Haftalık Bağımsız Gazete 30 Ekim 2020

Odabaşı: “Kadıköy AVM istemiyor”

Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ile Kadıköylülerin ve İstanbulluların gündeminde olan Söğütlüçeşme Tren İstasyonu arazisine yapılmak istenen “AVM Tipi Gar” projesini konuştuk. Odabaşı, projenin Kadıköy’de sosyal ve günlük hayatı derinden etkileyeceğini ifade ederken, “Bu arazi deprem toplanma alanı olarak kullanılabilir, park yapılabilir, burası çok güzel bir yeşil alan olabilir” diyor

Odabaşı: “Kadıköy AVM istemiyor”
Erhan DEMİRTAŞ

Bir günde binlerce insanın hem yaya hem de araç trafiği için kullandığı Söğütlüçeşme Tren İstasyonu arazisi, özellikle son 2 aydır İstanbulluların ve Kadıköylülerin gündeminde. Transfer merkezi özelliği ile farklı toplu ulaşım araçlarının kullanıldığı bu alan için geçtiğimiz yıl imar planı değişikliği yapılmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı imar planı değişikliği ile TCDD’nin mülkiyetinde bulunan alan “Toplu Taşıma Gar Sahası” olarak düzenlenmişti. Kadıköy Belediyesi projenin gerçekleşmesi halinde nüfus ve trafik yoğunluğunun artacağına dikkat çekerek, plana askı süreci içinde itiraz etmişti.

13. İdare Mahkemesi, 8 Mayıs’ta Söğütlüçeşme’yi gar görünümlü AVM’ye çevirecek imar planlarının yürütmesini durdurmuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın karara itirazı üzerine üst mahkeme 2 Haziran’da, proje için verilen yürütmeyi durdurma kararını kaldırmıştı. Bu karardan sonra İstanbul Valiliği bu alan için “ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu gerekli değildir” kararını vermişti. Bunun üzerine TCDD, “Fıratcan İnşaat” isimli firmayla anlaştı ve anlaşmanın süresini 29 yıl olarak belirledi. Şirketin 4 yıllık yapım sürecinde TCDD'ye aylık 32 bin 315 TL kira vereceği de duyuruldu. 65 bin 370 metrekarelik alanda yapılması planlanan projenin detaylarına göre; 660 metre yeni ray hattı döşenecek ve 36 ayaklı viyadük yapılacak. Proje kapsamında 118 dükkan ve ofis de kullanıma açılacak.

Bilim insanlarının, Kadıköy esnafının ve vatandaşların karşı çıktığı projenin hayata geçirilmesi durumunda kentin son yeşil alanlarının yok olacağı, trafik ve insan yoğunluğun artacağı düşünülüyor. Açıklandığı ilk günden itibaren projeye itiraz eden Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ile kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik ve “AVM Tipi Gar” projesini, Fikirtepe’deki sorunların nasıl çözüleceğini, Kadıköylülerin acil ihtiyaçlarını konuştuk.

“TRAFİK VE ÇEVRE SORUNLARI ARTACAK”

Söğütlüçeşme’deki “AVM Tipi Gar” projesinin hayata geçirilmesi durumunda Kadıköy’deki hayatın “felç” olacağını söylüyorsunuz, neden böyle düşünüyorsunuz?

Bunun birçok nedeni var. Birincisi de trafik. AVM yapılmak istenen yer Kadıköy’ün ulaşım hattının tam kilit noktasında yer alıyor. 200 metre ilerisinde Fenerbahçe Stadı var. Maç günlerinde burada alınan emniyet tedbirleri nedeniyle trafik sıkışıklığı oluyor. Buraya bir AVM yapılırsa, insanlar araçlarıyla gelmek isteyecek ve daha fazla araç yoğunluğu yaşanacak. Burada sekiz şeritli otobanlarımız yok. Bu proje, zaten dar olan yollarımızı daha da sıkıntılı hâle getirecek. İkinci neden ise çevre. Kadıköy’ün nefes aldığı bir yer burası. Küresel ısınmadan bahsediyoruz. Yapılan her bina kendi etrafında bir ısı artışına neden oluyor, uzmanların söylediği bu. Burası boş ve burada herhangi bir çalışma yok. Bu ısı artışının önündeki engellerden bir tanesi belki de buranın boş olması. Bu alana bir bina ya da binalar yapılırsa burada bir ısı artışı yaşanacak, bunun da çevresel bir sonucu olacak. Üçüncü neden ise esnaf ve ticaret ile ilgili. Buraya açılacak ticarethaneler ve dükkanlar, bizim Kadıköy Çarşı’nın içindeki esnafın iş alanlarıyla bir çatışma yaratacak. Cazibe merkezi olarak AVM’ler insanların çok daha fazla gitmek istedikleri bir yer hâline dönüşüyor. Bu nedenle söz konusu proje, Kadıköy Çarşı’nın içerisindeki ve etrafındaki – Hasanpaşa’da ve Söğütlüçeşme’deki esnafı bitirecek. Acıbadem, Koşuyolu, Kızıltoprak esnafının da işleri etkilenecek.

Siz esnafla ve vatandaşla da görüşüyorsunuz. Onlar ne düşünüyor, tepkileri nasıl?

Burada şeffaf bir süreç yürütmeye çalışıyoruz. Ben esnafla görüştüğüm zaman her görüşü sosyal medya vasıtasıyla kamuoyuyla paylaşıyorum. Muhtarlarımız istemiyor, Kadıköy Çarşı’daki esnaf istemiyor, bu bölgede Hasanpaşa’daki esnaf istemiyor, düğün için buraya gelip nikahını kıydıran çiftler istemiyor, kadınlarımız istemiyor, çocuklar istemiyor. Kim istiyor? Ben de bunu soruyorum. Birileri de çıksın desin ki buraya AVM yapılması şarttır, gar yapılması şarttır. Bizi ikna etsin, kamuoyunu ikna etsin. Çocuklara desinler ki “biz size oyun alanı yapmıyoruz, buraya AVM yapacağız, siz gidin başka yerde oynayın.” Kadınlara desinler ki “sokağa çıkmayın, parka gelmeyin, biz buraya yeşil alan yapmayacağız, AVM yapacağız.” Önce komşularımızı ikna etsinler.

Esnaf da zaten Kadıköy’ün açık bir alışveriş merkezi olduğunu söylüyor.

Evet, bizim Bağdat Caddemiz var, orası zaten açık AVM. Bahariye var, Atatürk Caddesi var, mahalle kültürünün en güzel örneği Erenköy çarşımız var. Buna benzer Kadıköy’ün farklı yerlerinde açık alışveriş merkezleri var. Burada yapılacak bir AVM, Bağdat Caddesi’ni nasıl etkileyecek? Bununla ilgili hiçbir çalışma yok. Ama bizim yaptığımız ön çalışmalarda, ters yönde etkileyeceği sonuçları çıkıyor. Ayrıca ihtiyaç var mı ona bakmak gerekiyor. Bence ihtiyaç yok. Burada neden bir AVM yapmak istiyorlar? O zaman şöyle düşünüyoruz: burada AVM görünümlü gar yapmak istiyorlar. Gar yaparak da Haydarpaşa’yı hedefliyorlar.

HAYDARPAŞA GARI NE OLACAK?

 Siz adaylık çalışmalarınızda da başkan seçildikten sonra da Haydarpaşa Garı’nın gar olarak kullanılması gerektiğini dile getirdiniz. Söğütlüçeşme projesinin uygulanması halinde Haydarpaşa’nın atıl duruma düşeceğini düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum. Söğütlüçeşme’nin içerisine bir gar yaparsanız, Haydarpaşa Garı’na niye ihtiyaç olsun? Demek ki burada gar yaparak Haydarpaşa’yı atıl hâle getirme hedefindeler. Değillerse de açıklasınlar, biz de öğrenelim.

 Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile bir görüşme talebiniz olmuştu. Görüşebildiniz mi?

Göreve başladığım günden beri ısrarla Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum’la bir randevu talebim vardı. Yaklaşık 20 gün önce, talebime karşılık geldi ve sayın bakanımızla çok verimli bir görüşme yaptım. Ana konumuz Fikirtepe’ydi. Çünkü Söğütlüçeşme’de yetki kısmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında, sadece proje noktasında yetkili. Asıl işi yaptıran Ulaştırma Bakanlığı. Ulaştırma Bakanlığı’ndan da randevu istedim, ona henüz cevap alamadım. Sayın Murat Kurum’la sadece Fikirtepe’yi değil, Kadıköy’ün bakanlığı ilgilendiren diğer sorunları hakkında da konuşma ve tartışma imkanımız oldu. Sayın bakan Fikirtepe’yle ilgili bizim görüşlerimizi önemsedi. Görüşmenin ertesi günü, ilgili genel müdür ve genel müdür yardımcıları, İl Çevre Şehircilik Müdürlüğü’nden bir heyet belediyemizi ziyaret etti. Bundan sonraki süreçte neler yapabiliriz kısmını şu anda arkadaşlarımız çalışıyorlar.

 Söğütlüçeşme konusunu konuşabildiniz mi?

Sayın Murat Kurum’la görüşmemizde Söğütlüçeşme şöyle gündeme geldi; Görüşmenin sonunda “Bu proje yeniden gözden geçirilsin” önerisinde bulundum. Bakan Bey de ilgileneceklerini söyledi. Orada ağırlıklı olarak Fikirtepe’yi konuştuk.

“FİKİRTEPE MASASI” KURULDU

 Kadıköy Belediyesi bünyesinde “Fikirtepe Masası” da kuruldu, bu çalışmanın detayları nelerdir?

Fikirtepe’yle ilgili olarak başkan yardımcımız Gül Coşkun başkanlığında Fikirtepe Masa’sını kurduk. Hukuk müdürümüz, fen işleri müdürümüz, imar müdürümüz, planlama müdürümüz ile park ve bahçeler müdürümüzün içinde yer aldığı bir heyet bu. Bu masa çok kısa bir süre içerisinde kendi iç yapılanmasını bitirdikten sonra çalışmaya başlayacak. Fikirtepe’de bir yetki karmaşası var. Kadıköy Belediyesi’nin aslında Fikirtepe’de herhangi bir yetkisi yok. Yetki aşımı noktasında bakanlık ve İBB ile görüşüp “hangi yetkileri isteyelim”, “hangi “yetkileri beraber kullanalım” veya “hiç yetki olmadan da nasıl katkı verebiliriz” gibi konular üzerine çalışacağız. Vatandaşla bakanlık arasında, aynı zamanda İBB arasında bir köprü kuralım istiyoruz. Çünkü Fikirtepe, bugünden yarına çözülebilecek bir sorun değil.

Sizin de ifade ettiğiniz gibi Fikirtepe’deki sorunlar daha eski ve köklü. Siz sık sık Fikirtepe’yi ziyaret de ediyorsunuz. Bölgedeki güncel sorunlar nelerdir?

Fikirtepe bir sorunlar yumağı. Bunu avukat olarak söylüyorum; orada 11 ada var ve 11’inin de hukuki problemi ayrı. Birbirini dolandıran şirketler var, vatandaşı dolandıran var, vatandaşın başka vatandaşlarla yaşadığı problemler var, kaçıp giden veya iflas eden şirketler var, işe başlayıp yarım bırakanı var, hiç işe başlamamışı var, sözleşme imzalamış ama binaları duran var... Böyle farklı farklı onlarca hukuki problem var, işte biz buralarda nasıl müdahil olabiliriz buna bakacağız. Yolların açılması gerekiyor, kamuya terk edilmesi gereken yerler kamuya terk edilmemiş. Bunları nasıl kamuya terk ettiririz? Metruk binalar var. Mesela 16 metruk binayı yıktık, 41 tanesi de tebligat aşamasında. Ağustos’un 15’ine kadar bir sürecimiz var, bu tebligatları kesinleştirirsek ondan sonra kalan o binaların yıkımı için de çalışmalara başlayacağız. Burada açılması gereken yollar var ve kamulaştırma gerekiyor. Ama kamulaştırmayı kim yapacak? Nasıl yapılacak, hangi yöntemle yapılacak gibi bir sürü tartışılması gereken iş var. Mesela orada bir park yapmak istesek önce oranın bize tahsis edilmesi gerekiyor. Şimdi bakanlık orayı bize vermediği için biz oraya park yapamıyoruz, çünkü mülkiyeti bizde değil. Ama mülkiyeti, şu anda proje aşamasında olduğu için bakanlıkta da değil. Bunların çözülmesi için şu an bakanlıkla görüşüyoruz.

 İBB’nin de Fikirtepe’ye yönelik çalışmaları sürüyor. 

Buranın altyapısıyla ilgili olarak İBB ile görüşüyoruz. Ekrem Başkan’ın başkanlığında üç veya dört toplantı yapıldı. Çok kısa bir süre sonra beşincisini Fikirtepe’de de yapacağız. İBB’nin bölgede altyapıya başladığı anda karşılaşabileceği hukuki problemlerle ilgili olarak biz de hem vatandaşla hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla hem de kendi içerimizde bir çalışma yapıp İBB’nin buradaki yatırımlarını hızlandırma amacındayız. İBB’nin Fikirtepe’deki yetki alanı da altyapı. Bir de İBB’nin bir iştirakı olan KİPTAŞ’ın orada yaptığı iki ada var. Bir adayı teslim ettiler, bir adanın da inşaatı devam ediyor. Mesela vatandaş KİPTAŞ’ın oraya girmesini istiyor, diğer adalara da. O da çok büyük bir ekonomik yük şu anda. Onu KİPTAŞ karşılayabilir mi, şu anda kendi aralarında bunu tartışıyorlar.

Bir de Boğaz Köprüsü’nden gelen yolun hemen sağında ve solunda bir yol çalışması var. Eylül sonu gibi bu yol açılacak. Açıldığı zaman Fikirtepe de bir nefes alacak, en azından trafik açısından. Fikirtepe’nin yollarının yapılması gerekiyor, bununla ilgili olarak Sayın Ekrem İmamoğlu’nun vermiş olduğu talimat neticesinde Büyükşehir Belediyesi çalışma yapıyor.

“AVM YAPILMAZSA TRAFİK RAHATLAR”

O yol açılacak dediniz ama o yolun açılması aynı zamanda Kadıköy’ün araç yoğunluğunun artması demek. Hele bir de Söğütlüçeşme’ye AVM yapılırsa...

O yol açılırsa ve AVM yapılmazsa trafik rahatlar. Ama AVM yapılırsa burası daha da kötü olacak. Çünkü insanların araçla ulaşımı çok kolaylaşacak. Öyle bir sorun var. Burası Kadıköy’ün can damarı ve bu damarı kesmeye çalışıyorlar. Bu alanı sınırlı düşünmemek lazım. Arkası Fenerbahçe Stadı, hemen ilerisi Kuşdili, arkası Kurbağalıdere ve Moda. Bütün bu alanların bağlantı noktası burası. Buraya bir AVM yaptığınız zaman Yoğurtçu Parkı’nı bitirirsiniz, Moda’yı bitirirsiniz, Fenerbahçe Stadı’nın etrafını bitirirsiniz. Çünkü bağlantı kesiliyor. Buranın ayrıca bütüncül bir proje ile planlanması gerek.

 Nasıl bir projeden bahsediyorsunuz?

Buraya AVM projesi değil, belki bir meydan projesi ya da yeşil alan projesi düşünmek gerekiyor ki Yoğurtçu Parkı’yla bütünleşsin. Eylül sonu Kurbağalıdere bitiyor. Kurbağalıdere’nin etrafının peyzajı yapılacak. Kurbağalıdere’nin burayla bütünleşmesi gerekiyor. Bizde alışkanlık haline gelen bir şey var; küçük bir alanı imar artışı yapalım, parsel bazında AVM yapalım. Ama bütüncül olarak bir alanın değerlendirilmesi söz konusu olmuyor. Fotoğrafa yukarıdan ve büyük bir şekilde bakmak gerekiyor. Hatta ben daha da ileri gideceğim; Gazhane bittikten sonra doğal olarak etrafında bir çekim merkezi oluşturacak. Biz insanları nerede ağırlayacağız? Gazhane bir çekim merkezi olduktan sonra onun etrafında Gazhane’yi destekleyen sosyal alanlar oluşmaya başlayacak. Farklı kültürel, sanatsal etkinlikler oraya kaymaya başlayacak. Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Kurum’a bunu söyledim; “Gelin İBB ile beraber bu işe bütüncül olarak bakalım.”

İBB, Rıhtım için bir yarışma açtı, bu yarışmayla orada düzenleme yapacak. Bunun devamında Söğütlüçeşme, Altıyol, Hasanpaşa, Gazhane gibi saydığım alanların da o projeye uygun olarak yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Bunu planlarsak ancak Kadıköy’ün geleceğini kurtarırız. Yoksa sadece bir yeri yapıp öbür tarafı bırakırsak olmaz. Burada da hem İBB hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hem de Kadıköy Belediyesi’nin beraber çalışması gerekiyor.

“DEPREM TOPLANMA ALANI OLABİLİR...”

 Bir de deprem gerçeği var. İstanbul’daki deprem toplanma alanlarının neredeyse hepsine AVM yapıldı. Söğütlüçeşme de pekâlâ deprem toplanma alanı olarak kullanılabilir.

Deprem toplanma alanı olarak kullanılabilir, park yapılabilir, burası çok güzel bir yeşil alan olabilir. Burada bina hariç her şey olabilir. Uzmanlar yakın bir zaman dilimi içerisinde İstanbul depreminin olacağını söylüyorlar. Biz ne yapıyoruz? Deprem toplanma alanlarını ya AVM yapıyoruz ya da başka bir şeye çeviriyoruz.Kadıköy Belediyesi olarak deprem öncesi yapılması gerekenler, deprem anında yapılması gerekenler ve deprem sonrasında yapılması gerekenleri üçe ayırdık.Deprem öncesinde yapılması gerekenlerin başında kendi belediye altyapımızı hem teknolojik olarak hem de makine parkı olarak yenileyip daha güçlü hale getirmemiz gerekiyordu. Bunu yapıyoruz. Mesela son Silivri depreminde telefonlar çalışmadı. Biz telsiz altyapımızı yeniledik ve bütün personelimizin çok rahat bir şekilde iletişim kurabileceği bir altyapıyı kurduk ve bunu devreye soktuk. Yine deprem öncesinde Kadıköy’ün değişik yerlerinde bulunan afet konteynırlarının içindeki malzemeleri güncelledik. Vatandaşı bilinçlendirme noktasında bir deprem afet merkezimiz var. O parkın içerisinde bir simülatör aleti var. Burada deprem anında neler yapılması gerektiğini çocuklarımıza gösteriyoruz ve onlar bir eğitimle kendilerini depreme hazırlıyorlar.

Siz de uzun süredir Kadıköy’de yaşıyorsunuz. Kadıköy’de yıllardır kamu arazilerinin imara açılma sorunu var. Bunun nedeni nedir?

Rant. Kadıköy, yaşanılacak en güzel yerlerden biri. Böyle olunca buradaki metrekare birim fiyatları çok yüksek oluyor. Metrekare birim fiyatları yüksek olduğu için özellikle kamu arazileri siyasi iktidarın bir gelir getirici veya birilerine farklı yolla servet aktarımı yaptığı araziler haline dönüşüyor. Mesela bir önceki dönemde, Sayın Aykurt Nuhoğlu’nun dile getirdiği Çocuk Esirgeme Kurumu arazisinin satışı vardı. Orası satıldı, niye? Bu alan Kadıköy’ün nefes aldığı yerlerden biriydi. Şu an atıl durumda. Rant yüksek olunca kamu arazilerine yönelik bir talep de artıyor. Mesela şimdi ne yapmak istiyorlar bilmiyorum ama Bağdat Caddesi’ndeki Tarım İl Müdürlüğünün arazisi Kadıköy Belediyesine tahsis edilirse ben ne yapacağımı projelendirdim ve hazır bir şekilde bekliyorum. Ama bize tahsis edilir mi pek emin değilim.

“BOŞ ALAN BULAMIYORUZ”

 Sizin her mahalleye kreş yapma projeniz var ancak Kadıköy’de bu tarz projelerin karşısından en büyük engellerden biri de boş arazi olmaması.

Evet, alan bulamıyoruz, yer bulamadığımız için Suadiye’de yer kiraladık. Koşuyolu’nda, Acıbadem’de arsa bulamadığımız için yer kiralama noktasına gittik. Kamuya ait olabilecek ve kreş yapabileceğimiz yerlerde de farklı hassasiyetler ortaya çıkıyor. Bizim yapacağımız tüm kreşler çevreci kreşler, çevreyle uyumlu kreşler. Mesela Bahriye Üçok, ekolojik çocuk yuvamız neredeyse alanında tek. Çocuk yuvalarımız da doğayla iç içe olacak, kesinlikle bir imar artışı veya bina şeklinde olmayacak. Yurttaşların o konuda “buraya kreş yapılmasın” gibi tepkileri olabiliyor. O kreş orayı canlandıracak. Mesela yanında mutlaka perma-kültür ve ekolojik alanlar olacak. Çünkü çocuklar sadece okuyarak değil görerek, elleriyle dokunarak o çiçeğin nasıl yetiştiğini anlamak, öğrenmek istiyorlar.

Kadıköy’de yaşlı nüfus çok fazla ve bu kesimin yeşil alana ihtiyacı var.

65 yaş üstündeki vatandaşlarımızın nüfus oranı Kadıköy’ün 4’te 1’i. Bu pandemi sürecinde gördük ki verilen hizmetin çeşitlendirilmesi gerekiyor. Salgın sürecinde yurttaşlarımıza  yemek servisi hizmeti yaptık, sıcak yemek götürdük. Orada komşularımızın mali durumuna bakmadık. “Benim ihtiyacım var” diyen herkese gittik. Ekonomik durumu iyi ama dışarıya çıkamıyor, tek başına yaşıyor, markete gidip gelecek veya yemek yapacak gücü yok. Tek başına yaşayan çok sayıda vatandaşımız var. Bu süreçte bir şey daha gördük; insanlar dışarıya çıkmak istiyorlar. Gezmek istiyorlar, parklarda, yeşil alanlarda nefes almak istiyorlar. İşte tam da bu nedenle Söğütlüçeşme’de bir AVM projesine karşıyız. Biz buraya, Söğütlüçeşme’ye, AVM yerine nefes alma merkezleri yapalım, insanlar nefes alsınlar.

65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağının ilk kaldırıldığı gün Göztepe Özgürlük Parkı’nda komşularımızla biraradaydım. Özgürlük Parkı’nda olmanın mutluluğunu gördüm yüzlerinde. İnsanların geniş alanlarda yürüyüp rahatlaması, nefes alması gerekiyor. Ve bizim de onlara daha çok nefes alanları yaratmak gibi bir görevimiz var.

Söğütlüçeşme’deki süreci hukuki açıdan da değerlendirmek gerekiyor. Yürütmenin durdurulması kararı üst mahkeme tarafından kaldırıldı. Aynı zamanda İstanbul Valiliği tarafından “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Bir hukukçu olarak bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Projenin durdurulması ve iptali için mahkemeye başvurmuştuk ve yürütmeyi durdurma kararı almıştık. Yürütmeyi durdurma kararı aldıktan sonra ilgili bakanlık, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesi’ne başvurarak  yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasını istedi. Mahkeme de kaldırdı.

Kadıköy Belediyesi olarak yeniden itiraz ettiniz sanırım.

Belediye olarak valiliğin “ÇED raporu alınmasına gerek yoktur” kararına bir dava açtık. Bir de yürütmeyi durdurma kararı kaldırılmıştı, onun tekrar yürütmeyi durdurma kararı olması için dava açtık. Şu an süreci takip ediyoruz.

 Yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasının gerekçesi neydi?

Mahkemenin gerekçesi ilginç. Diyor ki, “yürütmeyi durdurma kararı verilen mahkeme kararında bilirkişi raporunu hazırlayan heyet burayla ilgili bilgi sahibi değildir.” Şimdi bakıyoruz, orada raporu verenler şehir plancısı. Burayı kim değerlendirecek? Yine mahkeme diyor ki, şehir plancıları tarafından değerlendirilemez. Buranın gar olup olmayacağına ulaşım mühendislerinin karar vermesi gerekiyor. O zaman onlardan rapor alın. Ama bu süreç içerisinde yürütmeyi durdurma kararını kaldırmayın. Yürütmeyi durdurma kararı kalsın, devam eden süreçte o rapor da gelsin. Eğer iki rapor arasında çelişki varsa o zaman kaldırmak isterseniz kaldırabilirsiniz, niye alelacele kaldırıyorsunuz? Çünkü pandemi var ve  keşif yapılmamış. Pandemi varsa keşif yapılmamışsa bekleyin. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verebilmesi için idare hukukunun iki temel prensibi vardır. Birincisi alınan kararın idari işlemin kanuna açıkça aykırı olması, ikincisi de telafisi mümkün olmayan bir zarar vermesi.

"HEDEFİMİZ KADIKÖYLÜLERİN YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTMEK"

 İnşaat başlarsa telafisi olmayacak sonuçlar doğacak.

Evet. Geldiler, inşaata başladılar, ağaçları kestiler, bunun geri dönüşü yok. İnsanlar canıyla uğraşırken, pandemide dışarı çıkamazken buraya AVM yapmaktaki amaç ne olabilir? Valilik diyor ki buraya ÇED raporu alınmasına gerek yok. Niye yok? ÇED raporu ne demek? Çevresel Etki Değerlendirme raporu. Bu projenin çevreye, yaşam alanlarına etkisi ne olacak? Belki, altında tarihi bir yapı var. Burası Kurbağalıdere’nin alüvyon tabakası dediğimiz bir alan. Arazinin bu inşaatı kaldırabilecek bir altyapıya sahip olup olmadığını bilmiyoruz. Kaç kat aşağı inecekler bilmiyoruz. Girildiği zaman neyle karşılaşacaklar onu da bilmiyoruz. Var mı bir araştırma? Zemin etüt çalışması raporunu açıklasınlar o zaman.Biz diyoruz ki burada bilim önde olsun, bilim insanları konuşsunlar, tartışsınlar.

Aslında genel olarak katılımcı bir sürecin işletilmesi gerektiğinden bahsediyorsunuz.

Fikirtepe’de Kadıköy Belediyesi’ni dışarıda bıraktılar, Fikirtepe 10 yıldır çözülemiyor. Fikirtepe için üniversitelerde kürsü kurulmalı ve kentsel dönüşüm nasıl yapılamaz diye ders olarak okutulmalı. İmar artışıyla kentsel dönüşüm yapılamaz. Koca koca binalar yaparak, bölgenin sosyolojisini düşünmeden, oradaki insanların yaşam şartlarını hesaba katmadan kentsel dönüşüm yapamazsınız. Göreve geldiğim günden beri, Kadıköy’de yaşayan bütün komşularımın yaşam kalitesini yükseltmeyi hedeflediğimi söylüyorum. Yaptığımız bütün işler, yaşam kalitesini yükseltme yolunda yaptığımız işlerdir. Kadıköy Belediyesi olarak pandemi döneminde yemek dağıttık, Türkiye’nin en iyi şeflerine, aşçılarına yaptırdık yemeklerimizi. Türkiye’nin en ünlü diyetisyenleri hazırladı bu yemekleri. UNESCO da bizi bütün dünyaya örnek gösterdi. Şöyle bir şey var, UNESCO bunu görüyor ama Türkiye’de yaşayan bazı kişiler bunu görmek istemiyorlar. Bizim birinci hedefimiz Kadıköy’de yaşayan insanların yaşam kalitesini yükseltmek. Yapacağımız yeşil alanlarla, açacağımız anaokulları ve kreşlerle, yeni sosyal kültürel alanlarla bunu yapacağız. 

Bu vesileyle son dönemde hayata geçirdiğiniz projelerden de bahseder misiniz?

Mesela birinci Alzheimer Merkezimizden sonra ikincisini de Göztepe’de açtık çünkü en fazla talebin orada olduğunu gördük. Yine yer bulamadık. Bir vakfın köşkünü kiraladık, orada hizmet vermeye başladık. Sinematek bitti. Şu an Türkiye’de çok konuşulacağına inandığımız, Koşuyolu’nda yaptığımız, çok amaçlı Salon-Sahne dediğimiz tiyatro binamız da bitiyor. Orası bittiği zaman Türkiye’de parmakla gösterilecek örnek projelerden biri olacak. Gerçekten çok özel bir yapı ve ona uygun olarak da işletmeyi hedefliyoruz. Bir yandan da bunları farklı farklı yerlere açmaya çalışıyoruz. Pandemi nedeniyle çalışmayan tiyatrolarla dayanışmak için hem de yurttaşlara moral ve motivasyon olması için Özgürlük Parkı’nın içerisindeki amfi tiyatroyu pandemi şartlarına uygun hâle getirdik, sanatsever komşularımızı tiyatro oyunları ve konserler aracılığıyla sevdikleri sanatçılarla buluşturuyoruz. Programı bu hafta içinde açıklayacağız.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.