Haftalık Bağımsız Gazete 28 Mayıs 2017

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (38)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 15 Mart 2017, 16:43

Suphi’yi bizim mahallede hiç beklemediğim bir zamanda, hayata eskisinden çok daha bağlı bir insan dönmüşken görmek elbette umut vericiydi. Bu umut bana daha çok konuşabileceğimizi de söylüyordu. Ne var ki insan her hayal ettiğini yaşayamıyor. Üstelik gün geliyor hayat sizi belki de hiç hazırlıklı olmadığınız gerçeklerle de karşı karşıya bırakabiliyor.

Şimdi daha iyi anlıyorum. Bu hikâye asıl gerçeğini yalanlarla örmüştü. Çok mu tuhaf? Bilmem. Belki öyledir belki değildir. Suphi yeni karşılaşmamızda yakındaki bir okulda bir servis şoförlüğü işi bulduğunu söylemişti. Mesleğine en nihayet dönebilmişti. Hikâyedeki ilk yalandı bu. Gerçeği o okulda yıllarca ders veren ve kendisini büyük bir bahis insanı gibi gören, her buluşmamızda da bana bu özelliğinden bahsetmeyi ihmal etmeyen tarih öğretmeni Altılı Salih’ten öğrenmiştim. Onu bu unvanı elbette altılı ganyana kendisini fazla kaptırmasından kaynaklanıyordu. Suphi ile bir zamanlar aynı apartmanda oturmuşlardı. Talihsiz bir insan olduğunu o kuponları bir türlü tutturamamasından anladığını söylemişti bir keresinde. Çünkü onun için talihsizliğinin veya talihliliğin tek ölçüsü buydu. Hayattaki başarının ölçüsü bile buydu. Yolda karşılaştığımızda Suphi’nin en nihayet döndüğüne, dahası istediği gibi bir şoförlük işi bulduğuna çok sevindiğimi söylemiştim. Gülümseyerek bakmıştı. Bu gülümsemede hafif bir keder de vardı. Okulda çalışmaya başladığı doğruydu. Ama bir servis şoförü olarak değil temizlik görevlisi olarak çalışıyordu. Benim için bir mahsuru yoktu aslında. Hakkı verilerek yapılar her iş değerliydi. Mesele Suphi’nin bu gerçeği kabullenmemesinde ve şoförlüğü hayatının tek emeli olarak görmesindeydi. Pek bir yapabileceğim yoktu. Fikrimi paylaşmış, ardından dönebilmesin, en mühimi de sağlıklı dönmesinin bana yettiğini söylemiştim bunun üzerine. Nereye gittiğini bilmiyordum. Aradan geçen iki yılda neler yaşadığını da bilmiyordum. En azından buraları çok özlediğine inanıyordum. Böyle dönüşler iyiydi… Yine kederle bakmıştı. Gülümsemesine bir de şaşkınlık karışmıştı. Söyledikleri bu şaşkınlığı fazlasıyla açığa vuruyordu.

“Ya sen hiçbir şey bilmiyorsun galiba”

Ne anlama geliyordu bu sözler? Bilmiyordum. Ama artık öğrenme vakti gelmişti galiba. Bakışlarımdan neyi bilmediğimi anlamıştı elbet. Söyledikleri çok iç burkucuydu.

“Suphi başka bir mahalleye gitmedi. Ya da gitti… Ama öyle bildiğin gibi bir mahalleye değil. Erenköy’deydi… Hastanede… Kendisi gibi hayattan kopanların arasında… Anlatabiliyor muyum?”

Anlatabiliyordu. Üzülmüşüm. Yaşadıkları ve kaçamadıkları için… Bunu söyleyemediği için… İyileşmiş görünüyordu ama. Belki de asıl zaferi buydu. Tüm depremlere rağmen ayakta kalmak… Ama o bunun da tadına varamıyordu.

“İyileşti, aramıza döndü ya…” demiştim.

Başını sallamıştı Salih. Susmuştu. Bu kadarını yeterli görmediğinden mi, iyileştiğine tam kanaat getiremediğinden mi? Kurcalamak istemedim. İnancımla baş başa yaşamaktan başka türlüsünü yapamazdım. Yalnız cevabını beklediğim bir soru daha vardı. Onu da çekine çekine sormuştum. Serpil, kızı neredeydi? Bu seferki gülümseme bir umut taşıyor gibiydi.

“Gemlik’te… Artık halası ile beraber yaşıyor. Onlar da buralarda kalamazlardı artık. Üniversite sınavlarına hazırlanıyormuş. Psikoloji okumak istiyormuş”

Bunların doğru olduğuna çok inanmak istemiştim o anda. Hayat en azından bazı yüzleriyle birilerine gülebiliyordu. Salih’in bütün bunları nereden, nasıl öğrendiğini hiç anlamaya çalışmadım. Gitmeden önce söyledikleriyse bana hayata göz kırpmanın bir yerden sonra mümkün olabileceğini de gösteriyor muydu?

“Hocam sen şimdi bütün bunları bugün öğrendin ya, talihin yaver gidiyor demektir. Altılı yarın çok para verebilir. Fırsatı kaçırma…”

Altılının bu öğrendiklerimle ne alakası vardı? Gerçekten de kaçırılmayacak bir fırsat mı karşıma çıkmıştı? Nerden bilecektim. Ben altılı oynamayı bilmiyordum ki…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.