Haftalık Bağımsız Gazete 26 Mart 2017

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (36)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 17 Şubat 2017, 11:53

Çayını, ince belli bardağı avucunun içine alıp höpürdeterek içiyor Halil. Sonra da bana muzipçe bakıyor. Kendisine daha öce birkaç kez böyle çay içilmez diyerek kızdım çünkü. Tatlı sert bir kızmaydı. Bu bir oyuna döndü sonra. Kızmamdan hoşlanıyor ve inadına yapıyor gibiydi. Bu sefer kızmadım, sadece gülümsemekle yetindim. Hatta ona, çayı böyle içerek, küçük bir sürpriz yapmayı bile düşündüm. Yüzündeki kederi böyle dağıtabilir miydim?

Yedi,  sekiz yıl önceki hali geldi o anda aklıma. Memleketinden getirdiği ağır aksanı… Hikâyesi elbette o çok bilinen hikâyelerdendi. En azından görünürde öyleydi. Sadece bilinenlerle yetinmek isteyenler için… Güler yüzünü o günlerde de koruyordu. Tek farkla. Çok şaşkındı.  Şimdilerde etrafına karşısındakileri daha iyi anlayan gözlerle bakıyor. Arada sırada dalıyor sadece. Bir yerlere gidip saplanmak için öyle çok sebebi var ki… Öğrenebildiklerim bile bu fikri edinmeme yetiyor. Çevresindekiler, o ağır aksanı yüzünden kendisiyle nasıl da alay etmişti… Elimden geldiğince ona sahip çıkmaya çalışmıştım. Üzüldüğünü, kırıldığını görmüştüm çünkü. Bir haksızlığa uğradığı duygusuna kapıldığını… Bu haksızlık karşısında kabul etmek istemediği bir eziklik yaşadığını… Yakınlaşmamız öyle başlamıştı.

Aradan geçen zaman zarfında yakınlaşabildiğimizce yakınlaştık. O günleri ona hatırlatmak geliyor o anda içimden. Gözlerinin içine bakarak duygumu dile getirmek ve böylelikle kendisine cesaret vermek istiyorum.

“Konuşmanı nasıl da düzeltmişsin… İnsanın inanası gelmiyor…”

O muzip gülümseme daha belirgin bir hale geliyor. Bu söylediklerim ağzımdan çıkar çıkmaz bir pişmanlık duyuyorum ama. Ne kadar yanlış bir ifade kullandığımın farkına varıyorum. Konuşmasını düzelttiğini değil de bizimkine uydurduğunu söylemeliydim belki. İstanbul Türkçesine elbette inanıyordum. Hâlâ da inanıyorum. Bu kibri, üstten bakmayı yine de kendime yakıştıramıyorum. Neyse ki verdiği cevapta sadece sahici, hatta çok zekice bir sitem var. Bu gülümsemenin hakkını veren bir sitem…

“Hocam bizim oralarda şimdi seninle konuştuğum gibi konuşursam, bana nereden öğrendin böyle yavşak yavşak konuşmayı derler”

Gülüyoruz. Belki de haklı. Zaten en mühimi konuşmalardaki samimiyet değil midir?

Sonra durgunlaşıyor. O keder yüzüne tekrar dönüyor. Söyledikleri bu kederi pekiştirmeye yetiyor zaten.

“Bizim oralarda hayat yok be Hocam… Sadece ölüm var…”

Sözlerdeki derinliği hissedebiliyorum. Bu cümledeki ‘ölüm’ sözünün birçok manaya gelebileceğini de… Fakirliği yüzünden evlenemediği kızın o fırın sahibinin oğluyla baş göz edildiğini unutmak için topraklarından kopmayı göze aldığını da biliyorum çünkü, bu hüsranı bardağı taşıran son damla gibi yaşadığını, evinin kurşunlandığı geceleri unutamadığını, o geceleri burada kâbuslarında görmeye devam ettiğini, doğup büyüdüğü topraklara artık dönmek istemediğini, İstanbul’da tutunma adına çok büyük bir savaş verdiğini, bu savaşta farlı ölümleri taşıdığını da…

Şimdilerde Kadıköy’deki o içkili restoranların birinde garsonluk yapıyor. Zamanla daha ne yapacak bilinmez. Yoldan geçerken bir çay içmeye davet etmişti. Sabahtı. Restoran henüz açılmamıştı. Temizlik yapılıyordu… Yüzündeki o kederi görmüştüm. Davetini kabul etmesem ayıp olacaktı sanki... Böyle bir iki laftan sonra asıl söylemek istediklerini söylüyor.

“Bir kız varmış Hocam… Babam bizim topraklardandır, ikiniz de ordasınız madem, bir yuva kurar birbirinize destek olursunuz diyor”

Ne diyebilirim?

“Seviyor musun kızı?” diye soruyorum.

“İyi kız” diyor.

Yeterli mi? Bu da bir başka ölüm mü yoksa? Söyleyebileceğimi söylüyorum.

“Bugünlerde en çok aranması gereken bu Halil” diyorum “İyilik…”

Başını sallıyor. Nereden nereye diyorum içimden. Hep aynı yere mi gidiliyor?

Bu arada çayımı tazeliyor. Yüzüne gülümseyerek bakıyorum. Bardağı avucumun içine alıp ilk yudumu höpürdete höpürtede içiyorum. Gülüyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.