Haftalık Bağımsız Gazete 19 Haziran 2019

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (91)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 23 Mayıs 2019, 16:47

Hayatta kalmanın ne çok yolu ve çaresi vardı. Ne çok yalanı. Aynı zamanda da ne çok doğrusu... Yanındaki iki küçük erkek çocuğu dikkatimi çekmişti. Pislikleri, fazla yıpranmış kıyafetleri, bu hallerine rağmen oynamaktan ve gülmekten vazgeçmemeleri... Yaşlarını tahmin edebilirdim ancak. Biri sekiz öteki de altı yaşındaydı belki. Yanılıyor olabilirdim tabii. Bazı çocukların yaşını kestirmek zordur çünkü. Hele bir de zorlu savaşların içindeyseler. Asıl ilgimi o çekmişti ama. Esmer teninin üzerinde pek yabancı duran sarıya boyanmış saçları, acemice ve alelacele yapılmış hafif makyajı, rengarenk giysisi. Ya o kaç yaşındaydı? Bunu söyleyebilmek daha zordu işte. İçimden bir ses on iki, bilemedin on üç diyordu. Çocukların ablalığını yapıyor gibiydi. Yapıyor gibiydi diyorum çünkü bu rolü taşımakta ve sürdürmekte pek gönülsüz görünüyordu. Sanki onlara sahip çıksın diye, öylesine yanına bırakılmışlardı. Otobüs durağının yanında oyalanıyorlar mıydı, ilgi çekmeye mi çalışıyorlardı, tuhaf bir oyun mu oynuyorlardı, dilenmeye mi hazırlanıyorlardı, belli değildi. O duraktan geçecek bir otobüse binmem gerekiyordu. Yanlarına yaklaşmıştım haliyle. Kız bakmıştı. Uzun uzun, kendisini fark ettirmek istercesine... Bir çocuk bakışı değildi bu. Kadınsı, fazla kadınsı veya kadınsı olmaya çalışan bir bakıştı. Davetkar bir bakış... Yanındaki çocukları aslında hiç umursamadığını, her an sokakta bırakabileceğini düşündüm o anda. Neden öyle düşündüm bilemiyorum. Kuvvetli bir duyguydu ama bu. Küçük yaştan başlayarak başının çaresine bakmayı öğrenmek de kurallardan biri değil miydi? Birbirimize çok yakın duruyorduk artık. Otobüs henüz gelmemişti. Birden kızlarımdan birini aramam gerektiğini hatırladım. Tuhaf bir duyguydu. Belki de değildi. Gördüklerim bende bu çağrışımı mı uyandırmıştı? Birden telefon kulağımdayken seslendi.

“Kimi arıyorsun?”

‘Sana ne?’ diyebilirdim ama diyemedim. Sesindeki telaş ve rahatsızlık beni çok etkilemişti. Kısa, kolay anlayabileceği bir cevap verdim.

“Annemi”

Neden ‘kızım’ diyememiştim? Bir nedeni vardı mutlaka. Ne var ki o anda bunu düşünecek halde değildim. Yanıma biraz daha yaklaştı. Sorduğu soru bu sefer de bende bir rahatsızlık doğurmuştu. Çok anlama gelebilirdi çünkü.

“Senin annen var mı?”

Biraz rahatlamış gibiydi. Polisi aramamdan çekinmiş olabileceği aklıma geldi. Kimin hangi şartlar altında yaşadığını, ne gibi kaygılar taşıdığını bilemezdim ki... İyi de, bu kısa soruyu bana neden sormuştu? Bu yaşta hala bir annem olmasına, daha açık bir söyleyişle annemin yaşamasına mı şaşırmıştı? Masum bir soruydu bu farkındaydım. Hatta biraz safçaydı. Daha ileri gitmek istememiştim yine de. Buna mukabil kendisiyle biraz konuşmak için dayanılmaz bir istek de duymuştum. Otobüsün biraz gecikmesini diledim o an içimden. Gelseydi de binmezdim belki. Kararım kızın konuşmak isteyip istememesine bağlıydı. Bu sefer soru sorma sırası bendeydi.

“Neden soruyorsun?”

Omuz silkerek, hem sorumu hem de söyleyeceklerini umursamazcasına cevap verdi.

“Benimki öldü de ondan”

Kendimi kızın Suriyeli olabileceği ihtimaline o anda kaptırdım. ‘Savaşın acıları’ dedim kendime. Hiçbir sorumluluğum yoktu yaşananlarda biliyordum ama yine de önüne geçilemez bir mahcubiyet hissetmiştim. Belki de bu soruyu sorduğum içindi hissettiklerim. Onu böyle bir cevaba zorladığım için de... Geriye dönüşsüz bir yola çıkmıştım öte yandan. Ayrıca muhabbeti sürdürerek ona önemsendiği duygusunu da yaşatmak istemiştim. Sorum bu amacıma ne kadar hizmet edebilirdi bilemezdim ama yine de sormuştum.

“Suriyeli misin?”

Gülümseyerek başını sallamıştı. Bir tuhaflık daha vardı bu gülümsemede. Keder desem değildi sanki, isyan desem değildi, küçümseme desem değildi. Belki de tam tersi, bunların hepsiydi. Bu sorunun da bu gülümsemenin beni asla unutamayacağım bir hikâyeye sürükleyeceğini nereden bilebilirdim?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.