Haftalık Bağımsız Gazete 27 Ekim 2020

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (123)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 24 Eylül 2020, 13:34

İzzet Bey ile Fehime Hanım’ın ilişkisini sadece yaşlılık döneminde başlayan bir ilişki olarak görmeye razı olamamamın sebebini neye yoracağımı bilemiyorum. Tek bildiğim delicesine bir fikrin veya ihtimalin beni ne kadardır kışkırtmaya devam ettiği... Delicesine bir fikir ya da ihtimal, evet... Üstelik güvenilir herhangi bir bilgiye dayanmaksızın... Saçma sapan bile diyebilirsiniz. Karar sizin. Ben sadece paylaşmakla yetineceğim. Aksi halde bu hikâyede bir boşluk bıraktığım duygusundan kendimi kurtaramam. Onların, görünenlerin aksine, birbirleri için hayatlarının son sevgilileri olmamalarına ne dersiniz? Yollarının çok uzun yıllar önce çakışmış bulunmasına... Bu yolda çok sarsıcı bir aşk yaşamış olmalarına... Birbirlerini bu aşkta, belki kurtulamadıkları, baş edemedikleri engelleri, belki uyuşmayan hayalleri yüzünden fazlasıyla yormalarına, hatta yaralamalarına... Nihayetinde ayrılmaktan, kendi hayatlarında kalmayı ya da başka hayatlara gitmekten başka türlüsünü yapamamalarına... Bu ilişkiden aldıkları yaralarla yaşamaya devam etmelerine, yaralarını isteseler de istemeseler de sonradan yaşadıkları ilişkilere taşımalarına, bu yüzden de hiçbir ilişkilerini başaramamalarına, uzun süre koruyamamalarına... Sürüklenmelerine, örselenmişlikleriyle ayakta kalmaya çalışmalarına... Ne düşünüyorsunuz? Hâlâ çok mu saçma? Çok mu imkânsız? Böyle bir hikâyede kadının şiirleriyle yaşatmaya çalıştığı, adamınsa o Orta Amerika ülkesinde bırakmaya mecbur kaldığı sevgilisini nereye koyabileceğimizi de sorabilirsiniz. İşler çok mu karıştı? Karışmadı bence. Hiç karışmadı. Ya hepsi birbirine bağlıysa? Bunu bırakın, insan kalbine koskoca bir ömür süresince birden çok unutamadığı aşk sığdıramaz mı? Gördüğünüz gibi, böyle bakınca mesele o kadar da karmaşık değil. Hatta çok kolay anlaşılır. Hayat da öyle değil mi? Yaşananları anlamak da taşımak da aslında çok kolay... Hikâyemizin kahramanlarının onca kaybın ve yenilginin ardından böyle bir yere varmalarından daha beklenesi ne olabilir bu durumda? Böyle bir yerde birbirlerini daha kolay kabul etmelerinden ve asıl bu sebep yüzünden aşklarının en güzel yıllarını şimdi yaşamalarından... Aşk kaygıları kaldırmıyor çünkü, engelleri hiç kaldırmıyor. Bu yaşadıkları için başka bir kelime mi bulmalı yoksa? Aşktan hiç şüphe yok ki daha az yakıcı ama daha sahici bir duygu mu? Huzur? Şefkat? Nasıl isterseniz... Hem acıklı hem de umut verici değil mi? Yaşanamayanlar, onca yılın böyle ayrı geçmesi yüzünden acıklı, yanlış zamanlarında bir araya geldikleri için ayrılmaktan başka türlüsünü yapamayan sevgililerin en nihayet daha doğru bir zamanda birbirlerine kavuşabildiklerini görmek açısından umut verici... Yine hayaller kuruyor ve bu hayallere kendimi inandırıyorum diyeceksiniz... Yine hikâyeler uydurup kendimi hayatın katı gerçeklerinden uzak tuttuğumu... Bir imkânsızın şarkısında ısrar ettiğimi... Ne yapalım... Bırakın da hiç değilse uydurabildiğimiz hikâyelerde hayatta her başaramadığımızı başarabildiğimizi sanalım. Size daha başlangıçta delicesine bir fikre ve ihtimale kaptırdığımı söylemiştim. 

Bana Nizami’ye hayatını değiştiren o muhteşem tekmeyi patlattıktan sonra herkesin şaşkınlık dolu bakışlarını umursamayarak, gazetesini sakin sakin okumaya devam eden İzzet Bey’in, hem papyonlu salon adamı, hem konsolos, hem briyantin ve krem fabrikatörü, hem gezgin, hem Beyoğlu’nun arka sokaklarını birçok karanlık yüzüyle bilen bıçkın delikanlı kimliği ile birçok macera atlatmış, iyi içki içmeyi istese de istemese de öğrenmiş, İrma’nın tek dostu Fehime Hanım’a, tüm yaşananları unutmayı bilerek, şanına yakışır bir şekilde, sırf bu hikâye için hafiften titreyen bir sesle evlenme teklif edebileceğini hayal etmek kalıyor bu durumda. Beklentim çok mu yüksek? İhtimal gerçekleşir mi? Bilmiyorum. Hikâye bu ama, söyledim. Yalnız gerçekleşir de beni nikâhlarına davet ederlerse, ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Onlara çok şaşıracakları bir hediye hazırladım. Size ne olduğunu söyleyemem. Bakarsınız kulaklarına gider. Bırakın bu da benim sırrım olarak kalsın. Ya evlilik gerçekleşmezse? O da mümkün tabii. Hediyeyi unutun gitsin o zaman. Kendinize bu sırrın sadece benim için değer taşıdığını söyleyin, yeter...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.