Haftalık Bağımsız Gazete 14 Temmuz 2020

Yoğurtçu’da "DEPREM" konuşuldu

Kadıköy Kent Dayanışması ve Kadıköy Demokrasi Meclisi’nin Yoğurtçu Parkı’nda gerçekleştirdiği etkinliğin konusu depremdi…

Yoğurtçu’da "DEPREM" konuşuldu
Alper Kaan YURDAKUL

Kadıköy Kent Dayanışması ve Kadıköy Demokrasi Meclisi, 17 Ağustos depreminin 20. yılı kapsamında Yoğurtçu Parkı’nda bir etkinlik düzenledi. 24 Ağustos Cumartesi günü saat 20.00’de başlaması planlanan etkinlik eski eşi tarafından katledilen Emine Bulut eylemleri sebebiyle 1 saat ertelenerek 21.00’de başladı. “Affette ilk 72 saat Koşuyolu” projesini hayata geçirenlerden Remzi Çelik projeyi anlatmasının ardından etkinlik “17 Ağustos Depremi” film gösterimiyle devam etti.

“İSTANBUL DEPREME HAZIR DEĞİL”

Etkinlik kapsamında Kadıköy Kent Konseyi de açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamada İstanbul’un depreme hazır olmadığı vurgulanarak, depremin ardından yapılan düzenlemelerin etkisiz bırakıldığı ve deprem gerçeğinin unutulduğu belirtildi: “Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen 17 Ağustos depreminin 20’nci yıldönümünde bir kez daha uyarıyoruz ; İstanbul depreme hazır değil. Gölcük depremi Türkiye’deki riskin ve özellikle de İstanbul’un güneyinden geçen fay hattında meydana gelmesi beklenen kırılmaya karşı alınacak önlemlerin daha fazla tartışılmasına neden oldu. Yapılan düzenlemeler arasında şunlar yer aldı: Başta Özel İletişim Vergisi olmak üzere bir dizi yeni vergi getirildi ve bu vergilerin çok büyük bir kısmı halen yürürlükte bulunuyor 20 bilim insanı ve araştırmacıdan oluşan Ulusal Deprem Konseyi kuruldu ancak bu Konsey 2007 yılında lağvedildi. İstanbul’un birçok noktasına deprem konteynırları yerleştirildi ve toplanma alanları belirlendi. Belirlenen toplanma alanlarının büyük bir bölümü daha sonra imara açıldı. Deprem sigortası zorunlu hale getirildi.”

“PLANSIZ KENTLEŞME: KENTSEL DÖNÜŞÜM”

17 Ağustos’tan gerekli dersin çıkarılmadığını belirtilen açıklamada, “İmar, kentleşme politikalarını belirleyen ve deprem sonrası 17 yıldır iktidarda bulunan siyasal iktidar, deprem ve afet gerçeğini dikkate almadan; bilimi, planlı kentleşmeyi bir yana bırakarak; rantın ve talanın egemen olduğu, yeşili yok eden, ekolojik dengeyi bozan betonlaşmaya dayalı projelere yöneldi. Bu doğrultuda; iktidarın en büyük projelerinden birisi olan ve deprem riskine karşı “Kentsel Dönüşüm” yasasını çıkarttı, ancak bu yasanın uygulanması plansız kentleşmenin odağı oldu. Kent alanları talan edilirken binlerce insan mağdur edildi. Büyük şehir yasasını çıkartarak, büyük şehir ilan ettiği yerlerdeki köy statüsünü ortadan kaldırarak, köyden kente göçü teşvik etti, ortaya çıkan konut ihtiyacını karşılamak amacı ile plansız,denetimsiz, mühendislik ve mimarlık esaslarına uygun olmayan, deprem riski taşıyan ve afetlere açık, çarpık kentleşmeyi teşvik etti. Ülkenin her tarafında TOKİ aracılığı ile planlama ilkelerine uygun olmayan, düşük kaliteli site kentler oluşturdu.” sözlerine yer verildi.

“TALAN VE RANTA AÇIK HALE GELDİ”

Deprem sonrası yapılan yanlış çalışmaları sıralanan açıklamada, “İstanbul’da 17 Ağustos sonrası afet toplanma alanı olarak ilan edilen 470 alandan, 379’u AVM, rezidans ve diğer yapılaşmalara terk edildi. Resmi olarak var olduğu söylenen 77 afet toplanma alanı ise alt yapıdan yoksun duruma getirildi. Bu arada İstanbul’da buluna AVM sayısı Avrupanın bir çok ülkesinden çok fazla. Birinci derecede deprem bölgesi olan İstanbul’a ihanet edildi. Yüzlerce çok katlı bina yönetmeliği dahi olmadan inşa edildi. İstanbul’da oluşturulan ve kentin sağlıklı, planlı gelişimini kontrol altında tutacak ve planlı kentleşmeyi sağlayacak Nazım İmar Plan bürosu kapatılarak İstanbul talana ve ranta açık hale getiridi.” ifadelerine yer verildi.

“RİSK ARTIYOR, SÜRE KISALIYOR”

Dayanışma, deprem ve iklim değişimi sonucu karşı karşıya kaldığı afetlere karşı, alınacak önlemleri, “Demokratik, adil ve hukukun üstünlüğünün kabul gördüğü ortamları sağlayarak, insanlarımızın; güvenli ve sağlıklı kentlerde yaşayabilmesi için, bilimin, mühendislik ve mimarlığın; planlama ilkelerinin esas alınması zorunluluk haline gelmiştir ve kaçınılmazdır. İstanbul ve çevresinin deprem riski giderek artmakta, süre kısalmaktadır. Deprem ve yol açacağı tüm sonuçlara karşı yasal mevzuatlar hızla tamamlanmalı, denetim, gözetim ve uygulama sisteminin taşıdığı sorumluluğu yerine getirilmesi sağlanmalıdır.” şeklinde sıraladı.


Etiketler; #deprem

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.