Haftalık Bağımsız Gazete 27 Kasım 2020

Göçmenler için imza kampanyası: "Salgında birlikteyiz"

Göçmenler korona virüsünün etkisiyle işsizlik, maddi yetersizlik gibi zorlukların yanı sıra “yersiz-yurtsuz” olmakla da mücadele ediyor. Hepimiz Göçmeniz Platformu, göçmenlere mültecilik statüsü verilmesi için imza kampanyası başlattı

Göçmenler için imza kampanyası: "Salgında birlikteyiz"
Evin Arslan

Korona virüsü sebebiyle birçok şey yaşadık. Uçuşlar iptal edildi, ülkelerin sınırları başka ülkelere kapatıldı. Diğer ülkedeki vatandaşlar kendi ülkelerine dönebilmek için son uçuşu yakalamaya çalıştılar. Ama bu süreçte evlerine dönemeyen bir kesim var: Göçmenler. Korona virüsü, işsizliği, maddi yetersizliği ve bir yandan da yersiz-yurtsuz kalma halini beraberinde getirdi. Hepimiz Göçmeniz- Irkçılığa Hayır Platformu ise bu süreçte “Korona virüsü salgınında birlikteyiz, birlikte yaşamaya devam edelim” diyerek bir imza kampanyası başlattı. Bu imza kampanyasında platform, göçmenlere mülteci statüsünün verilmesi çağrısında bulunuyor. 

Göçmenlerin ne tür zorluklar yaşadıklarını ve mülteci statüsünün göçmenler için ne anlama geldiğini Hepimiz Göçmeniz Platformu’ndan Faruk Sevim ile konuştuk.

Sokağa çıkma yasakları, işsizlik, işyerlerinin kapatılması gibi problemlerin en çok göçmenleri etkilediğini söyleyen Sevim, göçmenlerin büyük bir kısmının hizmet sektöründe ve kayıtsız olarak çalıştığını ifade ediyor. Kayıtlı veya kayıtsız çalışan 2 milyon göçmenin yüzde 80’inin işsiz olduğunu belirten Sevim “Kayıtsız çalışanlar, işçilere verilen işsizlik sigortası, kısa çalışma yardımı ve benzeri hiçbir yardımdan yararlanamıyor. Salgın döneminde çok sayıda küçük işletme sahibi göçmen de işsiz kaldı. Durumları daha da kötü çünkü hem ev hem dükkân kirasını ödeyemiyorlar. Ayrıca ödenmesi gereken vergileri, stopajları var.” 

Sevim’in aktardığına göre ise en büyük problem kira, elektrik ve su faturalarının ödenememesi. Sevim, göçmenlere destek veren kurumların sadece gıda, giyim, temizlik malzemesi gibi ayni yardımlarda bulunabildiğini nakit desteği veremediklerini aktarıyor.

“ACILARINI HATIRLAMAYA BAŞLADILAR”

Suriyeli göçmenlerin savaşın yıkımını tekrar hatırladıklarını söyleyen Faruk Sevim şöyle anlatıyor: “Hayat yavaşlayıp herkes evlere çekilince, acılarını hatırlamaya başladılar. Erteledikleri birçok acıyı yaşar hale geldiler. İnsanlar kendilerini dinledikçe psikolojileri bozuluyor. Suriyeliler zaten psikolojik olarak çok acılı bir toplumdu. Evde oturmaya başlayınca kâbusları çok arttı. Göçmenlere salgın döneminde verilen tek hak, korona virüse yakalananlara, kayıt durumuna bakılmaksızın ücretsiz tedavi verilmesi. Ama pek çok kayıtsız göçmen, hasta olsalar bile hastanelere gitmekten çekiniyor. Çünkü tedavi sonrası sınır dışı edilmekten veya bulunduğu ilden gönderilmekten korkuyorlar.”

28 Şubat’ta sınırların göçmenlerin geçişine açılmasının ardından binlerce göçmen Edirne’ye doğru yola çıkmıştı. Sevim, göçmenlerin bir ay boyunca güvenlik, barınma, sağlıklı beslenme, temizlik ve hijyen gibi ihtiyaçların karşılanmasının mümkün olmadığı bir ortamda beklediklerini söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Koşullar nedeniyle vücut direnci düşmüş insanlar, çok sınırlı sağlık hizmetinin olduğu bir ortamda, salgın için kırılgan grubu oluşturdular. Göçmenlerin büyük çoğunluğu sınırdan geçişin mümkün olmadığını görünce, kendi imkânları ile kayıtlı oldukları illere geri döndüler. Ama bir kısmı son bir umutla beklemeye devam etti.”

ÇÖZÜM: MÜLTECİLİK HAKKI

Sevim, göçmenlere yıllardır bir statü verilmediğini, temel haklardan yoksun bir şekilde, zor koşullarda yaşadıklarını ifade ediyor. Salgınla beraber göçmenlerin yaşam koşullarının daha da kötüleştiğini belirten Sevim “Örneğin, Suriyeliler geçici koruma statüsünde. Bu statü normalde altı ay, bir yıl gibi süreleri kapsar. Bu süre sonunda o sorunu kalıcı olarak çözmek gerekir. Suriyeliler için bu statü neredeyse dokuz yılı buldu. Dokuz yıllık geçici statü olmaz. İnsanlar burada doğuyorlar, ölüyorlar, hasta oluyorlar, evleniyorlar, kiracı oluyorlar. Bu insanlar buranın bir parçası ise, bunlara ilişkin politikalar üretmek gerekir.” diyor.

Göçmenlerin mülteci olmadığı için devlet yardımı alamadıklarını aktaran Sevim, birçok göçmenin kayıtlı olduğu il dışında iş bulup çalıştığı için sağlık hizmetlerinden de yararlanamadığını ifade ediyor. Göçmen sorununun kalıcı olarak çözümü için mültecilik hakkı tanınması gerektiğini aktaran Sevim bu hakkı şöyle açıklıyor: “Bu hak ile ülkede yasal olarak ikamet eden yabancılara tanınan tüm haklara sahip oluyorsunuz. İş bulma, ev kiralama, seyahat etme, sağlık hizmeti alma vb. haklar. En önemlisi de, suç işlemedikçe sınır dışı edilme korkunuz olmuyor.” 

“AMACIMIZ HAKLARININ VERİLMESİ”

Faruk Sevim, özellikle sosyal medyada göçmenlere yönelik düşmanca, agresif davranışlar sergilendiğini söylüyor. Sevim “Politikacılara ve dini konulara yönelik saldırgan davranışlar konusunda savcılıklar hemen harekete geçerken, göçmenlere yönelik düşmanlık ve ırkçılık yapanlara, hukuk diliyle söylersek, ‘halkı kin ve düşmanlığa teşvik edenlere’ karşı çok az soruşturma yapılıyor. Bu konularda yasaların acilen işletilmesi gerekir.” diyor.

“Göçmenler gittikleri yeni topluma katkıda bulunurlar, o topluma destek olurlar” diyen Faruk Sevim şöyle devam ediyor: “Türkiye’de göçmen öğrenciler pek çok üniversitede birinci oldular ama pek gündeme çıkarılmadılar. Göçmen doktorlar, salgında Türkiyeli doktorlarla birlikte mücadele ediyorlar. İki göçmen doktor salgın nedeniyle öldü. Göçmenlerle dayanışma, göçmenlere devlet yardımı ve göçmenlere her türlü insani hakların verilmesi en önemli hedeflerimizdir.”

İmza metnine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.