Haftalık Bağımsız Gazete 06 Temmuz 2020

“Karantinada sosyal medyaya sarıldık”

Karantina nedeniyle her birimiz evlerimizde geçirdiğimiz sürenin önemli bir kısmını sosyal ağlara ayırıyoruz. Kimimiz işini online araçlar üzerinden yaparken, kimimiz Instagram’daki ‘challenge’larla moral bulmaya çalışıyor. İletişimci Doç. Dr. Erkan Saka ile konuştuk...

“Karantinada sosyal medyaya sarıldık”
Fırat Fıstık

Karantina günlerinde sosyal medya kullanımı kat kat arttı. Haberleri takip ediyoruz, evden çalıştığımız için toplantılarımızı bu ağlar üzerinden gerçekleştiriyoruz. Kimimiz Instagram’daki ‘challenge’larla (bir tür meydan okuma) moral bulmaya çalışırken, kimimiz Facebook üzerinden kampanyaları takip etme derdinde…

Doç. Dr. Erkan Saka, uzun bir süredir Türkiye’de iletişim ve özellikle de sosyal ağlar üzerine çalışan bir akademisyen. Saka, karantina günlerindeki sosyal medya kullanımının artışını şöyle özetliyor: “Sosyal medya belki bir noktaya kadar vakit kaybı olarak görülüyordu ama şimdi insanların akıl sağlığını korumak için hayati olan araçlardan biri haline geldi. Aslında zaten gündelik, aktif sosyal medya kullanıcıları için ne kadar büyük bir değişiklik oldu emin de değilim. Belki kullanım oranları arttı bu dönemde. Uzun zamandır zaten ana haber kaynağı olarak sosyal ağlar kullanılıyor. Belki video konferans ve canlı yayın imkanlarıyla, sosyal medyanın sosyalleşmek için de faydalı olabileceği daha büyük kesimlerce görülmüş oluyor bugünlerde. Karantina günlerinde insanların daha az yalnızlık çekmesini sağlayabiliyor gibi geliyor bana.”

TOPLANTILAR ONLINE YAPILIYOR

Sosyal ağların en önemli avantajı ise bu araçlar sayesinde uzaktan da işlerimizi yürütebilmemiz. Saka, bu konudaki risklere de dikkat çekerek, toplantılar, görüşmeler için kullanılan araçları değerlendiriyor: “Tabii bunu da fetişleştirmemek lazım. Ama en azından böyle zamanlarda birçok işin yürüyebileceği görüldü. Birçok insanla görüntülü olarak konuşmanızı sağlayan Zoom programı çok hızlı bir çıkış yaptı. Diğerlerine göre daha kullanıcı dostu olduğu görülüyor. Skype zaten hep vardı ama Microsoft satın aldıktan sonra araç üzerinde çok büyük geliştirmeler yapmadı ya da en azından kitleler için Zoom kadar cazip olamadı. Aslında bu araçların piyasası büyük. Önemli olan tam olarak ne için nasıl kullanacağınıza karar vermek. Tüm ticari araçlarda olduğu gibi burada da kişisel veri vb meseleleri geçerli. Hatta Zoom üye olmasanız bile Facebook2a verinizi gönderiyordu, geçtiğimiz günlerde bunu durdurduğunu açıkladı. Bu araçlar içinde Jİtsi açık kaynak olduğu için kullanıcı hakları konusunda en güvenilir olan diyebiliriz. Görüntü kalitesi biraz düşük olsa da bence kullanmaya değer.”

TWITTER HABER, INSTAGRAM KAÇIŞ

Geçtiğimiz günlerde Doç. Dr. Erkan Saka ve Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği üyeleri, bu araçlar üzerine bir de söyleşi gerçekleştirdiler ve Youtube üzerinden yayınladılar. Erkan hocayla konuşmaya devam ediyoruz. “Instagram, Twitter ve Facebook üçlüsünü nasıl karşılaştırırsınız?” diye sorduğumuzda cevabı şu oluyor: “Twitter açık ara daha haber merkezli bir platform. Kullanıcı daha az ama daha etkin. Tabi ki sırf haber/enformasyon içeriği yok ama böyle bir iş bölümü oldu gibi geliyor. Instagram, insanların biraz kaçtıkları bir yer. Daha kişisel ve siyasi mesajların görece az olduğu bir mecra. Facebook'u bazılarımız çok ihmal ediyor. Hatta küçümseyenler çok, daha çok ‘yaşlılar’ kullanıyor diye. Ama bence arada bir göz atmakta fayda var. Aktif olmasa da herkesin orada bir üyeliği var. Bazı akademisyenler de orayı bir kamusal alan, bir tartışma aracı olarak görüyor. Facebook'un işlevselliği ve çok yönlülüğü onu ana mecralardan biri olarak var etmeye devam ediyor. Tabii ki bu sürece iletişim açısından bakıyorum. Bu platformu kullanıcı haklarını sık sık ihmal etmesinden dolayı terk edenlere ise saygı duyuyorum.”

GAZETECİLİĞİ NASIL ETKİLEYECEK?

Karantinayla birlikte gazetecilik yapma biçimleri de değişiklik gösteriyor. Hem bu söyleşiyi hem de bugünlerde tüm söyleşileri sosyal ağları kullanarak gerçekleştirebiliyoruz. Medya çalışan akademisyenlerin ve gazetecilerin aklındaki soru ise bu sürecin gazeteciliğe etkisinin ne olacağı. Dijitalleşmeyle birlikte haber odalarındaki değişim uzun süredir medya alanında bir tartışma konusuydu ancak salgınla birlikte zorunlu olarak gazeteciler haber yaparken online platformları kullanmak zorunda kaldılar.

Doç. Dr. Erkan Saka, online olarak yayın yapmanın avantajlarının zaten bilindiğini söylerken, “Bağımsız medya organlarının çoğu özellikle maddi yetersizliklerden dolayı zaten böyle iş görüyordu. Aslında bunun kötü olmadığı, önemli olanın içerik olduğu bugünlerde daha iyi anlaşılıyor. Yine de altını çizeyim, habercilik masraflı bir iş. Ama bütçenin gazeteciye haber yapımı için gitmesi daha iyi bence. Belki bu süreçte gazetecilere daha çok maddi kaynak ayrılabilir” diyor ve ekliyor “Benimki de bir ümit tabi…”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.