Haftalık Bağımsız Gazete 25 Nisan 2019

“Bütün dünyada devlet erkek”

Pembe Hayat KuirFest kapsamında Tasarım Atölyesi Kadıköy’de gerçekleşen panelde “nefret” konuşuldu

“Bütün dünyada devlet erkek”
Alper Kaan YURDAKUL

Tasarım Atölyesi Kadıköy’de KuirFest kapsamında düzenlenen “nefret” konulu panel 27 Ocak Pazar günü gerçekleşti. Moderasyonu Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği'nin hukuk danışmanı Av. Emrah Şahin tarafından yapılan panele Scott filminin başkahramanı Scott Jones, Av. Eren Keskin, Türkiye’nin bilinen açık kimlikli ilk avukat adayı Efruz Kaya ve 20 yıldır Atina’da kuir ve feminist grupların içinde yer almış aktivist Anna Apostotelli katıldı.

Kanada, Türkiye ve Yunanistan örnekleriyle, nefret dilinin ve nefret suçlarının bölgesel değil evrensel bir sorun olduğuna dikkat çekildiği panelde konuşmacılar kendi özel hayatlarındaki ve profesyonel yaşamlarındaki deneyimleri paylaştı.

“HETEROSEKSÜEL İKTİDAR…”

Homofobinin sadece Türkiye’ye ait olmadığını vurgulayan İnsan Hakları Derneği Eşbaşkanı Avukat Eren Keskin, “Dünyada heteroseksüel bir iktidar var. Bu iktidarın yarattığı bir hukuk sistemi var. Resmi bir bakış açısı var. Onun için sistemi temel almadan bireyleri temel alarak bu sorunu çözmemiz mümkün değil. Bu homofobik devletinizden çok şikayetçiyiz ve bu devletin yarattığı bakış açısından rahatsızız. Bizim kendi yaşadığımız coğrafyaya göre daha demokratik olan Kanada da bile olanları görüyorsunuz. Çünkü bütün dünyada devlet erkek.” dedi.

“ÖNCE KENDİMİZ DEĞİŞMELİYİZ”

Bir anısını paylaşan Keskin, “Benim ilk deneyimim İHD’de 90’lı yılların başında oldu. Bir gün trans kadın arkadaşlar geldi. O dönemin Beyoğlu emniyet müdürü 11 trans kadına Belgrad Ormanı’na götürüp kazığa oturtmak suretiyle işkence yapmış. O tarihlerde karakollarda çok fazla işkence gerçekleşirdi. Ben o gün kendi gerçekliğimizi de farkına vardım. O gün karakola gidelim dediğimde kimse gelmek istemedi. Homofobi o kadar içselleştirilmiş ki kendini insan hakları savunucusu olarak gören bir kişi dahi bu konuda çekiniyor. Karakola bir şekilde gittik. Orada kendimi kaybettim. Ona bağırmaya başladım. Çok rahat bir şekilde dedi ki ‘Ya avukat hanım bunlar insan mı? Bunlar için niye uğraşıyorsun. Sen git teröristlerinle ilgilen.’ İnsan olarak dahi görmüyorlar. Bir yandan da farkına vardım ki biz önce kendimizi değiştirmeliyiz. Bu coğrafyanın bütün suçları üzerinden önce kendimizi sorgulamamız lazım. O nedenle kendi kurumlarımızdan başlayarak ‘Biz ne kadar homofobiğiz? Ne kadar erkek egemeniz?’ bütün bunları tartışmaya açmamız gerekiyor. Biz bunu yapmadığımız sürece devletten talep ettiklerimizin de bir önemi yok.” dedi.

İHD’ye en çok trans kadınların başvurduğunu söyleyen Keskin, “Çok şiddet olayıyla karşılaşıyoruz. En çok başvuran trans kadınlar oluyor. Sokakta normal yürürken dahi polisler trans kadınları durdurup kabahatler kanunundan ‘Çevreyi kirletme’ suçundan ceza yazıyor. Devletin gözünde bir trans olarak sokakta yürümeniz bile bir kabahat” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.