Haftalık Bağımsız Gazete 18 Aralık 2017

“Caminin yüksekliği 15 katlı binaya eşit”

İstanbul V Numaralı Koruma Kurulu, Kadıköy Cami Projesi’ni onayladı. Uzmanlar, 34 bin metrekarelik dolgu alanına inşaat yapılmasının deprem açısından riskli olacağını belirtirken aynı zamanda projenin, kıyıların kullanımına aykırı bir düzenleme içerdiğine işaret ediyor

“Caminin yüksekliği 15 katlı binaya eşit”
Erhan DEMİRTAŞ

Başbakanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Müftülüğü’nün talepleri doğrultusunda iki yıl önce planlanan Kadıköy Rıhtıma cami projesi, İstanbul V Numaralı Koruma Kurulu tarafından onaylandı. Koruma kurulu tarafından onaylanan plan, Anadolu yakasının önemli ihtiyacına yanıt verecek İSKİ’nin biyolojik arıtma tesisi olarak ayrılan yeri ve çevresini kapsıyor. Projeyle birlikte cami, şadırvan ve hizmet birimleri için 11 bin 232 metrekare taban oturumlu ve toplamda 33 bin 559 metrekarelik alan inşaat alanı haline gelecek. Projede, 3 bodrum katlı ve yaklaşık 1200 araç kapasiteli yeraltı otoparkı da var. 

DAVA DEVAM EDİYOR

İstanbul İl Müftülüğü 2015 yılında, Kadıköy’de İSKİ’ye ait artıma tesisi olarak görülen ve fiilen otopark olarak kullanılan alana dini tesis yapılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurmuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “Rıhtım Mevkiinde Cami Alanı” Amaçlı 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli plan değişikliklerini 02.11.2015 tarihinde onaylamıştı.  Kadıköy Belediyesi de bakanlığın onaylandığı plana, söz konusu arazinin büyük bir bölümünün 8 Ekim 2012’de onaylanan “Haydarpaşa Gar, Kadıköy Meydanı ve Çevresi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nda, “İSKİ Hizmet Alanı” ve Kentsel Sit Alanı’na komşu olmasını  ve “Etkileme Geçiş Sahası” olarak görüldüğünü, aynı zamanda  arazinin İSKİ’nin ileri biyolojik arıtma tesisi yapmayı planladığı rezerv alanı olduğunu gerekçe göstererek iptal davası  açmıştı. Belediyenin iptal ve yürütmenin durdurulması için açtığı dava hala devam ediyor.

“NEDEN DOLGU ALANINA YAPILIYOR?”

Konuya ilişkin konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu şunları söyledi: “Mesele ibadethane meselesi değil. Bunun çok net anlaşılması lazım. Buranın yeri çok büyük bir sorun. Dava devam ederken proje onaylandı. Bu; İBB isterse yarın oraya ruhsat verebilir ve inşaat çalışmaları başlayabilir demek. Bu alan dolgu alanı. Dolgu alanlarında; Kıyı Kanunu’na göre, emsali aynı amaçla ayrılan alanın yüzde 3’ünü, yüksekliği 5.50 metreyi aşmayan takılıp sökülebilir elemanlarla inşa edilen yapılar yapılabilir. Buraya toplam 34 bin metrekarelik inşaat yapılacak. Bu planla tüm alan imara açılıyor. Bu kıyı kanununa aykırı.”

İstanbul’da 20 bin hektarlık bir alanın özelleştirilmesinin gündemde olduğunu söyleyen Nuhoğlu, şöyle devam etti: “Buna rağmen 20 hektarlık bir alanda camiye neden yer bulunamıyor? Niye bir ibadethane dolgu alanına yapılıyor? Alışveriş merkezlerine yer bulunuyor da neden camiye yer bulunamıyor?

Bu ibadethane, çevre düzeni planında yok. Yüz binlik imar planlarında yok, bulunduğu yerin onaylanmış bir binlik imar planı yok. Bu plan ne oldu da birdenbire ortaya çıktı? Bunun yanı sıra bize Kadıköylüler tarafından iletilen böyle bir ihtiyaç da yok. Bu plan Kadıköy Belediyesi Meclisi’nde hiç kimse tarafından gündeme getirilmedi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nde konuşulmadı. Bu ihtiyacı kim, neye göre belirliyor? Planlanan yere 4 tane caminin önünden geçerek gidiyorsun. Yerleşim yerine yakın değil. Eğer Kadıköylülerin böyle bir talebi olursa biz belediye olarak bu talebi karşılarız. Vatandaşlarımızın inançlarının ve değerlerinin propaganda malzemesi olarak kullanılmasını çok çirkin buluyoruz. Kadıköy’de buna izin vermeyeceğiz.”

PROJEDE NELER VAR?

Yapılması planlanan camiinin toplam inşaat alanı 33 bin 559 metrekareden oluşurken sadece caminin inşaat alanı 21 bin 740 metrekare. Namazgâh katı ise 10 bin 166 metrekare olarak planlandı. Caminin yüksekliği ise 46.5 metre olacak. Minare yüksekliğinin de 70 metre olması projenin detayları arasında. Projede hizmet ve ticaret alanı olarak ayrılan bölümlere ise toplam 1242 araç kapasiteli 3 bodrum kattan oluşan zemin altı otopark yapılacak.

Söz konusu caminin yakınında toplam 9 cami bulunuyor. Proje alanına ise yürüme mesafesinde 4 cami bulunuyor. En yakın mesafedeki ibadet yeri ise Osmanağa Camii.

“TRAFİK YÜKÜ ARTACAK”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan imar planlarına TMMOB  Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi de iptal istemiyle dava açmıştı. İlgili meslek odalarının açtığı dava da henüz sonuçlanmadı.

Koruma kurulunun verdiği kararı değerlendiren TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Nuray Çolak,  proje  alanının “Kentsel Sit Alanı Komşuluğunda Etkileme Geçiş Sahası” içinde kaldığını ifade ederek, bölgede yapılacak her türlü yapının ve projenin kentsel sit alanı ile ilişkisinin kurulmasının ve  etkisinin de değerlendirilmesinin  gerektiğini belirtti. Oluşacak yapının kentsel sit alanına etkilerinin dikkate alınmadığını vurgulayan Çolak, “Proje sahası aynı zamanda bir kıyı alanı. Her ne kadar Kıyı Kanunu'nun ilgili yönetmeliğine dolgu alanlarında dini tesis alanı yer alabileceğine dair hüküm eklense de kıyıların halkın  eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olarak kullanılması esasına aykırı olarak bir yapılaşma öngörülüyor. Cami olarak öngörülen alan kıyının uç noktasında ve bölgedeki konut ve ticaret birimlerinden uzak bir konumda yer alıyor. Cami ihtiyacının hangi kriterlere göre belirlendiği anlaşılamıyor. En yakındaki yerleşim dokusunun olduğu alanda 5 tane cami yer alıyor. 5 bin 850 metrekarelik Haydarpaşa Cami, rıhtımın diğer ucunda bölgeye hizmet verebilecek konumda.” diye konuştu.

Projenin detaylarına da değinen Çolak, 46,5 metre yükseklikte olması planlanan caminin 15 katlı bir yapı yüksekliğine eşit olacağını söyledi. Çolak şöyle devam etti: “Bu yükseklik ve büyüklükteki yapı mevcut dokuya uyumsuz. Ayrıca cami ile birlikte bin 200 araçlık bir otopark da öngörülmüş. Kıyının yapılaşmaya açılmasının yanı sıra ciddi bir trafik yükü de yaratacak.”

“PROJEDEN VAZGEÇİLMELİ”

Cami projesi ile kıyıların açık alan kullanımına aykırı bir düzenleme yapıldığını söyleyen Çolak, ifadesine şöyle açıklık getirdi: “Kıyıların herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olması esastır. Ancak liman gibi, iskele gibi, tersane gibi kıyıda olması zorunlu tesislere izin verilebilir. Sahil şeridinin de açık alan olarak rekreatif faaliyetlere ayrılması ana kabuldür. Kıyıda dolgunun ise zorunlu durumlarda yalnızca yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi yapılaşma olmaksızın kullanımına izin verilmektedir.”

 “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın ülkemizdeki çevre sorunlarının çözümüne yönelik önlemler üzerinde çalışmasını, şehirleşmedeki sorunları çözmesi ve imar faaliyetlerini denetleme görevini yapmasını bekliyoruz” diyen Çolak, projeden vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

“KENTSEL DOKU BOZULACAK”

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk de projenin İstanbul’un çok farklı açılardan siluetini, kentsel dokusunu olumsuz etkileyecek bir konuma yapılmak istendiğini belirtiyor.

Bölgede araç trafiğininin azaltılması için düzenlemeler yapılması gerektiğini söyleyen Yılmaztürk, “İhtiyacın üzerinde bir cami ile buraya çekilecek araç trafiği Kadıköy rıhtımında yaşanmakta olan kaosu daha artıracak, bu bölgedeki konutlara ve işyerlerine, kültür ve sanat alanlarına ulaşım daha da sorunlu olacak.” dedi.

Caminin yapılacağı alanın deniz doldurularak kazanıldığını hatırlatan Yılmaztürk, bu konuyla ilgili raporda söz konusu arazinin ‘Karmaşık Problemlerin Görüldüğü Alanlar’ kategorisinde tanımlandığını ifade etti. Yılmaztürk, proje alanındaki bazı bölgelerin, sıvılaşma, kütle hareketleri, su baskını ve çeşitli mühendislik problemleri içerdiğini de ekledi.

Kentteki kamusal ihtiyaçların planlamayla belirlenebileceğini söyleyen Yılmaztürk, tartışmalı cami projesinin herhangi bir planlama yapılmadan hazırlandığını belirtti. Projenin gerçekleştirileceği alanın nüfusun en az olduğu bölgelerden biri olduğunu aktaran Yılmaztürk, “Planlama sürecinde bölgenin konut-işyeri ve günlük nüfus hareketlerine göre ihtiyaçlar belirlenir. Ve bu plan kararı ile dini tesisler dahil kamusal alanlar belirlenir. Burası için böyle bir tespit olmadığı gibi tam tersi planın bulunduğu alan yerleşik nüfusun az olduğu, daha çok ticari fonksiyonların olduğu bir bölgedir” değerlendirmesini yaptı.

“Kıyılarımız geçmiş yıllarda olduğu gibi insanla yeniden barıştırılmalıdır” diyen Yılmaztürk projenin iptal edilmesi gerektiğini söyleyerek şöyle konuştu: “Bu bölgenin mevcut araç yoğunluğunun azaltılmasına yönelik önlemler alınmalı ve tüm sahilin yayalaştırılması hedeflenmeli. Kadıköy’de sahilde Haydarpaşa Camisi, çarşı içinde ikiden fazla cami var iken dolgu alan üzerinde ve arıtma tesisinin gelişme alanı olan bir yere herhangi bir inşaatın yapılması kabul edilemez. Aklı ve bilimi reddeden bir plan anlayışı  kentlerimizi bugün olduğu gibi kaosa sürükler.”

“NASIL AYAKTA DURACAK?”

Deprem araştırmalarıyla tanınan Jeofizik Mühendisi ve deprem bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan da cami yapılması planlanan arazinin denize dolgu olarak yapıldığının ve bunun ilgili kişilerce bilindiğinin altını çizdi. “İstanbul için beklenen büyük depremde,  bu kütlede ve ebatta bir yapının o zemin üzerinde nasıl duracağı çok meçhul” diyen Eyidoğan, şöyle konuştu: “Bu dolgunun hangi teknik standartlara  göre yapıldığını bilemem ama oraya bu yapı için imar izni verenler, İBB dahil son yıllarda yaptırdıkları İstanbul deprem senaryosuna göre oldukça şiddetli yer sarsıntısı olacağını ve 4 ile 6 metre yükseklikte tsunami beklendiğini kendi yaptırdıkları araştırma raporlarında resmen onayladılar. En son 2008-2010 yılları arasında Japon OYO firması ve İBB arasında protokolle yapılan deprem ve tsunami tehlike araştırma raporunda bu tespitler var. Koruma kurulu onay vermiş ama o camiyi orada koruma kurulu depremden nasıl koruyacak? İstanbul'un deprem tehlikesi projelerinde çalışmış biri olarak bu kararlara hayretle bakıyorum. Halkın yaşamını tehlikeye maruz bırakacak kararları alanlar, sonuçlarının ne olacağının ve yaptıklarının farkında mı? İstanbul’un deprem tarihini bir daha okusunlar ve düşünsünler.”

Dolgu alanların alan miktarı ve üzerindeki yapılarla ilgili olarak İBB’den geçmiş yıllarda bilgi talebinde bulunduğunu ifade eden Eyidoğan, İBB’nin  verdiği cevap metninde, böyle bir veri tabanına sahip olunmadığını ve özel bir çalışma yapılması gerektiğini ifade ettiklerini aktardı.

RAKAMLARLA CAMİ

Toplam cami inşaat alanı: 33 bin 559 metrekare

Cami inşaatı: 21 bin 740 metrekare

Namazgâh katı: 10 bin 166 metrekare

Harim katı: 9 bin 828 metrekare

Mahvil katı: 680 metrekare

Şadırvan ve hizmet birimleri: 1066 metrekare

Kubbe hizası: 1486 metrekare

Kubbe çapı: 56 metre

Cami yüksekliği: 46.5 metre

Minare yüksekliği: 70 metre

Cami cemaati: 19.950 kişi

Zemin altı otoparkı 3 bodrum kat ve toplam 1242 araç kapasiteli

Hizmet ve ticaret alanı: 1066 metrekare

Söz konusu plan bölgesine yakın camiiler  

  • Caferağa Camii (100 ada 1-2-19 parseller) 561 m2 lik alanı,
  • Kethüda Çarşı Camii (99 ada 12 parsel) 278 m2 lik alanı,
  • Sultan 3. Mustafa İskele Camii (91 ada 16 parsel) 694 m2 lik alanı,
  • Osmanağa Camii (19 ada 18 parsel) 1298 m2 lik alanı,
  • Haydarpaşa Camii (240 ada 13 parsel) 5850 m2 lik alanı
  • Söğütlüçeşme Camii (545 ada, 25 parsel) 2388.60 m2
  • Rasimpaşa Camii (210 ada, 31 parsel) 351.50 m2
  • Moda Camii (119 ada 48 parsel) 2853 m2 lik alanı
  • Şifa Camii (1273 ada, 6 parsel) 2096 m2 alanı kapsamaktadır.
  • Proje alanına yürüme mesafesindeki camiler

Sultan 3. Mustafa İskele Camii: 341 metre

Caferağa Camii: 409 metre

Kethüda Çarşı Camii: 451 metre

Osmanağa Camii: 523 metre.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Engin - 1 hafta önce
Karsi cikacagiz. Beton yerine agac diksinler.