Haftalık Bağımsız Gazete 28 Kasım 2020

Gönül


Feyza HEPÇİLİNGİRLER

Feyza HEPÇİLİNGİRLER

Okunma 15 Ekim 2020, 16:28

 Türkçeye özgü sözcüklerden biridir “gönül” ve en eski sözcüklerimizdendir. Divan-ü Lügat-it-Türk’te “gönül, kalp, yürek; anlayış” anlamlarıyla “könğül” diye geçiyor. Batı dillerinde karşılığı yokmuş. “Redhouse Türkçe - İngilizce Sözlük”e baktım. Gönül sözcüğünün karşısındaki anlamlar heart (kalp) ve mind (akıl). Oysa biliyoruz ki gönül, kalp de değil, akıl da. İşin garibi, Türkçe sözlüklerde de karşılığı yok. Tanımları var da o tanımlardan hiçbiri sözcüğün anlam yükünün tümünü kapsamıyor. Örneğin TDK Türkçe Sözlük “Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı” demiş. Duyguların kaynağı mı? Belki toplamı ama kaynağı değil. Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te de benzer bir tanım var: “İman, sevgi ve nefretin, iyi ve kötü bütün duyguların kaynağı olduğu kabul edilen kalbin manevi yönü.” Kalbin manevi yönü! Öteki sözlüklerde de “kalbin manevi yönü” tanımına “yürek” eklenmiş. Yürek ya da kalp dediğiniz organ, hayvanlarda da var. Gönül ise insana özgüdür, kanı pompalayan et parçası ile hiçbir ilişkisi yoktur.

Sözlüklerde değil, şiirlerde, şarkılarda aramalı “gönül”ün anlamını. Ahmet Paşa’nın Münir Nurettin Selçuk tarafından bestelenen dizelerine bakmalı örneğin. Sevgilinin yüzünde yasemin kokulu saçları görünce başsız ayaksız koşup, üstelik uyarıldığı halde, o saçlara dolanandır gönül. Söz dinlemeyendir. Sahibini “Vay vay vay” diye dövündürendir.

Gül yüzünde göreli zülf-i semansay gönül

Kara sevdaya yeler bi-ser ü bi-pay gönül

Dimedim mi sana ‘Dolanma ana!’ hay gönül

Vay gönül, vay bu gönül, vay gönül ey, vay gönül

Nef’i’nin gönlü neredeyse ayrı bir kişilik kazanır. Bir içki meclisinde onunla buluşmasının şaşılacak bir yanı yoktur, çünkü ondaki gönül, yalnız içki sunan güzel değildir, içkinin ve kadehin de ta kendisidir:

İtse ger Nef’i n’ola gönlüyle daim bezm-i has

Hem kadeh hem bade hem bir şuh sakidir gönül

Kiminin gönlü “paşa”dır, her istediğini yaptırır. Kimininki müftüdür. “Gönül öyle bir müftüdür ki istemediği şeye fetva vermez,” der Şemsettin Sami “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat”ta.

Yunus Emre’nin, karşısına alıp öğütler verdiğidir gönül:

Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül

Bir küçük meyve için dalı incitme gönül

Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek

Kibirli yürüyerek yolu incitme gönül

Faruk Nafiz Çamlıbel’de bağı bahçesi olan bir yoldur.

Bağından her güzel bir gül seçerdi,

Bundan mı sarardın, soldun ey gönül?

Kadınlar geçerdi, kızlar geçerdi,

Bir zaman aşk için yoldun ey gönül!

Sabahattin Ali’nin Sinop Hapishanesinde karşısına alıp direnme gücünü artırmaya çalıştığıdır gönül:

Başın öne eğilmesin,

Aldırma gönül aldırma

Ağladığın duyulmasın

Aldırma gönül aldırma

Ya türküler… Ne diyor Erzincan türküsü:

Vardım Hint eline kumaş getirdim

Açtım bedestanı sattım oturdum

Sen benim başıma neler getirdin

Ben senin kahrını çekemem gönül

Çılgın yanımızın adıdır gönül. Söz geçiremediğimiz, durmadan başımıza iş açan, uslanmaz yanımız. Ne kadar baskı altına almaya çalışsak da sevincini, coşkusunu söndüremediğimiz, aklımızın emrettiği kalıba sokamadığımız, çocuk kalmış, şımarık yanımız. Bunları yalnız biz, Türkçe bilenler anlarız. Bir yabancıya anlatamazsınız. “Uslan artık deli gönül / Bak gelip geçiyor ömür / Uslan artık deli, divane gönül” diye azarladığınızın kim olduğunu soracak olsa yabancı, ne söyleyeceksiniz? Ya da dinlediğiniz, “Sen istedin, ben dinledim / Senden ayrı olmaz dedim / En sonunda ben de sevdim / Şimdi beni kurtar gönül” şarkısının sözlerini merak etti arkadaşınız. Açıklayın bakalım: Şarkıdaki adam kiminle konuşuyor. Kendisine mi soruyor bunları? Deli mi acaba?

Gönül sözcüğü başka dilde yok; günün birinde dilimizden kaybolsa bizim de yerine koyacağımız başka bir sözcüğümüz yok.

Türkçe notu: Türkçenin içinde yer alan kısaltmalar –hangi dilden gelmiş olursa olsun– hece oluşturuyorsa hece hece, oluşturmuyorsa harf harf okunur. Türkçenin harfleri nasıl okunuyorsa öyle. Rakamı 400 diye okuyorsanız yanındaki harfi “es” diye; 16 diye okuduğunuz rakamın yanındaki harfi “ef” diye okumanın anlamı yoktur. T(e)V(e)nin, D(e)B(e)nin kaba geldiği kulaklara “ti-vi, di-bi” nasıl oluyor da kibar geliyor?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Etem Oruç - 2 ay önce
Gönlüne sağlık Feyza hanım, sayede Türkçeyi öğreneceğiz.
Avatar
Sevsen Aslantepe - 2 ay önce
Gönül boyutsuz sevme ve sevgi yetisidir. Çok anlam taşır ,sınırlamak mümkün değildir. K0ltürün bir parçasıdır. Boyutsuzdur
Avatar
Veysel Kayhan em. Türkçe Öğretmeni. - 2 ay önce
Mükemmel
Avatar
Gönül İzdeş - 2 ay önce
Çok sevgili öğretmenim ne diyeceğimi bilemiyorum yüreğinize elinize sağlık öpüyorum
Avatar
Arzuhan Kocabaş - 1 ay önce
Sevgili Feyza Hocam, gönül ile ilgili yazınızı okudum ve çok sevdim. Dil-kültür bağlantısını anlatırken derste de okuyacağım. Bu vesile ile selam ve sevgiler...
Avatar
tunay bayrak - 1 ay önce
Gönül ne kahve ister ne kahvehane
Gönül eğlenmek ister kahve bahane
Avatar
Cihat Şenocak - 1 ay önce
Gönül, kalbe komuta eden kisa orta ve uzun vadeli duyguların ORKESTRA ŞEFİ'dir.
Cihat Şenocak
Avatar
Mehmet Ali Erdin - 1 ay önce
Çok güzel… Elbet de güzel. Edebiyat öğretmenimiz Feyza Hepçilingirler Güzel Türkçemize gönül vermiş, bir ömür onu korumanın uyarılarını yapmış, bu duygunun kapılarının çilingiri olmuştur. Çok teşekkür ederiz. Saygılarımızla selamlarız.