Haftalık Bağımsız Gazete 20 Ekim 2018

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (74)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 28 Eylül 2018, 08:32

Baş başa kaldığımız o akşam anlattıklarıyla bana hayatın birçok gizli yüzü de olabileceğini bir daha hatırlatmıştı Kâmil. Duyduklarım, amcamın hakkında bir zamanlar dediklerini çok anlamlı kılıyordu. Onun taşıdığı yükü hiç kimse taşıyamaz... Bu lafları ister istemez hatırlamıştım. Çok derin bir acıyı görmek zorunda kalarak üstelik. Bu acı sadece bir coğrafyanın acısını mı dile getiriyordu? Hikâye kendisini yavaş yavaş ortaya çıkaracaktı. Bu soruyu da o zaman sorma ihtiyacını duyacaktım. Dinlediklerim bir süre sonra beni o kadar özel, alışılmadık bir yolculuğa çıkaracaktı ki... 

O akşam karşımda bambaşka, mahallede hiç kimsenin tanımadığı bir Kâmil vardı. Geçmişini hiç anlatmak istememiş gibi görünen bir Kâmil... Anlatacaklarına hiç kimsenin inanmayacağını düşündüğünden mi? Bu kadarını aklına getirmek bile kırıcı geldiğinden mi? Eski hayatında bıraktıklarının kendisini zaten kırgın bir adam yapmış olmasından mı? Hiç kimseye anlatmadığı hikâyesini bana neden anlatmıştı? Belki de bu adımı atmasına bir sorum yol açmıştı. Sezgilerimin bana sordurttuğu bir soru...

Mahallenin sakinleşmeye başladığı saatlerdi. O sokakları hep çift kişilikli gibi görmüşümdür. Gündüzleri insanı bunaltacak kadar kalabalıklaşırken geceleri ürkütücü bir sessizliğe, hatta ıssızlığa bürünürler. Buna giderek daha çok hissedilen karanlık da eklenince, insan bir korku filmine girdiğini bile sanır. Evi  bu sokakların birinde miydi? Cevabı bilmiyordum. Bu soruyu içimden sormaya niçin ihtiyaç duyduğumu da bilmiyordum. Ona böyle bir ortamı yakıştırmıştım da ondan mı? Sorabildiğim çok basit bir soruydu aslında.

“Geceleri buralarda kalmaktan korkmuyor musun?”

Korunaklı bildiğim sığınağıma dönmeye hazırlanıyordum. Soruyu da bir hoşça kal niyetine sormuştum. Yine arkalığına uzanmış yatıyordu. Uyumuyordu. Ellerini başının altına koymuştu. Bir yerlere dalmış gibiydi. Hareket etmemiş, tabiri caizse istifini bozmadan sakin bir sesle cevap vermişti.

“Sen esas korkunun ne olduğunu bilir misin?”

Korkuyu biliyordum. Herkes gibi biliyordum. Esas korkudan neyin kastedildiğini bilemezdim ama. Neye esas korku denilebileceğini de... Bir korkunun niçin esas korku olarak görülebileceğini de... Bir cevap verememiştim. Sustuğumu görünce de bir çift laf etmeye ihtiyaç duymuştu. 

“Bilemezsin... Esas korkuyu bilemezsin... Ama bak... Bana hiç kimse sormadı. İçli çocuksun sen. Şimdi otur yanıma bakalım. Madem sordun, dinleyeceksin. Bunu hiç kimseye anlatmadım. Hiç kimse de merak etmedi. Bir daha anlatır mıyım, bilmem. Ona göre dinle. Dinleyeceksin, değil mi?”

Dinleyecektim tabii. Bir baş hareketiyle kararlığımı ifade etmeye çalışmıştım. Hissediyordum. Dinleyeceklerim beni çok gizli bir dünyaya götürecekti. Acısını giderek daha çok göreceğim bir dünyaya... Nasıl bir çocukluk geçirdiğini bilenler yıllardır yaşadığı bu hayata şaşar kalırdı. Ama o hayattan bu tercih ettiği hayatı bilenler de yoktu herhalde artık. Merak edenler bile yoktu büyük bir ihtimalle.  Belki de bu haline üzülmemesi gerekiyordu. İzini hepten kaybettirmek isteyen kendisi değil miydi? Üzülmekten çoktan vazgeçmişti zaten. Yaşayıp gidiyordu işte. Çok yalnızdı artık. Ama yalnızlığını seviyordu. Bu yalnızlığı hak ettiğini düşünüyordu. Hem iyi hem de kötü manasıyla...

Burada biraz durmuştu. Söyledikleri kim bilir neler çağrıştırıyordu. Bir takip hikâyesinin içine mi giriyorduk? Belki de bu sözler beni bir başka vazgeçişin tarihine çağırıyordu. Çok konuşmayan adam, kendisini bir hikâyeci edasıyla anlatıyordu üstelik. İçinde o gezgin masalcıların mirası da mı vardı? Kısa sessizlik zamanımıza bu soruları sığdırabilmiştim. Onun neler sığdırabildiğini de dinledikçe daha iyi anlayacaktım. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.