Haftalık Bağımsız Gazete 22 Nisan 2019

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (88)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 11 Nisan 2019, 15:37

Amcam kumarı severdi. Evinde, heyecanını ve eğlencesini hep sürdürebileceğine inandığı o kahve muhabbetine meydan verebileceğini gördüğünden, arkadaşlarıyla okey atmayı bilhassa severdi. Muhabbetin, o kahvelerinkinden önemli bir farkla, kadınlı erkekli hayat bulması da ayrı bir keyifti şüphesiz. Ama, şimdi hiçbir şüpheye kapılmadan söyleyeyim, en çok pokeri severdi. Hatta ondan bir çeşit hayat duruşu, felsefesi bile çıkarmıştı. Bu oyunu iyi bilen ticarette de başarı gösterebilirdi, hayatta da... En büyük hayallerinden birinin Las Vegas’taki Dünya Poker Şampiyonası’na katılmak olduğunu bu yüzden mi söylemişti? Lafları duyduğumda henüz daha liseli sorunlarımla mücadele ediyor ve hayata, muhtemelen o yaştaki herkes gibi, isyankâr gözlerle bakıyordum. Söylenenleri pek önemsememiştim. O günlerde bana oyunu öğretmeye de kalkmıştı. Anlattıklarını önce ilginç bulmuş, ama bir süre sonra sıkılmış, sıkıldığımı da göstermeye çalışmıştım. O da değer verdiği birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da yetersizlik gösterdiğime kanaat getirmiş, heyecanını bana aktarmaktan vazgeçmişti.

Babamla ticaret yaptıkları dükkanın bulunduğu mahallenin bir başka meşhur kumarcısıyla oynadığı kumarsa çok daha eğlenceli görünüyordu. Çünkü işin içine aktörlük de karışmıştı. Hayatın içinde anlam bulan, çok sahici bir aktörlük... Seyrettiğim adeta bir farstı. Kaybedilince verilen tepkiler, bazıları fevkalade komik küfürler, kazananın takındığı tavırlar... Oyunsa çok basitti. Oyuncuları ona bakara diyorlardı. Öyle iskambil kartlarıyla oynanmıyordu ama. Cüzdanlarından banknotları ortaya koyuyor ve yarıştırıyorlardı. Kurala gelince... Varsayın ki o cüzdandan elli lira çıkarılmış. Banknotun üstündeki rakamlar toplanırdı. Kiminki daha fazla çıkarsa kazanan o olurdu. Böylelikle de kısa süre içinde o elli veya yüz liralar el değiştirirdi. Sanki bir çocuk oyunu değil mi? Büyükleri çok eğlendiren bir çocuk oyunu. Bilinen bakara oyununa ne kadar benziyordu? Cevabı veremiyorum. Çünkü ben amcamdan o oyunu da öğrenememiştim.

Mişon Baba’nın kumarla ilişkisi bu basit oyundan ibaret değildi elbet. O işin, dediğim gibi, eğlence tarafında kalıyordu. İş hayatının sıkıntıları içinde bir çeşit soluk alma anlamına da geliyordu galiba. O günlerdeki gözlerim bana bunu düşündürtmüştü en azından. Başka yerlerde başka kumar oyunlarına da meyletmiş miydi? Parasını, mal varlığını kaybetmesinin asıl sebebi bu oyunlara kendisini fazla kaptırması mıydı? Gizli kumarhanelerde, o yeşil çuhanın üstünde, gerçek bakara oynayan bir adam... Ya da poker... Rulet... Belki de amcamla tanışıklıkları oradan geliyordu. O dışarıya fazlasıyla kapalı, hayatiyetini kendi yasalarıyla sürdüren bir dünyayı kalması gereken yerde bırakmak ve dışarıya daha masum görünmek... Bu da bir başka oyun muydu? Bir başka ihtimal? Bir başka heyecan? Bir başka hayatta kalma savaşı? Sorular sadece sorulmalarıyla kaldı. Onlar da cevabı hiçbir zaman bulunamayacaklardandı. Hayatına cevapları bulmama imkân verebilecek kadar giremedim çünkü. Aramızda çok büyük bir yaş farkı vardı çünkü dediğim gibi. Üstelik kendimi başka havalara kaptırmıştım. Ama sadece görebildiklerimden yola çıktığımda bile, onun da tıpkı, bakara partneri amcam gibi, kumardan çok önemsediği bir hayat felsefesi çıkardığını söyleyebiliyorum. Onu bu çok inandığı felsefe için mi hayatımın unutulmazları arasına koydum? Bu mümkün. Bana inandıklarını paylaşırken çok hüzünlü görünmüştü. Çok da samimi. Bu samimiyeti bir daha hiç yakalayamadık. Belki de yakalamamız gerekmiyordu. Bazen birkaç an, gerektiğince yaşanabilen birkaç an, yıllarca paylaşılanlardan çok daha kıymetli ve etkilidir. Bulunduğunuz yerle alakalıdır elbette hissedilenler. Zamanlamalarla... Ama kalıcıdır, hatta bazen yol göstericidir, bu kesin. Üstelik o anlar sizi hazırlıklı olmadığınızda da yakalar. Duyduklarınızı boşuna duymadığınızı ancak zamanla anlarsınız. Olsun. Bu da hayatta yol almanın, keşfetmenin ve daha iyi gördüğüne inanmanın en eski ve vazgeçilemez kurallarından biri değil miydi?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.