Haftalık Bağımsız Gazete 25 Mayıs 2019

Gülhane sapığının ölümü


Murat BEŞER

Murat BEŞER

Okunma 28 Mart 2019, 09:59

(muratbeser@muratbeser.com)

Doksanlı yıllarda Kadıköy Akmar Pasajı’ndaki Zihni Müzik’te çalışırken, en çok sattığımız CD’lerden biri The Prodigy topluluğunun “Music for the Jilted Generation” albümüydü. Hangi tür dinliyor olursa olsun, ister metalcisi ister hip-hop’çısı, ister elektronikçisi; herkes için topluluğun solisti ve dansçısı olan Keith Flint, doksanlı yıllarımızla özdeşleşmiş, döneme damgasını vurmuş birkaç müzikal figürden biriydi.

Her ne kadar müziğin beyni ve topluluğun kurucu üyesi besteci ve yapımcı Liam Howlett olsa da, vitrini -sıra dışı görüntüsü, makyajı ve tuhaf hareketleriyle- Flint idi. Tüm dinleyiciler için The Prodigy deyince akla ilk önce O gelirdi. Bu durum topluluk içinde de bir tansiyon yarattığından ikili arasında hep gizli bir ego muhasebesi vardı.

Henüz 49 yaşındaki Flint’in 4 Mart tarihinde evinde kendini asarak intihar ettiği haberini alan bir kuşağın iyi müzik dinleyicisini, sanki uzun zamandır görmediği eski bir dostunu ya da bir akrabasını kaybetmişçesine ürpertti.

Flint yakın zamanda Japon eşi tarafından terk edilmiş, geçirdiği depresyon neticesinde ağır ilaçlar kullanmaya başlamıştı. Memleketine dönen karısını defalarca arayarak dönmesi için yalvarmış, ancak sonuç alamamıştı. Bir kuşağın güçlü figürlerinden biri olarak tanınan Flint’in özel hayatındaki zayıflığı da en az bu intihar kadar şaşırtıcıydı.

***

İstanbul seyircisinin bu topluluğa özel bir sevgisi de vardı, çünkü en iyi zamanları da dahil olmak üzere tam üç kez şehrimizde çalmışlardı. İlk konser 1998 yılında Abdi İpekçi Spor Salonu’nda olmuş, henüz konser ve festival enflasyonunda boğulmamış İstanbul izleyicisi için ilaç olmuşlardı. 3 Ekim 2004 tarihli Park Orman konseri (*) de -çok kısa sürmüş olması dışında- o yıl şehrin gördüğü en iyi etkinliklerden biriydi. Kılabırından elektronikacısına, rakçısından metalcisine kadar yelpazesi geniş bir insan kalabalığına, tüm güzel parçalarını çalan topluluk, son kez 2009 yılında Rock’n Coke’a gelmişti.

1992 tarihli “Experience” albümü ile tanınan, sonra ‘Firestarter’ parçasıyla parlayan The

Prodigy, “The Fat of the Land” ile yüksek satış rakamlarına ulaşmıştı, ama kazandıkları ün ile üretkenlikleri ters orantılıydı. İlk 19 yılda sadece dört albüm yapmışlar; buna rağmen elektroniğin rock müzik ile bir alakası olduğunu kabul etmek istemeyen tutucu dinleyicilere, müziğin gelecekte nerelere gideceği konusunda yol göstermişlerdi.

***

Okumadı Flint; doğup büyüdüğü Essex’de kötü öğrenciydi. Disleksi oluşu da tahsilini zorlaştırıyordu. Babası ikinci kez evlendiğinde bir üvey kardeşe sahip olunca ailesinden uzaklaştı. Artık ‘yaramaz bir çocuk’ idi. Bir gün okuldan yüzüne aşina olduğu Liam Howlett ile kanka oldu ve birlikte kıtalararası bir otostopa çıktılar. Döndüğünde babası tarafından sokağa atıldı ve bildiğimiz Flint oldu.

Topluluğa önce dansçı olarak katılmış, sonra vokal yapmaya başlamıştı. “Breathe”, “Firestarter” gibi şarkıların vokali ona aitti. The Prodigy’nin sessiz olduğu zamanlarda bile Flint kurtlarını dökmeden duramıyordu. Onun içindeki enerji, her zaman topluluğun toplamından fazlaydı ve bu enerjiyi boşaltamadığı anlarda kendisine zarar veriyor, teselliyi uyuşturucuda arıyordu. Flint’in müzik dışındaki tutkusu motosiklet yarışıydı, ama 1999 yılında geçirdiği kazanın ardından, gözlerini ambulansta açınca tövbe etmişti. Genç Rotten’ı anımsatan Flint, elektro-rock ile punk saldırganlığını kaynaştıran bir imaja sahipti.

***

Doksanlı yıllara, pasajdaki dükkân günlerine dönecek olursak: çalışanlar ve müşteriler arasında en fazla geyiği dönen isimlerden biriydi Flint. Nedeni de tuhaf bir gazetede çıkan tuhaf bir haberdi.  

Doksanların ikinci yarısında Ekip adında bir gazete vardı, İngiliz tabloid gazeteleri boyunda. Asparagas üçüncü sayfa haberleri yaparlardı. Bir keresinde Flint’in bir fotoğrafını basıp, üstüne kocaman “Gülhane Sapığı Yakalandı” diye manşet atmışlardı. Bir başka gün Spice Girls elemanı Victoria’nın resmini kullanmışlardı, tecavüz haberinde. “Annesinden azar işiten kız evden kaçtı” haberinde de Hanson topluluğunun davulcusu Zac Hanson’ın resmi vardı, gözleri bantlı tabi ki. Metallica’dan James Hetfield bile bu tip bir habere malzeme olmuştu. Bu haberlere inanan yoktu, ama mavrası eğlenceli oluyordu.

Flint’in erken ölümü, kırkına ellisine merdiven dayamış ya da gün almış müzik dinleyicilerinin hafızasını canlandırdı. Birileri ardından sevecen bir ifadeyle “güle güle Gülhane sapığı” dedi.  

(*) The Prodigy 2004 tarihinde çıkan “Always Outnumbered, Never Outgunned” albümünün turnesi kapsamında İstanbul’a gelmişti. Topluluğun elemanı olmasına rağmen yer almamıştı Flint bu albümde, ama turneye çıkmıştı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.