Haftalık Bağımsız Gazete 16 Aralık 2018

Günahkârların, beyaz zencilerin dili…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 11 Ekim 2018, 16:37

memisbetul@gmail.com

“Beni, Beyaz Zenciler ve Son Tilki Avı’nı yazmaya iten ‘70’li yıllarda yayımlanan kitaplar oldu. Bu kitaplar blöf doluydu. Uyuşturucu cehennemlerini anlatan uyduruk anı defterleri, filan. Her şeyin bombok çevreler olarak anlatıldığı bu kitaplar beni çok öfkelendiriyordu. İnsan her yerde insandır. İnsan bilmediği şeyleri yazmaya çalışmamalı. Ben bunları hem bildiğim, hem de takıntım olduğu için yazdım.” Ayrıntı Yayınları’nın Yeraltı Edebiyatı dizisinin meşhur sloganı olan “Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkârların, beyaz zencilerin... dili, sesi”ni hatırlarsınız. Bu diziden çıkanlardan biri de; romanlarının çoğunda “öteki” kavramı ve “dışta kalanlar”ın sözcülüğünü yapan, Norveçli roman yazarı Ingvar Ambjørnsen’in bütün dünyada ilgi uyandıran ilk romanı (1986) “Beyaz Zenciler”.

İlginç bir biyografisi olan Ambjörnsen, 1956’da, Norveç’in güneyinde küçük bir kentte dünyaya geliyor. 15 yaşında yazar olmaya karar verip, okulu terk ediyor. Bundan sonraki 10 yıl boyunca da uyku tulumunun içinde yaşayıp, bir sürü ülke geziyor ve her çeşit işte çalışıyor. Bu arada şiir yazıyor, ancak yayınevleri bu şiirlerle pek ilgilenmiyor. İlk kitabı 25 yaşındayken basılan yazar, bundan sonrasında her yıl en az bir kitap çıkarıyor. Kitabın başında yer alan kısa biyografide, Ambjörnsen’in “uyuşturucu maddeler yazarı” olarak anıldığı söyleniyor. Yazar, “yerleşik bir toplumdışı” olarak, uyumsuz, eşcinsel, depresif ve yalnız yaşayan kahramanları anlatmasıyla tanınıyor. Uzun zaman önce okumasını yaptığım “Beyaz Zenciler”e, son günlerde tekrar bir sığınma yaptım; bana iyi geldi, belki size de iyi gelir minvalinde küçük bir bellek tazelemesi yapıp, bu haftanın mevzusuna geliyorum. Geçen yazımızda olduğu gibi bugün de sezonun yeni tiyatro şahaneliklerini sıralıyorum.

Moda Sahnesi

Ekibin üçüncü yeni prodüksiyonu “Maraton”, 17 Ekim’de prömiyerini yapıyor. Oyun; 1930’lar Amerika’sı ekonomik kriz koşullarında yaygınlaşan bir yarışma ve eğlence biçimi olan, survivor ve benzeri reality-show programlarının da öncüsü sayılan dans maratonunu günümüz İstanbul’una ve Türkiye’sine taşıyor. Horace McCoy’un “Atları da Vururlar” romanı ve Sydney Pollack’ın aynı adlı filminden ilhamla tasarlanan oyunda, İstanbul Büyük Dans Maratonu finaline kalan çift 40 gün 40 gece boyunca, iki saatte bir yalnızca 10 dk. dinlenerek hiç durmadan dans ediyorlar... Proje danışmanlığını Kemal Aydoğan’ın üstlendiği oyunu tasarlayan, yöneten ve koreografisini yapan Bedirhan Dehmen. İlke Kodal, Tolga İskit ve Yılmaz Sütçü’nün sahne aldığı oyuna piyano, trompet, kontrbas ve davuldan oluşan dört kişilik canlı orkestra eşlik ediyor. 

Altkat Sanat Tiyatrosu

Savaşın ortasında, bir çatı katında sessizce yaşanmak zorunda kalınan iki yıllık bir hayat. Bu iki yılda tüm savaşın yıkımını, insanda bıraktığı izleri bir anı defterinde tutan Anne Frank. “Yaşamaya gereksinmemiz var. İnsanlığın bilgelik ve doğrulukla ruhunu yetkinleştirmeye ihtiyacı var…” diyen Altkat Sanat, “Anne Frank’ın Hatıra Defteri” oyunuyla bu sezona merhaba diyor. Uyarlayan ve yöneten Müge Saut, oyuncular ise; Nevzat Süs, Aydan Cömert, Mustafa Dincir, Aybike Turan, Selver Çavuş, Özlet Ezgi Çelebi, Beyza Candemir, Müge Saut.   

Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu

Erdi Işık tarafından kaleme alınan, Ali Düşenkalkar’ın yönetmenliğini yaptığı, başrollerini Hatice Aslan, Devrim Nas, Hande Soral, Gülin İyigün ve Açelya Devrim Yılhan’ın paylaştığı “Dali’nin Kadınları”nda dünyaca ünlü efsane isimler Edith Piaf, Frida Kahlo, Marilyn Monroe ve Virginia Woolf aynı sahnede buluşuyor. 

Versus Tiyatro

Kayhan Berkin, Kubilay Çamlıdağ ve Metin Balay tarafından 2014’te kurulan Versus, Uniq İstanbul işbirliğiyle Danimarkalı film yönetmeni, senarist Lars von Trier’in kendi deyimiyle ‘en iyi filmim’ dediği “Dogville”i sahneliyor. Kayhan Berkin’in yönettiği oyunu Türkçe’ye çevirense Nazlı Gözde Yolcu. Oyunda başrolleri Ece Çeşmioğlu, Rüzgâr Aksoy ve Şerif Erol paylaşıyor.

Yan Etki Sahne: 

ABD’li yazar Branden Jacobs-Jenkins’in Plutizer’e aday gösterilen oyunu “Gloria”yı sahneleyecek olan ekibin yönetmenliğini Serkan Üstüner üstlenirken, oyunculuklarda ise Sevil Akı, Evrim Doğan, Murat Eken, Reyhan Kıroğlu, Kutay Kunt ve Tayfun Yılmaz bulunuyor.

Bu da var notu Spinoza’dan gelsin: “Monarşik yönetim biçiminin büyük sırrı ve derin çıkarı, insanları dizginlemesi istenen korkuyu din kılığına sokarak onları aldatmakta yatar; insanlar böylece sanki kurtuluşları için savaşıyormuşçasına kölelikleri için savaşırlar.” 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.