Haftalık Bağımsız Gazete 30 Nisan 2017

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (40)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 14 Nisan 2017, 14:59

Size bıkkınlık verecek kadar çok konuşmasa ve her gördüğünde sıkı sıkı, dahası ıslak ıslak öpmese varlığından keyif alacağınız insanlardandır aslında Uzun Ziya. Kendisini yıllardır kaptırdığını bildiğiniz tutkusu böyle düşünmenize yeter. Bu samimiyetini saflığından aldığını anlamanız da zor değildir. Bu özellikleri, içinizin sıkkın olduğu zamanlarda, uzaktan göründüğünde, yolunuzu değiştirmek istemenizi engellemez yine de. Cüssesi nedeniyle biraz uzaktan görünebilir çünkü. Böyle çok konuşması ve sizi adeta konuşmaya zorlaması birçok insanın birçok sırrına vakıf olmasını da sağlamıştır. Onu galiba bu yüzden mahallenin muhtarlığına da çok yakıştırmışımdır. Fakat onun böyle bir hayali yoktur, bilirim. Çünkü dünyası sadece otların ve bitkilerin dünyasıdır. O kadar ki kendisi için dünyada daha mühim hiçbir mevzu yoktur sanki. Her buluşmamızda ne yapıp edip sohbeti buralara getirir. Ya yeni bir ot keşfetmiştir ya herhangi bir bitkinin özelliklerinden insan davranışları ve ilişkileri hakkında çıkarılacak bir ders…

Suphi ile ilgili o dokunaklı bilgileri veren de oydu. Kim bilir onları da neleri anlattıktan sonra öğrenmişti.

Bir keresinde beni evine de davet etti. Gittiğim bir ev değildi aslında, bir çeşit kapalı botanik bahçesiydi. Orayı evi gibi görmesi ve bana tanıtması pek manidardı yine de. Duygulanmıştım. Ayrıca hissettiklerin anlamaya çalışmıştım. İnsan en çok tüm benliğiyle sığındığı yeri en hakiki evi olarak görmez miydi?

Bir kaçış alanında mıydık? Sohbetimizde bu sorunun da cevabını almıştım. O bu bahçeden bir dünya inşa etmişti. Otların ve bitkilerin hangi ülkelere ait olduklarını, nerelerde kullanıldıklarını, tarihlerini, Latince adlarını bile biliyordu. Birbirinden ilginç hikâyelerini de… Biraz da uyduruyor muydu? Uyduruyordu galiba. Söylediklerinin doğruluğu veya yanlışlığı hakkında karar verebilecek bilgiye sahip değildim ki… O bitkilerden birini kaynatarak yaptığı bir çay ikram etmişti. Fincanı önüme koyarken tuhaf tuhaf gülümsemeyi de ihmal etmemişti. Bir ara beni zehirleyebileceğini bile düşündüm. Uzak ihtimaldi. Böyle bir insan değildi çünkü. Ayrıca bunun için bir sebep de yoktu. Belki bir oyun oynamak istemişti. Çekine çekine birkaç yudum aldım. Tadı güzeldi, içtikçe de güzelleşiyordu.

“Bugün kendini çok iyi hissedeceksin” demişti.

“Sen kendini iyi hissedecek misin?” diye sormuştum bunun üzerine.

Neden sormuştum, bilmiyorum. Sormuştum işte. Belki de biraz daha fazlasını anlatmasını beklemiştim. Bir his miydi bu? Bir önsezi mi? Aldığım cevap bu soruyu daha da anlamlı kılıyordu.

“Benim artık kendimi çok iyi hissetmem mümkün değil. Bu bahçeyle idare ediyorum işte. Daha iyi olmalıydı. Çok daha iyi… Ama bu kadarını yapabildim işte…”

Bu kadarını yapabildim dediği bahçede beş yüzden fazla çeşit vardı. Laf arasında bu açıklamayı da yapmıştı. Bitkilerini çok zorlu bir iz sürme mücadelesi neticesinde edindiğini söylediğinde… Çok da gezmişti bu arada…

Verdiği cevap karşısında bunu neden yaptığını da sormuştum. Uzaklara bakmak ister gibi bakışlarını kaçırmıştı. Uzun yıllar önce Paris Botanik Bahçesi’nde rastladığı bir kadından bahsetmişti sonra. Oraya bitkileri incelemeye gelmiş bir kadından… Çok derin bilgilere sahipti. ‘Hayatın manasını bu bitkilerde bulacaksın. Belki de hiç beklemediğin bir bitkide… Çok yakınındaki bir bitkide…’ demişti. ‘O ana kadar aramaya devam et… Bulduğunda da beni ara…’ Sonra da bir kağıda adını ve telefon numarasını yazmıştı. Çok etkilenmişti. Duyduklarına inanmıştı da… Tuhaf bir duyguydu… Hâlâ kurtulamadığı bir duygu. Aradığını bulamamıştı. Ama aramaya devam edecekti…

O günden sonra ona sokakta çok rastladım. Beni bir daha bahçesine davet etmedi. Hayatın anlamını hâlâ bulamadı bence. Çünkü bulduğunda mutlaka söyleyecek, biliyorum.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.