Haftalık Bağımsız Gazete 15 Aralık 2018

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (78)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 23 Kasım 2018, 10:47

Pek az insanda bulunabilecek bedensel gücünün kendisini istese de istemese de hayata bir yerinden bağladığını hatırlatırken, çok konuşmak istemediği zaafını da mı ortaya çıkarıyordum? Söylemiş bulunmuştum ama bir kere. Gülümsemesi de bana cesaret vermişti. Amcamın iddiası bir daha aklıma gelmişti. Onun taşıdığı yükü hiç kimse taşıyamaz... Bu lafları onunla da paylaşmıştım. Daha da gülümsemişti. Mişon Baba’nın söylediklerini de paylaşmıştım. Bu kuvvet bende olsaydı neler yapardım neler... Gülmüştük. Onu ilk kez böyle gülerken görüyordum. Sokakta hiç kimsenin burada kaç yıldır durduğunu bilmediğini de söylemiştim. Amacım elbette dolaylı bir yoldan bilgi koparmaktı. Cevap vermemişti. Sadece yine gülümsemekle yetinmişti. Bir de başını sağa sola sallamakla...

Orada onunla böyle sohbet ederek kaç saatimi geçirdiğimi söyleyemiyorum şimdi. Ama havanın iyiden iyiye karardığını hatırlıyorum. Bir süre daha sessiz kalmıştık. Sokak bomboştu. Karanlıktı. Etrafı sadece ayın ışığı hatırlatıyordu. Ben yanında, bir taburede oturuyordum. O arkalığına yaslanarak uzanmaya devam ediyordu. Bir süre sonra yorgun, ama aynı zamanda da babacan bir sesle, beni yaşadığımız zamanın gerçeğine döndürmüştü.

“Haydi sen git artık... Buraları tekin değil, dediğin gibi. Evine, rahatına dön. Sokak acımaz. Bazen hiç acımaz...”

Söylediğini yapmaktan başka çarem yoktu. Gidecektim elbet. Herkes gidebileceği yere gidiyordu ya...

O akşamın onu son gördüğüm akşam bilemezdim o anlarda. Ertesi gün sokaktakiler yerinde olmadığını gördü. İlk fark edenler tıbbi sarf malzemeleri satan, yaz kış Büyükada’da yaşamayı ve küçük sandalıyla kıyıdan açılıp balık tutmayı hayatının tek mutluluğu sayan, benimle de hem gündelik hayata hem de memlekete dair yakınmalarını Fransızca paylaşmaktan nedense pek hoşlanan Mösyö Stavro ile sürekli aldattığını bildiği halde karısından bir türlü kopamayan, derdinden  de her geçen gün biraz daha çok şişmanlayan yeğeni Şapşal Dimitri gibi erkencilerdi. Kısa bir süre sonra onlara o gün depoya yüklü miktarda kaçak sigara getiren Terlikçi Necati de katıldı, işyerine nedense alıştığımız saatinden çok önce gelen Ayhan Abi de... Ben günün birinde öldürme hesapları yaptığım amcamla birlikte zaten oradaydım. Yüklerini yıllardır taşıyan bu adamın rahatsızlandığı için hastaneye yattığını veya bir kazaya uğradığını düşünenler oldu ilkin. Ayhan Abi kulağıma hepten gittiğini ve bir daha gelmeyeceğini fısıldadı. Akşam yaşadıklarımı ve öğrendiklerimi söyleyemedim. Buralara dönmemek için gittiğinden bu kadar emin görünmesini neye yormalıydım? Bildiklerimi bilmediğinden şüphe etmiyordum. Kâmil, hikâyesini bana ilk kez anlattığını söylerken çok samimi gelmişti. Ama başka bir ihtimal de vardı.  Bugüne kadar bana yaşattıklarını aklıma getirdiğimde, çok yakıştırabileceğim bir ihtimal... Ya bende artık çok anlamlı bir yere oturmuş bu adam hakkında hiç bilmediklerimi de biliyorsa? Ona galiba böyle bir gerçekle karşı karşıya gelmek istemediğimden bildiklerimi anlatmadım. Hikâye bana aitti ve sadece bende kalmalıydı.

Zaman onu haklı çıkardı. Kâmil bir daha o sokakta görünmedi. Yakınlardaki başka sokaklarda da görünmedi. Tekrar o izbelik tarafından mı çağrılmıştı? Anlattıklarının etkisinde kalarak, onca yıl sonra, artık vaktidir deyip, yıllarca reddettiği eski hayatına, coğrafyasına dönme ihtiyacını mı duymuştu yoksa? Eğer öyle idiyse bu hikâye onun için çok farklı bir şekilde gelişecek demekti. Çok farklı karşılaşmalar, belki de buluşmalarla... Ama yalnızca onun için... Bana bir daha duyduklarımın uyandırdığı ihtimaller kalıyordu.

Bu ihtimali onun için istemiş miydim? Hâlâ karar veremiyorum. Her ihtimalin onun için bir değer taşıdığını söyleyebiliyorum sadece. En uzak ihtimal günün birinde buralara dönmesi galiba... Ona en çok gitmek yakışıyor çünkü. Ama bir gün, hiç beklemediğim bir gün tekrar karşılaşırsak, onu mutlaka bir kahve içmeye çağıracağım. Hayalim bu toprakların içime saldıklarıyla alakalı. Anlattıklarının bende artık o kadar büyük bir hatırı var ki...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.