Haftalık Bağımsız Gazete 14 Temmuz 2020

Kadınların yaşadığı eşitsizlikler derinleşiyor

İstanPol salgının kadınların çalışma ve hane yaşamına etkilerini ölçen bir rapor yayınladı. Rapor, yoksul kadınların salgının etkilerini daha şiddetli yaşadığını gösteriyor

Kadınların yaşadığı eşitsizlikler derinleşiyor
Evin Arslan

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (İstanPol) “Covid-19 Salgınının Kadınların Çalışma ve Hane Yaşamına Etkileri” raporunu yayınladı. Rapor, kadınların hem iş yaşamında hem de ev içinde salgından nasıl ve ne ölçüde etkilendiklerini analiz ediyor. 

Yönetim Kurulu Üyesi Seren Selvin Korkmaz, İstanPol olarak eğildikleri konulardan birinin toplumsal eşitsizlik konusu olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Salgın bu eşitsizlikleri hem derinleştirdi hem de daha da görünür kıldı. Bu çalışmalar ile amacımız alanında uzman kişilerin katkıları ile eşitsizliklerin salgının etkisiyle nasıl derinleştiğini tespit edip, çözüme yönelik politika önerileri sunmaktır.” diyor. Korkmaz, raporun güvencesiz kesimlerden biri olan kadınların, özellikle de yoksul kadınların, bu bozulmayı daha şiddetli yaşadığını gösterdiğini dile getiriyor.

 

TARIMDA ÜCRETSİZ ÇALIŞIYORLAR

Rapordaki verilerin kaynağı, 2017’de yayınlanan Gelir Yaşam Koşulları Araştırması”na (GYKA) dayanıyor. Rapora göre, erkeklerin yüzde 64,6’sı çalışırken; kadınların sadece yüzde 26,9’u iş hayatında yer alıyor. Yani kadınların yüzde 73,1’i iş hayatında yok. Kadın istihdamının en yüksek olduğu kol ise yüzde 25,6 ile tarım sektörü. Ancak tarımda kadınların neredeyse tamamı “ücretsiz aile işçisi” olarak çalışıyor. 

Kadınların az çalışmalarındaki en önemli nedenin ev işleri/bakım hizmetleri olduğunu belirten Korkmaz “Ev işleri/bakım hizmetleri kadınların yüzde 44,4’ü için haftada 30 saatten az çalışma sebebiyken erkeklerde bu oran 0,83. Kadınlar genelde ücretsiz aile işçisi olarak veya tarım sektöründe çalışıyor. Türkiye’de salgınla birlikte özellikle çalışan kadınların ev içi iş yükünün ne şekilde arttığı sıklıkla tartışıldı ancak ev kadınları özellikle de yoksul hanelerde bulunan kadınlar bu sorunları sürekli olarak deneyimliyorlar. Eşlerinin çalıştığı sektörlerin de salgından etkilenen sektörler olması durumunda bu kırılganlığın boyutu daha da artıyor.” diyor. 

SALGIN NASIL ETKİLEDİ?

GYKA verilerine göre, 16 milyon 472 kadın hiçbir işte çalışmıyor. Yani bu, salgının etkilerine doğrudan maruz kaldıkları anlamına geliyor. Ev kadınlarının yüzde 20’si okuma yazma bilmiyor; yüzde 36,9’u ise ilkokul mezunu. Bir vasıf sahibi olmama durumu kadınların istihdama katılma ihtimalini düşürüyor. İşgücüne katılmayan kadınların yüzde 77,5’i evliyken, yüzde 7,6’si hiç evlenmemiş. Ev bakımını üstlenen kadınların çoğunluğunun evli ve evdeki başka bir ferdin gelirine bağımlı olduğu görülüyor. 

Raporda, ev işini üstlenen, çalışmayan evli kadınların daha çok, düşük gelir grubuna mensup olduğu belirtiliyor. Bu da salgından daha fazla etkilendikleri anlamına geliyor. Oransal olarak baktığımızda; çalışmayan kadının bulunduğu hanede gelir elde eden fertlerin yüzde 52,9’unun, çalıştığı sektörde krizden olumsuz etkileneceği düşünülüyor. Yani bu, hane içindeki diğer üyelerin de olumsuz etkileneceği anlamına geliyor.

10 milyon 449 bin 725 kişi yoksulluk sınırının altında yer alıyor. Bu sayının yüzde 51,33’ünü kadınlar oluşturuyor. Bu kadınların yüzde 64,1’i ev bakımını üstlenirken sadece yüzde 5’i ücretli olarak tam zamanlı çalışıyor. Yoksul kadınların yüzde 84,6’sının herhangi bir iş kolunda çalışmadığı; yüzde 15,4’ünün çalışma hayatında yer aldığı görülüyor. Bölgesel olarak baktığımızda ise yoksul çalışmayan kadınların yüzde 36’sı Güney Doğu Anadolu’da; yüzde 11, 4’ü Ortadoğu Anadolu’da yer alıyor. Yoksulluğun daha sert yaşanmasının bir sebebi de hane fertlerinin sayısının yüksek oluşu. 

Seren Selvin Korkmaz kadınların yaşadığı ekonomik problemlerin Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları ve toplumsal kodlarla ilgili olduğunu söylüyor. Korkmaz “Salgın yoksul, eşinin gelirine bağlı veya düşük ücretle güvencesiz işlerde çalışan kadınlar için yepyeni koşullar yaratmadı, her gün deneyimledikleri durumları daha da kötüleştirdi. Bu nedenle olağan olanı iyileştirmek, herkese onurlu adil bir yaşam sunacak ekonomik, toplumsal yapının oluşması için çabalamak olağanüstü dönemde hem toplumun genelini hem de güvencesizleri daha dayanıklı hale getirecektir.” diyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.