Haftalık Bağımsız Gazete 02 Mart 2021

Salgın 2020’de eğitimi de vurdu!

Eğitim Reformu Girişimi’nin hazırladığı “Eğitim İzleme Raporu 2020”ye göre; ödevler için bilgisayara erişimi olan öğrencilerin ortalaması Türkiye’de yüzde 70’in altında kaldı

Salgın 2020’de eğitimi de vurdu!
Erhan DEMİRTAŞ

Korona virüsü salgını 2020 yılında her şeyi etkilediği gibi eğitim alanını da derinden sarstı. Eğitim kurumları uzun süre kapalı kaldı, öğrenciler ve öğretmenler yeni eğitim modelleriyle öğrenime devam etti. Bu nedenle eğitimin aktarılma aracı olarak hızla dijital araçlar kullanılmaya başlandı. Ancak bu süreçte eğitimde yaşanan eksiklikler de açığa çıktı. Eğitim Reformu Girişimi’nin hazırladığı “Eğitim İzleme Raporu 2020” araştırmasında, 2020 yılının ilk çeyreğinde başlayan pandemi süreci başta olmak üzere eğitimin içeriğini etkileyen güncel gelişmeler ve 2023 Eğitim Vizyonu doğrultusunda yapılan uygulamalar incelendi. 

“TÜRKİYE 70’İNCİ SIRADA”

Raporda yer alan bilgilere göre; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2018 yılında gerçekleştirdiği Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, Türkiye geneli için internete erişim imkânı olan hane oranının 2019 yılında yüzde 88,3’e çıktığını gösteriyor. Bu oran 2018 yılında yüzde 83,8 olarak kaydedilmişti. Bölgeler arasında ise farklılıklar bulunuyor. Buna göre erişim oranının en yüksek olduğu kent yüzde 95,6 ile İstanbul. Cinsiyetler arasındaki farklılıklara bakıldığında ise düzenli internet kullanan erkeklerin oranının yüzde 79,1, kadınların oranının ise yüzde 66,4 olduğu görülüyor.

Raporda dikkat çeken başka bir nokta ise, 77 ülkenin kıyaslandığı OECD raporuna göre, Türkiye’nin “internet bağlantısına erişimi olan öğrenciler” listesinde 70’inci olması. Eğitime erişim açısından incelendiğinde ödevler için bilgisayara erişimi olan öğrencilerin ortalaması Türkiye’de yüzde 70’in altında kalıyor. “Avantajlı okullarda” okuyan öğrencilerde ise bu oran yüzde 90’a yaklaşıyor.

KÜÇÜK YAŞTAKİLER ETKİLENDİ

Rapora göre, dünya genelinde uzaktan eğitim sürecinde öğrenme kayıpları daha fazla gerçekleşti. Bu kaybı en çok anaokulu ve ilkokul öğrencileri yaşadı. Soyut düşünme süreçleri gelişme evresinde olan küçük yaş grubundaki çocukların uzaktan eğitimde verimli zaman geçiremediği düşünülüyor. Öğrenme kayıplarıyla ilgili araştırmalar uzun tatil dönemlerinin sonunda özellikle “matematik ve okuma üzerine öğrencilerde gerileme olduğunu, matematikte bu gerilemenin daha fazla yaşandığını” gösteriyor.

EBA VERİMLİ KULLANILDI MI?

Araştırmanın sonuçlarına göre, öğrencilerin ekonomik nedenlerle dijital araçlara, internete ulaşımındaki engeller öğrenme sürecini kesintiye uğrattı. Raporda, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile ilgili şu görüşler paylaşıldı: “Dijital eğitim platformu EBA’nın kapsayıcılık açısından da iyileştirilmesi gerekiyor. Bu rapor kapsamında görüşünü aldığımız öğretmenler, EBA’ya girişte görsel kod kullanımının özel gereksinimli öğrencilerin velilerinin ve öğretmenlerin platforma girişte problem yaşamasına neden olduğunu belirttiler. EBA’ya girişte TC kimlik numarasının istendiğini belirterek mülteci çocukların EBA’ya erişiminin engellendiğini eklediler. Öğretmenler bu tür sorunları kendi ürettikleri gündelik çözümlerle aşmaya çalıştılar. Ancak bu durumların çocuklarda ayrımcılığa maruz kalma hissini de artırdığını belirttiler. Etkili bir kapsayıcı eğitim anlayışının MEB’in her birimine ve tüm uygulamalarına yayılması gerekiyor.”

YÜZDE 61’İ KAYNAKLARA ULAŞAMIYOR

Pandemi sürecinde de özel gereksinimli çocuklar ve aileleri daha fazla zorlukla karşılaştı. Engelli Çocuk Hakları Ağı (EÇHA) tarafından yayımlanan “Özel Gereksinimli Çocukların ve Ailelerinin İhtiyaçlarını Belirlemeye Yönelik Eğitim Analiz Raporu”nda konuyla ilgili çarpıcı veriler bulunuyor. Ankete cevap veren ailelerin yüzde 61’i çocukların örgün eğitime erişebilme olanaklarının ve erişebildikleri kaynakların olmadığını belirtiyorlar.

Raporda yer verilen bilgilere göre, eve kapanılan dönemde özel gereksinimli çocuklar, psikososyal ihtiyaçlarının doğru biçimde karşılanamaması, tedavi ve terapi süreçlerinin kesilmesi gibi sorunlarla karşılaştılar. MEB, pandemi sürecinin ikinci ayında “Özelim Eğitimdeyim” mobil uygulamasını devreye soktu. Bu uygulamayla özel eğitim okullarına ve kaynaştırma eğitimine devam eden, işitme ve görme yetersizliği; hafif, orta veya ağır derecede zihinsel yetersizliği veya otizm spektrum bozukluğu ile öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, aileler ve veliler içeriklerden ücretsiz yararlanabiliyor. Mobil uygulamayla ilgili bu rapor kapsamında görüşü alınan, çocukları özel gereksinimli olan aileler bu çabayı olumlu bulduklarını ancak çocukların en önemli ihtiyaçlarının özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine erişim desteği oranlarının artırılması, kaynaştırma eğitiminin niteliğinin artırılması ve aile eğitiminin sağlanması yönünde olduğunu belirtiyor.

Raporun sonuç kısmında şu önerilere yer verildi:

-MEB, COVID-19 salgını öncesinde çok gündemde olmayan EBA dijital platformunu etkin hale getirmek için bazı uygulamalar ortaya koydu. Öğretmen puanlama sistemi gibi uygulamalara ilişkin getirilen eleştiriler dikkate alınmalı.

-Pandemi sürecinde yaşanan öğrenme kayıplarının farkında olmak ve öğretimde buna uygun düzenlemeler yapmak gerekiyor. Yaş grubu ve öğretim kademeleri yükseldikçe (sosyoekonomik, kültürel değişkenlerden bağımsız olarak) uzaktan eğitimden yararlanma olanağı artsa da, özellikle ülkemizde kademeler arası geçiş sınavlarına hazırlanan öğrencilerde önemli öğrenme kayıpları yaşandı.

-Pandemi süreci özellikle fırsat eşitliği açısından eğitim sistemimizdeki sorunları daha görünür kıldı. Sosyoekonomik özelliklerin uzaktan eğitime erişimi doğrudan etkilemesini engelleyecek, çocuğun üstün yararını gözeten düzenlemeler yapılmalı.

-Eğitim teknolojilerinin etkin kullanımı, içeriğin tasarlanmasında ve öğrencilerle paylaşılmasında daha önemli hale geldi. Bu nedenle dijital okuryazarlık becerilerinin eğitim içeriklerinde kendisine daha fazla yer bulmalı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.