Haftalık Bağımsız Gazete 23 Temmuz 2019

Haftanın Pusulası

Haftanın Pusulası
Gazete Kadıköy

KİTAP

Arabesk Soneler

Shakespeare’in yüzyıllar boyunca yeniden yorumlanan ve her daim güncelliğini koruyan Soneler’i yeni bir bakış açısıyla karşınıza çıkıyor. Şarkı yazarı Onur Özdemir’in hazırladığı seçki, kendi çevirisiyle Shakespeare’in ilk bakışta fark edilmeyen arabesk ruhunu, aşk ve duygu dolu, güncel bir dille okumanızı sağlıyor. Sanatçı Onur Özdemir’in ilk kitabı olan “Arabesk Soneler” 45 soneden oluşuyor. Ayrıca, Shakespeare sonelerini belirli bir tema altında birleştirerek yayın dünyamızda bir ilki gerçekleştiriyor. Kitap, genç yayınevi Ardis Kitap’ın üçüncü yayını. (Tanıtım Bülteninden) Ardis / 96 sf / 18 TL

Remzi Kitabevi’nden aldığımız bilgiye göre haftanın çok satan kitapları şunlar oldu: 

  • Bir Ömür Nasıl Yaşanır? / İlber Ortaylı / Kronik / 285 sf
  • Devran / Selahattin Demirtaş / İletişim / 138 sf
  • Paris Sürgünü / Hıfzı Topuz / Remzi / 160 sf

ALBÜM

Kubaba / YoYo

Birçok değerli müzisyen ve grupla çalışmalar yapan Olcay Bozkurt ve Cihan Tanrıverdi'nin uzun süredir devam eden projeleri Kubaba, ilk teklisi “YoYo” ile tüm dijital müzik platformlarda. 
Genç yaşına rağmen müzikteki başarısıyla ismini duyuran Cihan Tanrıverdi, solo projesi dışında Kesmeşeker, Ozbi, Barabar, Peyk ve Ahmet Aslan gibi sanatçı ve gruplarla çalışıyor.
Uzun yıllar Luxus grup üyesi olarak sahne alan Olcay Bozkurt ise grupla yollarını ayırdıktan sonra birçok sanatçının albümünde aranjör, kontrabasçı ve bas gitarist olarak yer aldı. 
Bas gitarda Raim Paksoy, klavyede Rustam Makhmudov ve davulda Özgür Taş ile tamamlanan grubun, funk rock tarzında düzenlenen ilk teklileri “YoYo” GTR Deneyevi Stüdyosu’nda Alper Anık tarafından kaydedildi. 

Ruhu doyuran şarkılar: 

  • No Land / Payız
  • Mehmet Güreli / Kolay mı?
  • Şebnem Ferah / Özgürce Yaşa

DİZİ

Tijuana

“Zaman herkesin yerini alır”

Bu söz Netflix’in yeni yapımlarından “Tijuana”da geçen etkileyici sözlerden sadece biri. 11 bölümlük ve henüz tek sezon olarak beyaz camda endam eden (devamının geleceğini umuyor ve hasretle bekliyoruz) bu dizi, Meksika’nın ABD sınırındaki turistik kenti Tijuana’da, gerçeklerin peşinde koşarken hayatını tehlikeye atan gazetecilere odaklanıyor. Açılış sahnesi kadar kapanış sahnesi de çok etkileyici olan ve arada geçen 11 bölüm boyunca gazeteciliğin ne demek olduğunu bir kez daha hatırlatan dizi, oyunculuklarıyla da kayda değer bir seyir sunuyor. Sermaye-mafya-siyaset üçgeni arasında “kelle koltukta” gazetecilik yapmaya çalışan insanların cesaretini ve yaşadıklarını izledikçe Türkiye ile Meksika arasındaki benzerliklere şaşıracaksınız. 

Konusu ise kısaca şöyle: Dizi, işçilikten gelen solcu bir vali adayının suikaste uğramasıyla başlıyor. Şehrin yerel ve bağımsız gazetesi Frente Tijuana ise bu suikastın peşine düşüyor. Eski genel yayın yönetmeni de öldürülen bu gazetenin çalışanları ne kadar temkinli olmaya çalışsalar da hem tehlikeye girmekten hem de saldırılara uğramaktan kaçamıyor. İnsan kaçakçıları, uyuşturucu trafiği, çocuk ticareti gibi sorunlar da ana konuyla birlikte işleniyor. 

Her bölümün başında dizinin “gerçek kişilerle ve olaylarla ilgisi olmadığı” vurgulansa da anlatılanlar her gün bizim ülkemizde ve pek çok yerde yaşananlardan farksız. Ayrıca 1994’te Meksika’nın Devrimci Partisi’nin (PRI) cumhurbaşkanı adayı olan Luis Donaldo Colosio’nun suikastı ve Tijuana’da uyuşturucu kaçakçılığı ilgili yaptığı haber yüzünden öldürülen Francisco Javier Ortíz Franco olayından da izler taşıyor.

Dizi çekildiği sırada Meksika’da 11 gazetecinin öldürüldüğünü de belirtelim. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.