Haftalık Bağımsız Gazete 15 Kasım 2019

İstasyonların kaderi kimin elinde?!

Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlü Haydarpaşa Garı’nın tren istasyonu olarak kullanılacağını, restore edilen Göztepe İstasyonu’nun ise kültürel faaliyetlerde kullanılmak üzere TCDD’ye devredileceğini açıkladı. Uzmanlarla Haydarpaşa ve istasyonların geleceğini konuştuk

İstasyonların kaderi kimin elinde?!
Erhan DEMİRTAŞ

Geçtiğimiz haftalarda yaşanan gelişmelerle birlikte Haydarpaşa ve Sirkeci garları geri sahası ve taşınmazları 350 bin TL bedelle Hezarfen Danışmanlık Şirketine verildi. İBB’nin davet edilmediği ihalenin iptal edilmesi için dava açıldı. Yine Haydarpaşa Dayanışması’nın çağrısıyla Haydarpaşa Garı önünde buluşan yüzlerce kişi ihalenin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Hem İBB hem de Ulaştırma Bakanlığı karşılıklı açıklamalar yapsa da son kararı yargı verecek.

İSTASYONLAR DA DEVREDİLİR Mİ?

 Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün verdiği yanıta göre; Marmaray projesi kapsamında korunması gereken tescilli yapılardan Göztepe İstasyonu binasının restorasyonu tamamlanmak üzere. Bakanlığın verdiği bilgilere göre bu yapı kültürel faaliyetlerde değerlendirilmek üzere TCDD’ye devredilecek.

Bakanlığın açıklamasında eski istasyon binalarına ilişkin her türlü tasarrufun tamamıyla TCDD’ye ait olduğu ifade edilirken şu görüşlere yer verildi: “İstasyonların proje kapsamında veya sanatsal ve kültürel faaliyetlerde kullanımı için işlevsel hale getirilmesi yine TCDD talebi doğrultusunda gerçekleştirilebilir.” Açıklamada Haydarpaşa Gar binasının ise, şehirlerarası trenlerin ulaşım sağlayacağı “istasyon” olarak faaliyetini sürdüreceği belirtildi.

“GÖZTEPE DE DEVREDİLEBİLİR”

Marmaray projesi nedeniyle kullanılmayan istasyonlar da ihaleye çıkıp kiralanabilir mi? Konuyla ilgili gazetemize açıklama yapan Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, Ulaştırma Bakanlığı’nın bir süredir bazı kamu varlıklarını kiraya vererek tasarrufta bulunduğunu söyledi. Göstermelik ihalelerle söz konusu kamu mekânlarının bir takım çevrelere tahsis edildiğini söyleyen Muhcu, “Bunun örneğini Haydarpaşa geri sahasında yaşadık.” dedi.

Göztepe İstasyonu’nun da ihale yoluyla özel şirketlere devredilebileceğini söyleyen Muhcu, şöyle konuştu: “Göztepe İstasyonu’nun restore edilmesi ardından TCDD’ye devredilmesi ve kültürel faaliyetler için kiraya verilmesi ya da farklı yöntemlerle kullanılacağı anlaşılıyor. Ulaştırma Bakanlığı, istasyonlara ilk olarak TCDD’nin kullanabileceği şekilde işlev kazandırmalı. Tescilli kültür varlığı olan istasyonların restore edilmesi ve yeni istasyonlara entegre bir şekilde kullanılması önemlidir. Anlıyoruz ki bakanlık bu mülklerini farklı amaçla kullanmak istiyor. Üstü örtülü bir özelleştirme süreci öngörülüyor.”

İstasyonların farklı bir amaç için kullanılması durumunda yerel yönetimlere devredilmesinin doğru olacağını ifade eden Muhcu, “Bu istasyonların yerel yönetimler tarafından kamusal niteliğine bağlı olarak kullanılması gerekiyor.” dedi.

KÖKSAL: “HAK İHLALİ”

Koruma uzmanı mimar Gül Köksal’a göre atıl binaların korunması için düzgün ve bütüncül bir planlama sürecine ihtiyaç var. “Tabii önce atıl bırakılması, sonra buna bizim çözüm üretmek zorunda kalmamız da ayrı bir dert.” diyen Köksal, “Tüm süreçlerin kamuoyu ile açık olarak, bütçelerinden kararlarına kadar şeffaf olmasını sürekli dile getirmek gerek. İBB için de geçerli bu. İkincisi tarihi yapıları özgün işlevi dışında kullanacaksanız yeni işleve uygun müdahaleler gerekli ki bunlar bazen çok ağır olabiliyor. Kiralar vb. olduğu zaman bu mekanlar halkın ancak para ödeyerek faydalanabildiği yerler oluyor. Oysa bunlar bir değer olarak parası olan, olmayan herkesin yeri. Kamulaştırma bu yüzden gerekli ki herkes yararlansın.” şeklinde konuştu.

İhaleye açılan tescilli yapıların kültür-sanat faaliyetlerinde kullanılmak istenmesiyle konunun masumlaştırıldığını ifade eden Köksal, “istasyonlar da ihale edilir mi?” sorumuza şöyle yanıt verdi: “Tabii, garlar ön hazırlıktı, bir de ihale sürecinde İBB’nin adının geçmesi de bir tür meşru zemin gibi, peşine de başkasına -yandaşa- verildi. Bunlar yolu açan şeyler. kültürel değerler işlevini sürdürebilecek durumda iken, ilgili kamu kurumunun iradesinde kullanımına devam edilmeli, bakım onarımı yapılmalı ve kamu yararına kullanılmalı. Bir de bunların hepsi tescilli yapılar kültür değeri, kamuoyundan habersiz ihale edilmeleri hak ihlali.”

GARLAR “TREN İSTASYONU” OLUYOR

Peki Haydarpaşa Garı neden son 17 yıldır bu tartışmaların odağında? “Anadolu Demiryolu Mirası ve Korunması” başlıklı akademik çalışmasıyla hem Haydarpaşa Garı ve çevresinin hem de istasyonların tarihi geçmişini ve mimari yapısını kayıt altına alan Prof. Dr. Yonca Erkan ise ihale sürecini şöyle değerlendirdi: "Son haftalarda Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının gelir getirici işlevlerle kullanılması amacıyla açılan ihale tartışma konusu oldu. Kentin merkezi noktalarına konumlanmış bu garlar ulaşıma vermiş oldukları katkının yanısıra, gerek önlerindeki çay bahçeleri, gerek istasyonlara mal olmuş restaurantları, gerek burada sürdürülen kültürel faaliyetlerle çok uzun yıllardır zaten kullanılmakta. Şimdi değişen şey nedir? Değişen şey Haydarpaşa ve Sirkeci garlarını -bugüne kadar ücretsiz olarak erişilebilen, kullanılabilen bu yapıları- yaratılan yeni işlevlerle bazı özel firmalar için gelir getirici hale getirmek. Buna gerekçe olarak gösterilen ise, tren yolculuklarının eskiden olduğu gibi bu garlarda sona ermiyor oluşu. Buna karşılık, arzulanan şey tam da bu; Haydarpaşa ve Sirkeci garlarını ‘tren istasyonu’ olarak kullanmak.”

RANT KAMUSAL HAKKIN ÖNÜNDE

Rant söz konusu olduğunda kamu yapılarının ve kamusal alanların geri plana itildiğini ifade eden Erkan,“ Toplumun bir kesiminin algısında, eğer rant söz konusu ise, her şey mübah. Bu tür bir anlayış, Türk toplumunun büyüklere,komşulara, doğaya saygı, küçüklere, diğer canlılara sevgiye dayalı geleneksel düzeninden en azından kentsel yaşamda uzaklaşılmasına neden olmuş, bireysel çıkarlar toplumsal değerlerin önüne geçmiş durumda. Hal böyle olunca, Haydarpaşa ve Sirkeci Garları’nın ihale yolu ile gelir getirici işlevler için kullanılmak üzere kiralanması gündeme gelebiliyor." diye konuştu.

Marmaray projesinin bir sonucu olarak işlevsizleştirilen Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının kullanımına ilişkin önerilerin 2000’li yıllardan beri tartışıldığını hatırlatan Erkan, şöyle devam etti: “Hatırlanacak olursa, kurvaziyer liman olsun, kent müzesi olsun, rezidans olsun, Olimpiyat 2020 köyü olsun, otel olsun gibi çeşitli öneriler dile getirilmişti. Ancak yine hatırlanacak olursa bu öneriler, belediye, Ulaştırma Bakanlığı, önemli siyasi şahsiyetler gibi kurum ve kişiler tarafından gündeme getirilmişti. Halkın ne düşündüğü hiç önemsenmedi. Sizce bunda bir yanlışlık yok mu?”

“TOPLUM KİRACI OLDU”

Son yirmi yıldır Türkiye’deki kamu yapılarının özelleştirmesiyle toplumun sahibi olduğu yapılarda ve alanlarda kiracı durumuna düştüğünü söyleyen Erkan, ihaleyi alan şirketin rant beklentisi içinde olduğunu vurguladı.

Erkan şunları söyledi: “Toplumun geniş kesimini ilgilendiren, simgesel önemi olan kamu yapılarının kullanımı hakkında neden toplum söz sahibi değil? Burada kastedilen bir anket yapılsın ve halka sorulsun gibi basit ve sığ bir yaklaşımın ötesinde, öncelikle toplumun sosyal, kültürel ve sanatsal ihtiyaçları olduğu, insan onuruna yakışır hayatlar sürebilmek için müziğin, sanatın ve toplumsal paylaşımın gerekli olduğunu ifade etmek isterim. Bu ihtiyaca cevap verebilen alanların çoğaltılması, toplumun gelişimi için temel bir konudur.”

İKİ KATI RANT BEKLENTİSİ

Erkan’a göre söz konusu tarihi yapıların kira bedeli ile karlı bir girişim olabilmesi için, ihaleyi alan kişinin iki katı rant beklentisi içinde olması gerekli. Kiralanacak alanlarda konser, fuar, kongre gibi etkinliklerin yapılacağını ifade eden Erkan, “Tam da bu noktada Haydarpaşa’nın yanan çatısının onarımı adı altında, çatı arasına planlanan bin kişilik toplantı salonu anlam kazanıyor. Bununla birlikte, Haydarpaşa’nın restorasyonunda çatının yeniden inşasının ötesinde, mevcut yapısal sorunlarına odaklanılmamış, ağırlıkla duvar bezemeleri gibi, yapıyı güzelleştiren uygulamalara yer verilmiş olduğu biliniyor.” dedi.

Tarihi yapıların kullanım açısından her işlev için uygun olmadığını belirten Erkan, “Öncelikle, yapıların taşıyıcı sistemleri, belirlenen işlevlere göre yapılan mühendislik hesaplarına dayanır. Haydarpaşa Garı inşa edilirken, trenleri kullanan insan trafiği zemin kotunda ele alınmış, yapının çatı arası için hiç bir dönemde her hangi bir işlev verilmemiştir. Bugün gelir getirici işlevlere kiralama yöntemi ile kullanıma açılacak olan bu alan, bu yüksek yoğunluklu insan kullanımına uygun merdiven, asansör, yangın kaçış merdiveni,ıslak hacimlere ihtiyaç duymaktadır.” şeklinde konuştu.

“Tarihi nitelikli yapıların tasarlanmış oldukları işlevler ile kullanılmalarına önem verilmesi beklenir.” diyen Erkan şöyle devam etti: “Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının trenlerin insanları buluşturduğu mekanlar olarak kullanılması arzu edilmektedir. İstanbul’da acil durumlar söz konusu olduğunda, deniz trafiği ile entegre çalışabilecek karayoluna alternatif sistemlere ihtiyaç vardır. Bu mekanların sadece profesyonel sosyal olarak ayrışmış grupların mekanı olarak değil, toplumun her kesiminin birlikte paylaşacağı kamusal alanlar olarak kullanılması arzu edilmektedir.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.