Haftalık Bağımsız Gazete 30 Eylül 2020

Gördüklerimiz Göremediklerimiz (122)


Mario LEVİ

Mario LEVİ

Okunma 08 Eylül 2020, 17:22

Islık çalmaktaki ustalığı, repertuarında sekiz yüze yakın şarkı bulunduğunu, dahası bu yüzden bir zamanlar ciddi plak yapma teklifleri aldığını bilmem, İzzet Bey’i hayatımda çok özel bir yere getirmişti. Hayranlığın da ötesine geçmiş gibiydi hissettiklerim. Taşımaya mecbur bırakıldığımız onca basitliğin, sıradanlığın, kolaycılık kurnazlıklarının içinde, mutlaka korunması gereken, insana adeta küçük bir yaşama sevinci de verebilecek bir renk değil miydi bu? Öyle ya, kaç insan onun yapabildiğini yapabilirdi? Onca yıllık ömrümde ben bu beceriyi gösterebilen başka hiç kimse görmedim. Kahvedekilerin hiçbiri bu özelliğini bilmiyordu. Onlara sözünü bile etmemişti çünkü. Tercihinin sebebini sormuştum bir gün. Verdiği cevap sadece hayata bakışını değil, derin bir kırgınlığı da dile getiriyordu.

“Bazı değer verdiklerini her karşına çıkanla paylaşamazsın. İstediğin gibi dinletemeyeceğini bilirsin çünkü. Susarsın, içine atarsın. Sonra da öyle ortada tek başına kalırsın işte... Başkaları da seni gördüğü gibi bilir...”

Duygunun yabancısı değildim. Söylemeye çalıştığını anlıyordum. O da bunun farkına varmıştı ki anlatmıştı herhalde. Bana o eskimiş şarkılarından konserler bile vermişti. Bu duygudaşlık yalnızlığına merhem değildi, farkındaydım. Hayalleri yüzünden hayalini kurduğu hayatı kuramadığını söylemeye ihtiyaç duymasını gördüklerim karşısında daha iyi anladığımı söylemem de değildi. O hayallerin sakladıklarında ne vardı? Tam bir yere zorlu bir mücadelenin ardından ulaşabilecekken son anda hedefinden vazgeçmek mi? Hep yapabileceğinden daha fazlasını istemek mi? Kendisine yapılabilenlerden çok yapılamayanlardan bin hayat kurmuş olmak mı? Anlatılanlar karşıma hayatın birçok farklı yüzünü tanımış, birçok badire atlatmış bir hikâye kahramanını çıkarıyordu karşıma. Bu insan kahvedekilerin de Nizami’nin de tanıdığından çok farklı bir hikâye kahramanını...

Fehime Hanım da benzer duygulara kapıldı mı? Soru, görebildiklerim karşısında, elbette büyük değer taşıyor. Onlar, tüm yaşadıklarının ardından, hayatlarının bu son demlerinde birbirlerine tutunmaya çalışan iki sevgili gibiler çünkü. Bu cümledeki gibi kelimesini kullanmak istemezdim. Ama onlar da benimle birçok sırlarını paylaştıkları halde, bu konuda şimdiye kadar pek fazla konuşmamayı seçtiler neticede. Biraz keder verici olmakla birlikte, aslına bakılırsa eğlendirici bir tavır bu. Çünkü bazen böyle bir itirafta bulunmaktan çekindiklerini, hatta utandıklarını görüyorum. Tıpkı birer ergen gibi utandıklarını... Küçük bir oyun oynanıyor aramızda anlayacağınız.  Birbirlerine hayatlarına bir renk daha katmak için tutunduklarının farkındalar mı? Farkındalar bence. Ama bunu dert etmeyecek kadar kaybetmelere alışkınlar, bu kesin. Her anlarının kıymetini bilecek, hakkını verecek kadar alışkınlar... Baş başa kaldıklarında neler yaşadıklarını bilmiyorum tabii. Neler paylaştıklarını, birbirlerine ne kadar açılabildiklerini, neler verip neler veremediklerini... İzzet Bey’in hayatının çok büyük ihtimalle bu son kadınına ıslığıyla birçok şarkı söylediğinden, dahası söyleme ihtiyacı duyduğundan hiç şüphem yok ama. Onu elbette bu özelliğini paylaşmayı hak edenler arasında görüyor. Uzun, üstelik hiç kesilmeyen ziyaretlerini başka türlü açıklayamam. Tek gerçeğinin, en sarsılmaz gerçeğinin bu ıslık çalma becerisi olduğunu, tam da burada aklıma getirmekse bana tuhaf bir duygu yaşatıyor. Hüzün desem, değil. Gülünç desem, hiç değil. Hayallerle geçmişse bir ömür... Hayali kurulmuş o hayatın kurulmasına imkân vermemiş hayallerle... Islık çalmak ve çalmaya devam etmek nasıl karşılanmalı sizce? Ben onun bu yaptığından hâlâ büyük keyif aldığı ihtimaline tüm gönlümle bağlanmaktan yanayım. Fehime Hanım’ın bu anlarda gülümsediğini düşünmekten de... Bu gülümsemenin ardına bir başka kıymetli duyguyu sakladığına inanmaktan da... Bu ilişkinin bana sorarsanız, bu hikâyeye çok yakışabilecek bir başka yüzü de var çünkü. Geçmişe dair bir fotoğraf... Çok mu imkânsız?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.