Haftalık Bağımsız Gazete 18 Kasım 2019

Gündemden çimenlere kaçmak 


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 04 Mayıs 2018, 08:35

Kardeş kavgasında bile belli bir standardın olması gerektiğini anlamamıza sebep olan Cicişlerin kavgası, Korelerin barışması (E biz boşuna mı gittik ta oralara zamanında? Bari Ayla’ya teselli Oscarı verileydi), dev gemilerin yalıya gençlerin ise deizme kayması, giyim mağazası Zara’nın ülkeden çekip gitmesi, neyse ki şarkıcı Zara’nın bizde kalması, şeker fabrikalarının acı bir şekilde satılması, çalışmadan jet Fadıl hızıyla para kazanmak isteyen bazı yurttaşlarımızın Çiftlikbank olayıyla mağdurluk kurumuna yeni bir soluk getirmesi, Cumhurbaşkanlığının Başakşehir Spor’un resmi sponsoru olması, Uberci – Taksici kavgasında korsan taksicinin aradan sıyrılması, erken seçim kararı gibi deli çıkını gündemden biraz uzaklaşmak için Fenerbahçe parkı çimlerine attım kendimi…

Ve bir de baktım ki Gazete Kadıköy’e yazı tarihim gelip çatmış!

Bu yazımda; belki bazılarınızın bildiği ama çoğunuzun bilmediği bazı bilgileri yazmak istedim ilginizi çekeceğini düşünerek… 

Ve gelsin ilk az bilinen bilgi.  Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, ölen sigortalının, emekli sandıklının, bağkurlunun yakınlarına talep etmesi halinde ölüm, cenaze masrafı parası verdiğini biliyor muydunuz? Ve hatta bu parayı bir bankaya adınıza yatırıp size haber, bilgi verilmediği için akabinde yine size haber bile vermeden geri çekip aldıklarını biliyor muydunuz?     

Bizim devletin böyle bir inceliği varken, Almanya’nın nasıl bir inceliği var dersiniz? 

Almanya’da çoğu bakım evinin önünde Alzheimer hastalarının kaçıp gitmelerini (ki çok yapar bunu Alzheimer hastaları) engellemek için sahte otobüs durakları olduğunu biliyor muydunuz?

Benim çok merak ettiğim bir konu vardı bu arada. Biz Türkler, Orta Asya’dan geldik madem neden gözlerimiz hiç çekik değil Orta Asyalı gibi? Öyle ya, coğrafya değiştirdik diye bin senede evrim geçirip çekik gözden normal göze dönmedik ya! Kırgızlar, Kazaklar, Moğollar filan halen çekik gözlü…

İşte bu sorumun cevabını Faruk Sümer’in Oğuzlar kitabında buldum. Kitaba göre günümüzdeki Türkler (yani biz) bugün kendini Türk diye tanımlayan toplulukların atası akrabası değil, sadece komşuları imiş. 
Türkler tıpkı; Kırgızlar, Uygurlar, Oğuzlar, Edizler, Tatarlar, Moğollar gibi Göktürk devletinde yaşayan aynı dil ailesine bağlı farklı Asya kavimlerinden biriymiş ve Göktürk devletini yöneten hanedan işte bu Türk milletine mensupmuş. 
Bu benzer dili konuşan çeşitli Orta Asya milletlerini tek çatı altında birleştiren Türkler, Göktürk devletinin yıkılmasıyla bölünmüş, bir kısmı Çin idaresine bir kısmı diğer milletlerin idaresine girerek aslında tarih sahnesinden silinmiş. 
Göktürk devletinde Türklerden sonra ikinci önemli unsur olan Oğuz milleti yüzyıllar sonra Moğol istilası ve yokluk sebebiyle kitleler halinde Farsların yaşadığı coğrafyaya göç etmiş ve burada Türklerle benzer dili konuştukları için kendilerine İranlılar, Türk manand yani Türk’e benzer adını vermişlerdir. Türkmen yani Türk’e benzer diye anılmaya başlayan Oğuz milleti tarih sahnesinden silinmiş bir milletin sadece adını değil sorumluluğunu da almış. 


Bir adet kapitalizmin de bazen vicdanı vardır bilgisi vereyim… Bir zamanlar yoksul aileler çocuklarına un çuvallarından elbiseler dikermiş. Bu nedenle bazı vicdanlı un fabrikaları çiçek desenli çuvallarla un satmışlar. 

Son bilgi; Devrimden bir gün sonra tüm devrimciler muhafazakardır. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.