenlerinden Sean Penn, kâh Irak savaşına karşı çıkmış, bazen de işçi sınıfı lehinde açıklamalar yapmış, tercihini her zaman ezilenler lehinde kullanmakta beis görmeyen, sinemanın yüz akı bir sanatçı olmasıyla maruftur. “Milk” ile de, duyarlı olduğu bir diğer konu, eşcinsel hakları konusunda idol addedilen Harvey Milk'in yaşamını beyaz perdeye aktararak yine farkını göstermişti. 1977'de, Harvey Milk San Francisco Şehir Meclisi'ne seçilerek Amerika'da eşcinselliğini saklamadan bir devlet kadrosunda üst düzey yöneticiliğe seçilen ilk kişi oldu. Zaferi, sadece eşcinsel hakları adına önemli değildi. Politik alanda koalisyonlar peşindeydi. Yaşlı vatandaşlardan sendikalı işçilere kadar herkes için, Harvey Milk bir uğurda savaşmanın anlamını değiştiren, 1978'de ölümüne kadar da tüm Amerikalıların kahramanı haline gelen biri oldu. Sean Penn’e ikinci Oscar’ını kazandıran film, aynı zamanda en özgün senaryo ödülüne de sahip oldu. (Kaynak: Beyazperde)

2008 yapımı film Netflix’te yayında. “Onur Ayı”nı yaşadığımız şu günlere denk düşen filmlerden…


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.