Haftalık Bağımsız Gazete 13 Kasım 2018

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (76)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 26 Ekim 2018, 08:33

Her sahici hikâyenin daha az anlatılabilen ve su yüzüne çıkarılabilen bir tarafı vardır. Başkaları için karanlıkta kalan bir tarafı... Kitaplardan söz ettiği anlarda böyle bir tarafın zamanın bir yerlerinde hayat bulduğunu hissetmiştim. Orada derin bir duygu vardı. Nereye, nasıl bağlanacağını bilmediğim bir duygu... Köyünün uzaklarındaki koruluğun bir köşesinde, metruk bir evde yaşadıklarını anlatmaya başladığında sesinin hafiften değişmesi karşısındaysa bir umut doğmuştu içimde. Bana sezgilerimde yanılmayacağımı söyleten bir umut... Kitaplarda bulunan bir hayat... Nasıl bir değişimdi bu anlatmam zor. Bir değişimdi işte. Ses başka bir sesti artık. Bir keder de vardı sanki içinde bir sevgi de... Kabullenmenin getirdiği bir olgunluk da bir özlem de... Hikâyeyi dinledikten sonra da bu ihtimaller arasında gidip gelecektim. Benim hissettiklerim önemli değildi ama. Asıl dikkate alınması gereken kendisine artık her manada uzak görünen yerde bıraktıklarının o akşam uyandırdıklarıydı. Bu hikâyeyi neden hiç kimseye anlatamadığını da duyduklarımdan sonra daha iyi anlayacaktım. 

O korulukta metruk bir ev vardı... Kime ait olduğunu bilmediği, dahası hiç kimsenin bilmediği, orada, öyle kalmış bir ev... Yıkıldı yıkılacakmış gibi görünen, ama bir türlü yıkılmayan bir ev... Orada sık sık biriyle buluşuyordu. Hem uzun uzun konuşmak hem de birbirlerine o sevdikleri kitaplardan hikâyeler okumak için... Çok özel bir beraberlikti yaşadıkları. Hiç kimseyle yaşayamadıkları bir beraberlik... Yaşıttılar. O korulukta hiç beklemediği bir tehlikeyle karşı karşıya kalması sayesinde hiç beklemedikleri bir zamanda tanışmışlardı. Yolları çakışmıştı demek daha doğruydu belki. Birbirlerinin varlığından yıllardır haberdardılar çünkü. 

O korulukta yürüyüş yapmayı çok severdi. Bir gün aniden bir yaban domuzunun saldırısına uğramıştı. Üstüne hızla, homurdanarak geldiği anları unutması mümkün değildi. Korunmasızdı. O anlarda, tam o anlarda bir silah sesi duymuştu. Sonra bir silah sesi daha... Saniyeler içinde... Üç dört metre ilerisindeki domuzu hareketsiz ve etkisiz hale getiren iki mermi... Sonra sessizlik... Etrafına bakmış ama hiç kimseyi görememişti. Birkaç saniye de öyle geçmişti. Belki de birkaç dakika... Ona çok uzun gelmişti neticede. Ardından tüfeğini omuzuna asmış bir delikanlı çıkmıştı karşısına. Çıkmasıyla birlikte de neye uğradığını şaşırmıştı. Birbirlerini çok iyi tanıyorlardı, evet. Daha çok tanımamak için ellerinden geleni yapmışlardı ama. Onu karşısında görünce ‘Sana artık bir can borçluyum kardeş’ deyivermişti yine de. Sözler ağzından öyle, kendiliğinden çıkmıştı. ‘Asıl önemlisi bir can kazanmak’ demişti bunun üzerine delikanlı. Bu sözler de onun ağzından tüm doğallığıyla çıkmış gibiydi. Bu delikanlı Salih’ti, kan davalı oldukları ailenin çocuğuydu. Annesinin töre adına öldürmesini istediği beklediği çocuk... Günün birinde böyle bir karşılaşma yaşayacağını söyleseler, güler geçerdi. Gelgelelim yaşananlar, kader, ona böyle bir buluşmayı da yaşatmıştı işte. Böyle yerlerde silahsız dolaşmaması gerektiğini söylemişti Salih. Eline hiç silah almadığını, almaya da pek niyetli olmadığını söylemişti o da. Bu lafların gizliden gizliye gerçekleri birbirlerine hatırlatma amacı da taşıdığını anlamışlardı elbet. Ama söylemeleri gerekeni söylemişlerdi neticede. Söylemeden edemeyeceklerini... Sonra bir soru... Böyle bir yerde ne arıyordu? Üstelik bu kadar temkinsizken... Onu o eve götürmüştü bunun üzerine. Ancak bu evde kendisini hakikaten yaşayabildiğini söyleyerek... Hayatını kurtaran delikanlının ifade ettikleri yaşayabilecekleri yeni bir hayatın haberini mi veriyordu? Bu evde bir büyü vardı sanki...  Neler yaptığını sorduğunda da ceketinin iç cebindeki kitabı çıkarıp göstermişti. Yetmez miydi? Söylediklerinin biraz şüpheyle karşılandığını gördüğünde de kitaptan bir hikâye okumuştu. Hikâye bittiğinde Salih’in yüzünde o şüphe yoktu artık. O kadar ki bu evde başka hikâyeleri paylaşmak için buluşabileceklerini söylemişti. Onun içinde de mi bir boşluk vardı? Sorunun cevabını verebilmek için bu yaşadıklarından daha fazlasını yaşamaları gerekiyordu. O gün... O gün sadece bir başlangıçtı...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.