Haftalık Bağımsız Gazete 09 Ağustos 2020

Suruç’ta hayatını kaybedenler anıldı, polis müdahale etti

Kadıköy’de Suruç katliamının 5. yılında Süreyya Operası önünde açıklama yapmak isteyenlere polis müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı

Suruç’ta hayatını kaybedenler anıldı, polis müdahale etti
Fırat Fıstık

Suruç'ta 20 Temmuz 2015’te IŞİD’in bombalı saldırısında hayatını kaybeden 33 genç, Türkiye’nin farklı yerlerinde olduğu gibi İstanbul Kadıköy’de de anıldı. Saat 18.00'de Halitağa’da gerçekleşen anmaya, Suruç’ta hayatını kaybedenlerin ve yaralananların aileleri ile birlikte CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, CHP Milletvekili Sera Kadıgil, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP Milletvekilleri Serpil Kemalbay, Murat Çepni, Züleyha Gülüm, Oya Ersoy ve Musa Piroğlu katıldı. Parti temsilcilerinin yanı sıra demokratik kitle örgütlerinden temsilciler ve Cumartesi Annelerinin de katıldığı eylemde “Unutmak yok, affetmek yok”, “Suruç için adalet, herkes için adalet”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganları atıldı.

Anmada Suruç’ta hayatını kaybedenlerin yakınları oturma eylemi yaparken, Suruç Aileleri İnisiyatifi adına yapılan açıklamada 5 yıldır Halitağa’da oturma eylemi yapıldığı hatırlatıldı. 

Aileler, anmaya katılanlara teşekkür ederken ilk konuşmayı HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan yaptı ve Buldan, “5 yılda ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir şey olmadı. Biz canlarımızın geri dönmeyeceğini, annelerimizin, babalarımızın evlat acısının dinmeyeceğini biliyoruz. Bu acının ancak gerçek bir yüzleşmeyle hafifleyeceğine inanıyoruz. Bu ülkenin acılarla dolu tarihine Suruç katliamı da girmiştir. Evet cinayettir ve açığa çıkmadığı sürece, gerçek yargılamalar yapılmadığı sürece katliamlar devam edecektir. Failler yargılanmış olsaydı, arkasından ne Diyarbakır ne Ankara gar katliamı olmayacaktı” dedi.

“Acıya en iyi gelen şey adalettir”

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da “Yüksek sesle konuşmak istiyorum çünkü sözüm burada oturanlara değil. Eğer ulaşabilirse sözüm, arkadan geçip giden, tesadüfen iki sokak arkada bulunan ‘Şurada da birileri oturuyor, acaba neden oturuyorlar?’ diyenleredir” diye başladığı konuşmaya şöyle devam etti: “5 yıl önce çocuklara oyuncak götürmek, sadece oyuncak götürmek için yola çıkan evlatlarımız katledildi. Bildiğimiz bir şey var ki, bu topraklarda ve dünyada acıya en iyi gelen şey adalettir. Adalet dediğimiz şey de öyle, onun için bunun için şunun için olmaz. Herkes için adalet olur, herkes için eşitlik, kardeşlik, barış olur. Bu topraklarda faili meçhul cinayetler, katliamlar ve faili meşhur katliamlar da gördük. Suruç’tan önce yapılan katliamların da adalet karşısında ucu kime dokunursa dokunsun, kim incinirse incinsin adalet arayışında bir sonuca ulaşılsaydı, Suruç da sonra gerçekleşen katliamlar da olmazdı. Biz 33 canımızı anarken, bu topraklarda adaletin yanına yaklaşılmadığı, katledenlerin cezalandırılmadığı bir anlayışın da üstesinden gelmek için yan yana adalet mücadelesi veriyoruz.”

“Bir tek adamın ne yapmak istediğini biliyoruz” diyen Kaftancıoğlu, “Tarihin bize öğrettiği bir şey var. Eğer halk hakikat, özgürlük, eşitlik için hep birlikte mücadele ederse eşitliği, adaleti, özgürlüğü sağlamış oluruz” dedi.

“Dünyanın her yerinde IŞİD katliamları lanetleniyor”

Suruç katliamında yaralı kurtulan ve bu sene katliamın gerçekleştiği Suruç’ta sabah gerçekleşen anmaya katılan Çağla Seven ise şunları söyledi: “O ağacın altında, kanımızın toprağa karıştığı yerdeydik. Elbette fotoğraflarımızla oradaydık. Yine fotoğraflarımızdan rahatsız oldular, ellerimizdeki fotoğrafları yırttılar. Dünyanın her yerinde IŞİD katliamları lanetleniyorken, 20 Temmuz 2015’te ölenleri herkes anabiliyorken bu katliamların yaşandığı topraklarda kaybettiklerimizin fotoğraflarını taşıyamıyoruz. Bize yaşatılan zulüm budur. O fotoğrafları yırtsanız da o fotoğraflar belleklerimizde.”  

Anmanın ardından 19.00’da Süreyya Operası önünde bir basın açıklaması yapma kararı alınmıştı ancak polis açıklamaya izin vermedi. Anmanın ardından Süreyya Operası’na doğru yola çıkan gruba polis plastik mermi ve coplarla müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Polis, gazetecilerin görüntü almasına da izin vermedi.

Suruç davası, gelmeyen adalet

Saldırının gerçekleştiği 20 Temmuz 2015’ten üç gün sonra gizlilik kararı getirildi ve iddianame 18 ay sonra hazırlandı. Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 213 sayfalık iddianamede, biri tutuklu üç sanık hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, tasarlayarak ve yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme” suçlarından 34’er kez, “tasarlayarak ve yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürmeye teşebbüs etme” suçlarından da 70’er kez olmak üzere toplam 104’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi.

İddianamede katliamın failleri olarak canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz, 10 Ekim Katliamı’nı organize eden, Gaziantep’teki bir hücre evi baskınında kendilerini patlattıkları iddia edilen Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun, 10 Ekim Katliamı Davası’nın sanıklarından Yakup Şahin, firari olduğu belirtilen IŞİD’in Türkiye-Suriye Sınır Sorumlusu Deniz Büyükçelebi ve IŞİD Emiri İlhami Mali gösterildi. Büyükçelebi ve Ballı Suriye’de bulunduğundan dolayı davanın tek sanığı olarak Yakub Şahin gösteriliyor. 

Davanın ilk duruşması 2017’de yapılırken dosyadaki kısıtlılık kararı 5 yıl boyunca kaldırılmadı. Avukat Veysi Eski, dosyada herhangi ilerlemenin olmadığını vurgulayarak, “Davanın tek sanığı hala mahkemeye getirilmedi” demişti. Davanın 14’üncü duruşması 18 Ağustos’ta yapılacak.


Etiketler; #katliam #suruç

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.