Haftalık Bağımsız Gazete 23 Mayıs 2017

Baş eğmeyenler Mumcu’yu andı

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, katlinin 24. yılında yine unutulmadı. Mumcu, Kadıköy’de düzenlenen anma yürüyüşü ve Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Basın Öne Eğilmesin” etkinliği ile anıldı

Baş eğmeyenler Mumcu’yu andı
Erhan DEMİRTAŞ

Ankara’da bir bombalı saldırı sonucu ölen gazeteci-yazar Uğur Mumcu, katledilmesinin 24. yılında Kadıköy’de iki etkinlikle anıldı. Mumcu için ilk anma etkinliği Kadıköy İskele Meydanı’nda düzenlendi.  Sonraki etkinlik ise Kadıköy Belediyesi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın birlikte organize ettiği “Basın Öne Eğilmesin” etkinliği oldu.

CHP Kadıköy İlçe Örgütü’nün çağrısıyla 24 Ocak Salı günü İskele Meydanı’nda bir araya gelen yüzlerce Kadıköylü “Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi” pankartı ile Altıyol Meydanı’na yürüdü. Her yaştan Kadıköylünün katıldığı yürüyüşe Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, Atatürk Düşünce Derneği üyeleri ile temsilcileri de katıldı.

“GERÇEKLERİ SÖYLEYENLER OLACAK”

Uğur Mumcu’nun fotoğrafları ile Mumcu gibi katledilen diğer gazeteci ve aydınların fotoğraflarını taşıyan Kadıköylüler, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganlarını attı.

Altıyol’da sonlandırılan yürüyüşün sonunda CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin basın açıklamasını okudu. Karanlıktan beslenenlerin Cumhuriyet’in yazarlarını ve aydınlarını katlettiğini söyleyen Narin, açıklamasına şu sözlerle devam etti: “Ocak ayı kayıplarla dolu bir ay. Onat Kutlar, Metin Göktepe, Hrant Dink, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ocak ayında katledildiler. Uğurlarımızı, Metinlerimizi, Çetinlerimizi katleden bu karanlık, ülkemizi teslim almaya çalışıyor. Ama teslim olmayacağız. Cemaatlerin devlette örgütlenmesinin nelere yol açacağını doksanlı yılların başında Uğur Mumcu çok net söylemişti. Son bir yıl içinde bu karanlığın en kötüsünü yaşıyoruz. Yüzlerce insanımız bombalı terör saldırılarında hayatını kaybetti, yaralandı.”

Uğur Mumcu’nun ‘İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları şeylerden de sorumludur’ sözünü hatırlatan Narin, “Raporlara göre dünyada 351 tutuklu gazeteci var. Bu 351 gazetecinin 146’sı ne acıdır ki Türkiye’de. Gerçekleri yazanlar, gerçekleri haber yapanlar işsizliğe ya da hapse mahkûm ediliyor. Ülkemizde 177 gazete ve TV kapatıldı. Binlerce gazeteci işsiz kaldı. Bütün bunlara rağmen gelecek güzel günlere dair umudumuzu ve inancımızı kaybetmiyoruz. Çünkü gerçekleri söylemekten ve yazmaktan korkmayan Uğur Mumcu’nun yoldaşları var”  dedi.

Narin, Uğur Mumcu şahsında tüm basın şehitlerini anarak cezaevinde bulunan tutuklu gazetecilerle dayanışma içinde olacaklarını söyledi.

BASIN ÖNE EĞİLMESİN

Uğur Mumcu için ikinci anma etkinliği Kadıköy Belediyesi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın birlikte düzenlediği “Basın öne eğilmesin” programı ile devam etti. Caddebostan Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma etkinliğine çok sayıda Kadıköylü katılırken, anma etkinliğine Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi Orhan Erinç, Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner ve kısa süre önce cezaevinden tahliye olan dilbilimci Necmiye Alpay konuşmacı olarak katıldı. Anmada, tutuklu gazeteciler Kadri Gürsel, Musa Kart ve Turhan Günay’ın cezaevinden gönderdiği mektuplar okundu.

“YAZDIKLARI HALA GEÇERLİ”

Anma, Cumhuriyet tarihi boyunca öldürülen gazetecileri anlatan sinevizyon gösterimi ile başladı. Anmanın açılış konuşmasını ise Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri İlkay Akkaya yaptı. Uğur Mumcu’nun 24 yıl önce öldürülmesine rağmen yazdıklarının hala geçerliliğini koruduğunu söyleyen Akkaya, “Devlet içinde yuvalanan çeteleri ve arkasındaki güçleri, yolsuzlukluları açığa çıkardı. Uğur Mumcu Cumhuriyet’e neden sahip çıkılması gerektiğini her fırsatta açıklamıştı. Yazdığı şeyler nedeniyle katledildi. Ama bu saldırıyı gerçekleştirenler bilmelidir ki. Bu ülkede yeni Uğur Mumcular, Turan Dursunlar yetişiyor. Mesleğine sahip çıkan gazeteciler hala var” diye konuştu.

“BU SORUNU ÇÖZEBİLİRİZ”

Akkaya’dan sonra sözü Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu aldı. Şiddet ve terörün ülkenin her alanında yayıldığını söyleyen Nuhoğlu, “Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Çetin Emeç gibi gazeteciler bu terör saldırılarının kurbanı oldu” dedi. Anayasa değişikliğine de değinen Nuhoğlu, “Ben inanıyorum Cumhuriyet’in kurucuları daha zor koşullarda bu sorunları çözdüler. Biz de bu sorunu çözebiliriz. Bu güce ve kararlılığa sahibiz. Referandum ile beraber bu karanlık, aydınlığa dönüşecek. Tüm devrim şehitlerimizi saygıyla anıyorum.  Aydınlık bir Türkiye için daha dikkatli ve akıllı bir mücadele vereceğiz” diye konuştu.

Nuhoğlu’nun konuşmasının ardından tutuklu gazetecilerin cezaevinden gönderdiği mesajlar okundu.

CEZAEVİNDEN MESAJ VAR

Turhan Günay ve Musa Kart’ın mesajını Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu okudu. Önderoğlu Günay’ın mesajını şu şekilde aktardı: “Sevgili Uğur ağabey sen sakıncalı piyadeydin biz de sakıncalı gazeteci. Açtığın yolda yürümeye devam ediyoruz. Basın öne eğilmeyecek.”  Önderoğlu’nun okuduğu metinde Musa Kart da salondakilerle şu sözleri paylaştı: “ Sevgili Uğur abi sen Bizi sevdiklerimizden, dostlarımızdan, işimizden ve kalemimizden ayırdılar. Ama vicdanımızdan ayıramadılar.”

Önderoğlu,  tutuklu gazeteciler için dayanışma içinde olacaklarını ve mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Gazeteci yazar Kadri Gürsel’in mesajını ise gazeteci Emre Kızılkaya okudu. Kızılkaya cezaevi koşullarında mektuplaşmanın çok zor olduğunu belirterek, Gürsel’in mesajını şu şekilde paylaştı: “ Hepinize Silivri Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu 9 Nolu B Blok 25 Nolu koğuştan selam ve sevgiler. Basın özgürlüğünün alabildiğine baskılandığı, ifade özgürlüğünün cendereye alındığı ve gösteri ve yürüyüş hakkının yok sayıldığı bu dönemde hapisteki gazetecilerin mücadelesini diri tutma çabanızını şükran ile karşılıyorum.  Silivri Cezaevi'nde  olmasaydım şu an aranızda olacaktım.  Şimdi bir gazeteci olarak bulunduğum yerden, verdiğiniz mücadelenin ne kadar anlamlı olduğunu daha iyi anlıyorum. Bizler Cumhuriyet gazetesinin susturulmasını ve yok edilmesini amaçlayan bir siyasi operasyon kapsamında yaklaşık 3 ay önce tutuklandık ve savcılıkta bize yöneltilen sorulardan terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına faaliyet göstermekle suçlandığımızı anlıyoruz. Gerçekten de savcının bu suçlamayı nasıl delillendireceğini merak ediyoruz. Çünkü hepimiz içtenlikle ve büyük bir doğrulukla inanıyoruz ki bize atfedilen suçlar delille desteklenemez. Söz konusu iddialar deliller ile destekleniyor olsaydı hakkımızda bir yargı süreci söz konusu siayasi operasyonun amacı doğrultusunda başaltılabilirdi. Ancak zaman geçiyor tutuklululuğumuz bir cezaya dönüşüyor. ve yargısız infaza maruz bırakılıyoruz. Gariptir hakkımızda bir suç delili olmadığı için suçluyuz. Bir suç delili olmadığı için yargı süreci erteleniyor. Çünkü tutuklu kalmamız isteniyor ve bu içinde bulunduğumuz dönemin bir karakteristiği. Gazeteciliğin kriminalize edilmesi ve gazetecilerin hiçbir şekilde suç oluşturmayan mesleki faaliyetlerinden suçlanarak cezaevinde tutulması bir kez daha ülkemizdeki basın özgürlüğü ve hukuk açığının başlıca sorunlarından biri haline gelmiştir. Bu bilinçle bir tutuklu gazeteci ve basın özgürlüğü aktivisti olarak hepinizi selamlıyor ve mücadelenizde başarılar diliyorum."

MUMCU’YU ANLATTILAR

Tutuklu gazetecilerin gönderdiği mesajların okunmasının ardından Orhan Erinç, Şükran Soner ve Necmiye Alpay kürsüye çıkarak düşüncelerini paylaştı.

Uğur Mumcu’yu kaybetmenin acısını ilk günkü gibi yaşadığını söyleyen Orhan Erinç, “Uğur Mumcu’nun katledilmesine dair haberi izlediğimde üç dakika boyunca dona kaldım. Uğur sadece bir gazeteci değildi. Gazeteciliğin her alanında uzmanlaşmış bir dosttu. Araştırmacı gazetecilik alanında birçok yeniliğe imza attı. Ve bu alanda birçok gazeteciye rehber oldu. Onu araştırmacı gazeteci olduğu için öldürdüler. Yaşadığımız süreçte ise Uğur Mumcu gibi gazetecileri öldürmüyorlar ama süründürüyorlar ya da cezaevlerinde tutuyorlar” dedi.

Gazetecilik alanındaki mesleki sıkıntıların her zamankiden daha yoğun yaşandığını belirten Erinç, “ Uğur Mumcu’nun kaybı hem gazetecilik için hem de Türkiye için büyük bir kayıptır. Bugün onun izinden giden meslektaşlarımızın çoğunluğu cezaevinde bulunuyor. Bunun nedeni adaletin artık olmamasıdır. Bu süreci atlatacağımıza inanıyorum. Karamsar ya da umutsuz olmak gibi bir lüksümüz yok. Uğur Mumcu’ya verdiğimiz sözleri yerine getirmek için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

“BEDELİNİ AĞIR ÖDEDİ”

Orhan Erinç’in ardından Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner konuşma yaptı. Uğur Mumcu’yu Mamak Cezaevi kapısında tanıdığını söyleyen Soner, “Tutuklu gazeteciler ile o dönemde de hep dayanışma içinde oldu. Hukuk birikimi ile dünyada benzeri olmayan bir gazeteciydi. Toplumsal meseleyi dert edinen herkes ile ortak bir zeminde buluşabilen bir insandı. Çok zeki bir insan olmakla beraber çok da çalışkan bir meslektaşımızdı. Halkı bilinçlendirdiği için öldürüldü. Ama Uğur Mumcu’yu sahiplenen binlerce kişi cenazeye katıldı” diye konuştu.

Türkiye’nin gazetecilik alanında en çok bedel ödeyen ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Soner, “Gerçeklere ulaşmada sorunlar yaşıyoruz. Uğur Mumcu’yu biz bu yüzden sevdik. Bizim adımıza çok önemli görevler üstlendi ve bedelini çok ağır ödedi” dedi.

“TARİHİN YAZILMASINI İSTEMİYORLAR”

Şükran Soner’den sonra kısa zaman önce cezaevinden tahliye olan dilbilimci Necmiye Alpay söz aldı. Uğur Mumcu’yu diğer aydınları öldüren mekanizmanın katlettiğini söyleyen Alpay, “ Uğur Mumcu’yu ve diğer gerçek gazetecileri öldürdüler çünkü tarihin yazılmasını istemiyorlar. Onları öldüren bir güç var. O güç hala iş başında ve hala güçlü. Günümüzde ise gazetecileri değil ama gazeteciliği öldürmekle meşguller. En iyi gazetecilerimizi cinayetlere kurban verdik. Belki de gazeteciliği bilince çıkaramadığımız için onları kaybettik. Şimdi de gazetecileri terörist diye damgalayıp cezaevlerine gönderiyorlar” dedi.

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma içinde olduğu için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılandığını hatırlatan Alpay, “Gazeteciler baskı ve sansür ile işlerini kaybediyor. Ama gazetecilik devam edecek. Şu an zayıf durumdayız çünkü hakikatimize sahip çıkamıyoruz” dedi.

Konuşmacıların ardından gecenin sonunda halk müziği sanatçısı Erdal Erzincan sahneye çıktı. Erzincan’ın söylediği türkülere salondakiler hep bir ağızdan eşlik etti. Anmaya katılan Kadıköylüler Caddebostan Kültür Merkezi'nde sergilenen Demokrasi Şehitleri karikatür sergisini de gezme fırsatı buldu. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.