Haftalık Bağımsız Gazete 09 Temmuz 2020

İşsizlik rakamları gerçeği yansıtıyor mu?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun “işsizliğin düştüğüne” dair raporu şaşkınlık yarattı. Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy “Halkı yakından ilgilendiren veriler artık çok sorgulanır oldu” derken İŞKUR önünde bekleyenler işsizliğin azaldığına inanmadıklarını söylüyor

İşsizlik rakamları gerçeği yansıtıyor mu?
Görkem Durusoy

Korona virüsü ile yapılan mücadele kapsamında birçok iş yerinin kapanması sonucu birçok insan işsiz kaldı. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in açıkladığı rakamlara göre ülkede işsizlik azaldı. TÜİK’in açıkladığı işgücü istatistiklerine göre, Mart döneminde işsizlik oranı yıllık bazda 0,9 puanlık azalmayla yüzde 13,2 seviyesinde gerçekleşti. 2020 yılının Şubat, Mart ve Nisan aylarını kapsayan Mart döneminde Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısının bir önceki yılın aynı dönemine göre 573 bin kişi azalarak 3 milyon 971 bin kişiye gerilediği kaydedildi. Biz de açıklanan işsizlik rakamlarındaki azalmayı ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy ve Kadıköy İŞKUR (Türkiye İş Kurumu) önünde bekleyen insanlarla konuştuk.

“VERİLER SORGULANIR OLDU”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilerin sorgulanır bilgiler olduğunu söyleyen Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy, “Bunlar enflasyon oranı, işsizlik, istihdam oranı, kazanç verileri, ekonomik büyüme/küçülme gibi cebimizi çok yakından ilgilendiren verilerdir. İşsizlik ve istihdam ise bunların içinde en sorgulanır olanı olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki, Covid-19 salgınının başladığı 15 Mart’tan sonraki bir süreyi de içine alan verilerin işsizlikte azalma olarak karşımıza gelmesi şaşırtıcı bir yaklaşım oldu. Birkaç ay öncesinde yüzde 14,5’lara varan işsizlik oranının salgınla beraber yükselmesi, hem de inanılmaz boyutlara ulaşması gerekirken yüzde 13’lere gerilemesi verileri sorgulatır hale getirdi. Bununla beraber işgücü piyasasında daha değişik oranlar da karşımıza çıkmaya başladı. Örneğin, 29 milyona yakın insanın çalıştığı bir dönemden 26 milyon kişiye inen bir veri görüyoruz. Yani son bir iki yılda yaklaşık 3 milyona yakın kişi çalışma yaşamında ayrılmış gözüküyor. Bu garip durumu açıklayacak bir veri seti yok elimizde. Buna ek olarak, gençlerde çalışmak istemeyen yığınla insanın varlığı işsizlik verileri konusunda çok sorular ortaya çıkarıyor. Tüm bu yaklaşımların yanında oluşturduğumuz modeller kapsamında istatistiki tahminini yaptığımız güncel işsizlik oranı yüzde 29, istihdam oranı ise yüzde 35’ler civarındadır.” ifadelerini kullandı.

“KRİZİ AŞMAK OLANAKSIZ”

Ekonomik krizin ve işsizliğin gelecek günlerdeki durumuna da değinen Ulusoy şunları paylaştı: “Yaşanan krizle refah seviyemizden yaklaşık 15 yıl kaybettiğimizi açıkça söylemek isterim. 2018 krizini daha aşamamışken yüzde 14’lük bir işsizlik oranı, 450 milyar ABD dolarını aşan bir dış borç, çalışmayan bir Türkiye, üretime dönüşmeyen yatırımlarla yakalandık yeni sağlık krizine. Ekonomik büyümenin durduğu, fakirleşmenin ve aşırı zengin bir grubun varlığı ile şekillenen bir ekonomi ile devam ediyoruz bu sürece. Hatırlatmam gereken önemli bir nokta var, o da Türkiye ekonomisinin yaklaşık 4 yıldan beri ‘ani duruşu’ yaşadığıdır. Günü kurtaran, borcu borç ile ödemeye çalışan, finansala türev araçları ile yaşamaya çalışan bir ekonomik yapı ile karşı karşıyayız. Ekonomik dengelerin tamamen bozulduğu böyle bir ortamda krizi aşmanın olanaksız olduğunu da belirtmek isterim. Her bir kriz kısa dönemde finansal piyasaları etkiler. Döviz ve içerideki para hacmi hızlı bir şekilde değişir. Sonraki süreçte bu reel sektöre yayılır ve üretim sürecinde kırılmalar oluşur. Son salgınla gelen derin kriz, diğer anlamıyla buhran hem finansla piyasaları hem de üretimi aynı anda ve derinlikte etkiledi. Kısa dönemde belki de talep şokundan dolayı fiyatlarda yukarı yönlü baskı azalsa da bundan sonraki süreçte hem gelirsizlik hem de üretim zincirindeki kırılmalardan dolayı enflasyonun artacağını ön görmek zor değildir.”

İŞSİZLER NE DÜŞÜNÜYOR?

Açıklanan işsizlik rakamlarını Kadıköy İŞKUR’a başvuruda bulunanlara sorduk. Sadece salgın döneminde değil hep işsizlik olduğunu söyleyen insanların ortak görüşü rakamların inandırıcı olmadığı yönündeydi.

“İŞSİZLİK RAKAMLARINA GÜVENMİYORUM”

Açıklanan işsizlik rakamlarıyla oynandığını düşünen Metin Yüce şunları söyledi: “Türkiye’de işsizliğin yüzde 25 civarında olduğunu düşünüyorum. Bunlara gizli işsizleri ve iş aramaktan vazgeçenleri de katmak gerekiyor. Şu anda devletin açıklamış olduğu işsizlik rakamlarına güvenmiyorum. Büyük ihtimal o rakamlarla oynamalar yapılıyor. Salgın sebebiyle birçok kişi işsiz, rakamlarla oynanmasındaki amaç halkın ayaklanmasını önlemek bence. Aynı durumu enflasyon rakamlarında görmek mümkün. İş sahalarının açılması ve gençlerin iş bulabilmesi için Türkiye’de bazı şeylerin değişmesi gerekiyor.”

“ÜÇ ÜNİVERSİTE BİTİRDİM HALA İŞSİZİM”

Üç üniversite bitirmesine rağmen henüz iş bulamadığını söyleyen Nihal Fidan ise, “Şu anda elimizde olan imkanlardan pek memnun değilim. Ekonomi ile ilgili bir iletişim ağı kurulmuş değil. Az maaşla çalışan ya da hiç çalışamayan insanlara destek olunsa daha iyi şeyler olacağını düşünüyorum. İşsizliğin düştüğüne kesinlikle inanmıyorum. Ben şu anda İstanbul, Marmara ve açık öğretim iktisat olmak üzere üç üniversite bitirdim ve hala iş bulamıyorum. Bu çok acı bir durum.” şeklinde konuştu

“ÇÖZÜM İSTİYORUM”

Yaklaşık 8 aydır işsiz olduğunu ve artık bir çözüm bulunmasını isteyen Alican Övez de, “Ben Sancaktepe taraflarında oturuyorum ama iş bulamadığım için Kadıköy İŞKUR’a geldim. Henüz olumlu bir sonuç alamadım. Kendi oturduğum bölgelere dikkat ettiğimde işsizlik oranının giderek yükseldiğini görüyorum. Sadece salgın dönemi için değil onun dışında da durumlar böyleydi. Şimdi insanlar yakın temasta bulunamadığı için iş yerlerindeki sayı giderek düşürülüyor ve iş bulmak daha fazla zorlaşmaya başladı. Yaklaşık 8 aydır işsizim bu duruma bir çözüm istiyorum” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.