Haftalık Bağımsız Gazete 20 Ekim 2020

Salgında kırılgan kesim: Kayıt dışı çalışanlar

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu “COVİD-19 Salgınında İstanbul’da Çalışanların Deneyimleri” raporunu yayınladı. Rapor, salgın sebebiyle işini kaybetmiş ve çalışmaya devam eden kişilere dair kapsamlı bir bilgi sunuyor

Salgında kırılgan kesim: Kayıt dışı çalışanlar
Evin Arslan

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu, İstanbul’da çalışanların salgından nasıl etkilendiklerine dair geniş bir rapor hazırladı. Raporda farklı iş kollarında çalışan 61 kişi ile görüşüldü. Görüşülenlerin tamamı, Türkiye’de korona virüsü vakası çıktığında iş gücünde olan kişilerden oluşuyor. Görüşülenlerin 52’si hizmet; yedisi sanayi/imalat; ikisi ise inşaat sektöründe çalışıyor. Rapor, salgının ilk dönemini yani mart ayının ortasından mayıs ayının ortasına kadar olan süreyi kapsıyor.

Görüşülenlerin kimisi salgın sürecinde işten çıkarıldığını, kimisi ücretsiz izne çıkarıldığını ifade ediyor. Bir işletmede çalışan 23 yaşındaki bir fizyoterapist, hak iddia etmemesi için işveren tarafından istifaya zorlandığını ancak kendisinin istifa etmediğini dile getiriyor. Bir işletmede misafir ilişkileri uzmanlığı yapan bir katılımcı, salgının başında yıllık izinlerinin zorla kullandırıldığını ifade ediyor.

20 yaşında barmenlik yapan bir katılımcı, kısa çalışma ödeneğinin kabul edilmiş olmasına rağmen alamadığını dile getiriyor: “Kısa çalışma ödeneği bağlanacağı, kapatma emrinin akabinde hemen konuşulmuştu, o döneme kadar mağdur etmeme adına belli bir miktar 10’ar gün ara ile ödeme yapıldı. Ancak şimdi tabii ki de bekliyoruz, işverenden herhangi bir ödeme alamıyorum çünkü kazancı yok çalıştığım dükkanın ve kısa çalışma ödeneğine de onaylanmış olmasına rağmen hala ulaşamadım.”

24 yaşında garsonluk yapan bir katılımcı, ücretsiz izne çıkarıldığını ve tüm gelirini kaybettiği, gelirsiz kaldığını ifade ediyor. 38 yaşındaki bir konfeksiyon işçisi ise kısa çalışma ödeneğinin geçimini sağlamakta yetersiz kaldığını dile getiriyor.

Çalışmaya devam edenlerde ise bazı katılımcılar işten çıkarma yasağının kendileri için faydalı olduğu görüşünde. 34 yaşında şoförlük yapan bir erkek, işten çıkarılacağını düşünürken bu yasağın geldiğini ve rahatladığını aktarıyor. Çalışanlar salgın sürecinde iş faaliyetlerinin düştüğünü, gelirlerinde azalma olduğunu belirtiyor.

ÖDENEKLERİNİ ALAMADILAR 

Rapora göre, çalışmaya devam eden katılımcıların neredeyse tamamı kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Ancak görüşmeciler ödeneğin vaktinde yatırılmadığını ifade ediyor. 33 yaşındaki bir operasyon uzmanı “5 Mayıs saat öğlen 13.30 itibariyle bizim kısa süreli çalışma ödeneklerimiz yatırılmadı İŞKUR tarafından. Daha önce kayıtlarımız gözüküyordu 

e-devlet’te. Şimdi birkaç hafta önceye kadar bütün şirket çalışanlarının kaydı gözüküyordu İŞKUR’un e-devlet sayfasında. Şu an gözükmüyor. Pandemi sebebiyle de arıyorsunuz ne İŞKUR’un telefonlarını ne açan var ne maillere dönen var…Bence esas kriz özel sektörden öte devlette var.” diyor.

31 yaşında hemşirelik yapan bir katılımcı ise kısa çalışma talebinin onaylanmadığını dile getiriyor: “Sonuç itibariyle yarısını İŞKUR verecek, yarısını hastaneler karşılayacak dendi. Sonra ortaya bir laf atıldı İŞKUR kabul etmemiş, onaylamamış dendi. Biz yarım maaşla kaldık böyle. Hem canla başla çalış, hem bütün hakların elinden alınsın hem de yarım maaş falan insanın sinirleri bozuluyor haklı olarak.”

Kimi katılımcı ise kısa çalışma ödeneğinin, işsizlik fonundan düşürülmesinden şikayetçi. Operasyon uzmanı bir katılımcı “Aslında ben kendi maaşımı kendim ödüyorum ve onu da ödeyemiyorlar şu an. İşsizlik maaşından feragat ediyorum belli bir süreliğine ve devlet bunun karşılığında belli bir para veriyor bu pandemi sürecinde.” diye ifade ediyor.

Salgın sonrasında bazı sektörlerin çalışma saatlerinde de azalma görülüyor. 56 yaşındaki bir taksi şoförü normalde 26 gün çalışırken salgın zamanının ilk dönemi, beş gün çalışabildiğini ifade ediyor. Hizmet sektöründe çalışanların üçte biri ise iş yüklerinin arttığını belirtiyor. 3 Mayıs’ta görüşülen bir kurye, hafta sonu sokağa çıkma yasağı olduğu için hafta içlerinde 12- 13 saat çalıştığını söylüyor. 

ÖNLEMLER YETERSİZ KALDI

Evden çalışan katılımcılar mesai saati ile boş zaman kavramı arasındaki ayrımın kalktığını dile getiriyor. Sürekli ulaşılabilir olmak ve her gün çalışmak zorunda kaldıklarını söyleyen çalışanlar gece saatlerinde dahi iş geldiğini ifade ediyor. 29 Nisan’da görüşülen bir koordinatör “Sürekli telefonda, bilgisayarda bir rehin meşguliyetiyle yaşıyorum şu anda. İşe bulaşmadığım hiçbir gün yok.” diyor. Ayrıca bazı görüşmeciler evde çalışmaya başladıktan sonra yol ve yemek masraflarının yatırılmadığını belirtiyor. 

Bazı görüşmeciler, iş yerinde bazı önlemler alınsa dahi kendini güvende hissetmediklerini, tedirgin olarak çalıştıklarını ifade etti. 2 Mayıs’ta görüşülen bir sağlık çalışanı “Önerilen, dört saatten fazla bu hastalarla aynı ortamda bulunmamak. Bizim dört saat çalışma imkanımız yok maalesef. Çünkü hem doktor sayımız yetersiz hem hasta sayımız çok fazlaydı ilk etapta. Hastane büyük bir hastane olduğu için hemen hastanenin servisleri doldu, servisten yoğun bakım ihtiyacı olan hastalar yoğun bakımı hemen doldurdular. Kendimizi korumak adına yapabildiğimiz pek bir şey yoktu. Sadece ekipmanımız vardı.” diyor.

Rapora göre, İstanbul’da çalışan üç grup, salgının en kırılgan kesimini oluşturuyor: İşten çıkarma yasağı yürürlüğe girmeden işine son verilenler, kayıt dışı ücretli ve yevmiyeli çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar. Kayıt dışı çalışanlar ve küçük esnaf, kayıtlı istihdam güvencelerinden yararlanamadıkları için gelirlerini kaybettiler ve istihdamı korumaya yönelik önlemlerden faydalanamadılar. Konferans başına ücret alan bir tercüman önceleri yüksek bir gelir elde ettiğini ancak salgından sonra tüm gelirini kaybettiğini aktarıyor.  

Sosyal Politika Forumu, bu sonuçların iki önemli konuyu öne çıkardığını ifade ediyor ve şöyle devam ediyor: “Bunlardan ilki, bu tür afet durumlarında kamunun yeterli kaynağa sahip, afetin çalışanlar üzerindeki etkilerini hızla tespit edebilen ve akılcı, etkin çözümler getirebilen bir kapasitede olmasının önemi. İkincisi ise, orta vadede bu tür afet durumlarında hiçbir çalışanı geride bırakmayacak ve kamunun etkin önlemler almasına olanak sağlayacak bir çalışma yaşamının tesis edilmesi. Böyle bir çalışma yaşamı şüphesiz çalışanların kayıtlı, güvenceli bir şekilde insana yakışır işlerde istihdam edilmesi ve toplu çalışma ilişkileri ve güçlü bir sosyal güvenlik sistemi kapsamında korunması ile mümkün.”

Raporun tamamına Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu’nun internet sitesinden veya buradan ulaşabilirsiniz


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.