Haftalık Bağımsız Gazete 12 Ağustos 2020

Korona, Çin ve nefret...

Sosyal medyada Çinlileri hedef alan nefret söylemini konuştuğumuz Kadıköy sakini Çinli Xiafei Chen, “Salgın hastalığın nedeni %100 bulunmadan, hatalı ilişkilendirme yapılarak sorumlu tutulmak iyi değil. Nefret söylemi rahatsız ediyor ama insanların düşüncelerini anlıyor ve saygı gösteriyorum” diyor

Korona, Çin ve nefret...
Gökçe UYGUN

Korona virüsü salgını Çin'den çıktı, tüm dünyayı sardı. İnsanların bir kısmı, yemek kültürünü hedef gösterek Çinlilere yönelik nefret söylemlerinde bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump bile 'Çin virüsü' tanımını kullanmayı tercih ediyor. Peki böyle bir ortamda Çinliler ne hissediyor?

Bu sorunun peşinde, Türkiye'de yaşayan bir Çin vatandaşı aramaya koyulduk sosyal medya aracılığıyla. Bulmak, daha doğrusu röportaja ikna etmek kolay olmadı zira bir endişe ve çekingenlik hali hakimdi. Neyse ki Xiafei Chen talebimizi kabul etti. Kendisi (Türkiye'de kullandığı İngilizce ismiyle Tracy Chen) Türkiye'den Çin'e freelance iş yapan, Pekinli, 34 yaşında bir grafik tasarımcısı. 2018`den beri Türkiye'de, 6 aydır da Kadıköy'de yaşıyor.Yeldeğirmeni Duatepe Sokak'ta bubble tea (Asya'da popüler bir içecek) ve noodle yapan Bubble Me Cafe'nin iki ortağından biri.

Chen ile salgına dair pek çok konuyu konuştuk.

  • Sizi biraz daha tanıyalım. Neden Türkiye'desiniz mesela?

Freelance olduğum için belirli bir şehirde yaşama zorunluluğum yok. Değişik kültürleri ve sanatları tanıyıp öğrenerek projelerimi farklı bir boyuta taşımak, burada edindiğim tecrübeleri kullanmak istiyorum. Türkiye'nin tarihi ve kültürüne ilgi duyduğum için de buraya geldim. Seyahat etmeyi seven, özellikle Türkiye'de yaşadığım için tüm bölgelerini gezmeye çalışan, sağlıklı bir hayat sürebilmek için yoga yapan, hobi amaçlı resimle uğraşan, farklı kültür ve fikirleri belirli bir kaynağa bağlı kalmadan anlamaya çalışan, bu yaptığım araştırmalardan edindiğim bilgi ve tecrübeyi de hayatıma katarak daha kaliteli bir yaşam sürmeye çalışan normal bir insanım. :)

  • Çin'in kayıplarından dolayı üzgünüz.. Aileniz, akrabalarınız arkadaşlarınız nasıl? Kaybınız var mı?

Çok teşekkür ederim üzüntümüüze ortak olduğunuz için. Ailem, arkadaşlarım ve tüm akrabalarım iyi. Yakın çevremden de rahatsızlanan olmadı.

  • Çin'de salgın başladığında Türkiye'deydiniz sanırım. Gitmeyi yada ailenizi buraya getirmeyi düşündünüz mü? Neler yaşadınız o ilk günlerde?

Evet salgın başladığında buradaydım. Ailemin durumuyla ilgili kötü bir gelişme olmadığı için buradan ayrılmayı düşünmedim. Ailemi buraya getirmek gibi bir düşünce de açıkçası aklımdan hiç geçmemişti. Çin hükümetinin, sağlık sistemi ve kaynak bakımından çok hızlı bir şekilde hareket edeceğinden ve halkını koruyabilmek için gerekli herşeyi yapacağına inanıyordum çünkü. Olayı ilk duyduğumda öncelikle ailem için endişelendim tabi. Onun haricinde salgının yayılmadan bitmesini umuyordum.

  • Şu günlerde nasıl orada durum?
    Pekin'de yaşayan ailem ve arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla Çin'de durum kontrol altında. Wuhan hariç tüm şehirlerde hayat normale dönüyor. Hala devam eden sıkı kontrollerle birlikte daha normal bir hal alacağını umuyoruz.

HERKES MASKE TAKMALI”

  • Biz Türkiye'de genelde haberleri kendi kaynaklarımızdan alıyoruz. Siz bize duymadığımız ama bilmemiz gereken neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye'de, hastalık belirtileri gösteren kişilerin maske takmasının yeterli olacağı, sağlıklı kişilerin maske kullanmasına gerek olmadığıyla ilgili haberler okuyorum. Öncelikli olarak Güney Kore, Çin, Tayvan ve Japonya gibi salgını çok hızlı şekilde kontrol altına alan ülkelerde dışarı çıkan herkesin maskeli olduğunu görüyoruz. Maske kullanımı ve sosyal izolasyon çok önemli. Vaka sayısının hızlıca azalmasını istiyorsak dışarıda mutlaka maske takmalıyız.

Ayrıca gençlerin bu salgından etkilenmeyeceklerini düşünmeleri doğru değil. Evet gerçekten de gençler yakalansalar bile çok hızlı atlatabiliyorlar. Hatta aslında en tehlikelisi de hiçbir semptom göstermeden hastalığı yenenlerin de olması! Tehlikeli dememin sebebi bazen siz hastalığa yakalandığınızın farkına bile varmadan yüzlerce insana bulaştırmış oluyorsunuz. Toplum halinde yaşadığımız için her bireyin kendini koruması ve üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor.

  • Türkiye'deki sosyal medyada maalesef ki Çinlilere yönelik bir nefret söylemi yükseliyor, virüs oradan yayıldığı için. Öncelikle bunun farkında mısınız diye sormak istedirim

Yoğunluklu olarak İngilizce haberler takip ettiğim için farkında değildim. Sadece çevremdeki arkadaşlarım biraz daha dikkatli olmam gerektiğini söylemişlerdi. Fakat Türk halkının gayet kibar ve anlayışlı olduğunu düşünüyorum. İnsanların hala -önceden de olduğu gibi- güleryüzlü ve samimi olduklarını düşünüyorum. Belki bu düşüncem, yaşadığım bölgenin entellektüellik seviyesinin yüksek olmasından da kaynaklanıyor olabilir. Fakat şunu söylemek isterim ki; en azından İngilizce bilen bir insanın dünyada farklı kültürler bulunduğunu, -farklı yaşam tarzlarını benimsemese bile- kendileri gibi olmayan insanların varolabileceğini kabul ettiğini biliyorum.

NEFRET RAHATSIZ EDİYOR AMA...”

  • Bu sizi ne kadar rahatsız ediyor? Bu yorumları okumak kötü hissettiriyor mu?

Tabiki böyle bir nefret söyleminin olması rahatsız ediyor. Fakat buradaki insanların düşüncelerini anlıyor ve saygı gösteriyorum. Nasıl ki bu salgın onları etkileyecekse, Çin'de yaşayanları da etkiliyor. İyimser bir insan olduğum için bu sürecin çok hızlı bir şekilde düzeleceğine inanıyorum.

  • Sosyal medya dışındaki gerçek hayatta insanların size tutumları nasıl? Hem yakın çevreniz hem sokakta karşılaştığınız kişilerden bahsediyorum. Eskiye göre değişti mi mesela?

Hem yakın çevremde hem de sokakta karşılaştığım insanlarda davranış farklılığı olduğunu düşünmüyorum.

ÇİNLİLER EN ÇOK PİRİNÇ YER”

  • Maalesef ki Türkiye'deki insanların bir kısmı salgından Çin yemek kültürünü sorumlu tutuyor. Yargılamadan, tüm samimiyetimle soruyorum; pek çok insanın iğrendiği hayvanları yiyor musunuz? Bu sizin yemek kültürünüz için ne ifade ediyor?

Bu soruya vermek istediğim bir çok cevap var aslında. Çünkü hem dünya medyasında hem de Türkiye'de yüzlerce yalan haber dolaşıyor. Çin'de pek çok bölgeye seyahat etme şansım oldu. Sıradan bir Çinlinin en çok tükettiği gıdalar pirinç, tavuk ve domuz eti. Çinliler sağlıklarını çok önemserler. O nedenle de spor yapmaya ve sebze/meyve ağırlıklı beslenmeye özellikle dikkat ederler. Sabah erken saatlerde tüm parklar yaşça büyüklerimiz tarafından spor amaçlı kullanılır. Toplum ortalamasına bakılınca, obezite gibi tüm dünyada yaygın olan bir rahatsızlığın burada olmadığı görülüyor.

Hakkında en çok haber yapılan hayvanlar ise farklı Uzak Doğu ülkelerinde popüler. Uzak Doğu ülkeleri hem nüfus hem yemek kültürü olarak dünyada çok büyük bir kitleyi temsil ediyor. Bu nedenle bir kültürü tanıyabilmek için haberlerden ziyade gidip tecrübe ederek karar vermemiz daha dogru. 1 milyardan fazla insanın yaşadığı ve 50`nin üzerinde etnik kimliği olan bir ülkeden bahsettiğimiz için haber kaynaklarının Çin olarak gösterilmesi normal. Çünkü sıradan bir Çinlinin bile tüm ülkeyi gezmesi ciddi bir zaman alıyor. Türkiye'de, özellikle Çin'e gidip gelen insanların hiçbirinin bu gibi soruları sorduğunu görmedim.

  • Çin'in salgından sorumlu tutulması size nasıl hissettiriyor?

Salgın hastalığın nedeni %100 bulunmadan, hatalı ilişkilendirme yapılarak sorumlu tutulmak tabi ki iyi değil. Fakat evet bu salgın Wuhan'da ortaya çıktı, binlerce insanı etkiledi, etkilemeye devam ediyor.

  • Başka söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Tüm dünya bu durumdan kötü etkileniyor. Umarım bir an önce sonlanır, herkes normal hayatına döner.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.