Haftalık Bağımsız Gazete 02 Haziran 2020

Zengin Mutfağı'na iki ödül daha!

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin ardından bir konağın mutfağında gelişen olayları konu alan “Zengin Mutfağı” yazıldıktan yıllar sonra yeniden tiyatro sahnesine taşındı.

Zengin Mutfağı'na iki ödül daha!

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin ardından bir konağın mutfağında gelişen olayları konu alan “Zengin Mutfağı” yazıldıktan yıllar sonra yeniden tiyatro sahnesine taşındı. 2 saati aşkın bir süre seyirciyi koltuğa çivileyen oyun, ödüllere doymuyor!
 
Semra ÇELEBİ
 
-          Yime küpek yime
-          O et çiğdir
-          Bizim küpek çiğ et yimez
-          Yime küpek zehirlenebülürsün (yok olmaz zehirlediğimi anlarlar)
-          Hastalanabülürsün!
Zengin Mutfağı diyince aklımıza gelen en trajikomik monolog, aşçı Lütfü Pehlivan’ın zehirlemeye çalıştığı konağın azgın köpeğine söyler gibi yaptığı ama aslında sonrasında suçlanmamak için bütün konağa duyurmaya çalıştığı bu sözleridir herhalde.

Vasıf Öngören’in 1977’de yazdığı Zengin Mutfağı aynı yıl İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Başar Sabuncu yönetiminde sahnelendi ve başrolde Şener Şen oynadı. Aralarında İsmet Küntay Ödülü de bulunmak üzere çeşitli ödüller alan oyun 1980’de aynı ekip tarafından sinemaya da aktarıldı.

Bizler yıllarca TV’lerde pek sık gösterilmese de her yayınlandığında pür dikkat izledik bu filmi. Lütfi Pehlivan rolündeki Şener Şen’in, masum hizmetçi kız Nilüfer Açıkalın’ın ve diğer oyuncuların, bir konağın mutfağında, tek mekânda geçen bu filmdeki performanslarını hayranlıkla izledik. 1980 askeri darbesinin ülkenin yarısını cezaevlerine diğer yarısınıysa evlere hapsettiği o günlerde bu filmi izlemek bir özgürlük alanıydı sanki. Çünkü konusu hiç dolaysız, bizim yaşamımızdı.
Film, 1970 yılının 15-16 Haziran günlerinde ülkeyi sarsan işçi direnişi sırasında başlayıp sonrasında cadı avına dönen bir ortamda zengin bir işadamının mutfağında gelişen olayları anlatıyordu. Şener Şen’in, ara sıra kızsa da genelde minnet duyduğu patronu Kerim Bey’e toz kondurmayan aşçı Lütfi Pehlivan karakterini canlandırdığı filmde, o mutfakta çalışanların ülkeyle birlikte nasıl değiştiklerine şahit oluyorduk. Anti-faşit bir yaklaşımla yazılan oyunda anlatılan sınıf bilinci gerçeğinin sinema perdesine en iyi yansıtıldığı Türkiye sineması örneklerinden biriydi Zengin Mutfağı. Hala da öyle…
 
İZLEYİZİCİ ÇOK TEPKİSİ BÜYÜK OYUN
Yıllarca bir tiyatro oyunu edasında ama beyaz camda izlediğimiz Zengin Mutfağı, Devlet Tiyatroları tarafından 1994-1995 sezonunda sahnelenmesinden yıllar sonra, yeniden İstanbul Şehir Tiyatroları sahnelerinde izleyiciyle buluşmaya başladı. Üstelik bu sefer oyunu sahneye koyan, Vasıf Öngören’in kendisi gibi tiyatrocu olan kızı Aslı Öngören’di. Oyun ilk kez 2012-2013 sezonunda sahnelendi, büyük ilgi gördü. Oyuna bilet bulunamazken faşizm karşıtı oyun tepkilerle de karşılaştı. İlk oyunlardan birinde “faşizm eleştiriliyor” gerekçesiyle bazı seyircilerin küfürlü saldırısına uğradı.
Bu olayın ardından bir süre repetuvarda yer almayan ve “bir baskı mı söz konusu?” sorusunu beraberinde getiren oyun, neyse ki 2013-2014 tiyatro sezonunda yeniden ve hiçbir değişikliğe uğramadan programa alındı. Bu bir kazanım elbette ama şekli değişse de antifaşist bir oyunun hala saldırıya uğruyor olması, üzerinde uzun süre düşünmeyi gerektiriyor.
Zira Zengin Mutfağı, yıllar önce de, 1978 yılında Fatih’te İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncuları tarafından prova edilirken oyunculara bir bombalı saldırı gerçekleşmişti. Saldırı sonucunda Fatih Şehir Tiyatrosu’nun yan sahnesi havaya uçmuştu.
 
YENİDEN TİYATRO SAHNESİNDE İZLEMEK…
Kasım ayı boyunca Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izleyiciyle buluşan Zengin Mutfağı, Aralık’ta da Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde olacak.
Uzun süresine rağmen hiç sıkmayan, büyük bir merakla seyirciyi koltuklara çivileyen oyunda, hiçbir güncelleme olmamasına rağmen yaşadıklarımızın 40 yıl öncesiyle çok benzer olması, gülerken içimizin acımasına neden oluyor. Örneğin “Komünistler kızlı erkekli aynı evlerde kalıyor.” cümlesi büyük alkış alırken, giderek faşistleşen Selim karakterinin taktığı “beyaz bere” Hrant Dink şahsında tüm yitirilenleri bir kez daha hatırlatıyor.
Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Lütfi Pehlivan karakterini canlandıran Murat Garipağaoğlu, Şener Şen’i aratmıyor. İnsanların zihninde büyük bir oyuncuyla özdeşleşmiş bir karakteri yeniden canlandırmak ne kadar zor olsa da Garipağaoğlu bunu hakkıyla yapıyor. Seyirciler ve tiyatro üstatlarıysa elbette bunun karşılığını bol alkış ve ödülle veriyor.
2 saat 10 dakika gibi uzun bir zaman diliminde müthiş bir performans sergileyen, temposu hiç düşmeyen oyunun lokomotifi Murat Garipağaoğlu şimdiye kadar tiyatro dünyasının en prestijli yarışmalarından Afife Tiyatro Ödülleri’nden “Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncu” ve Tiyatro Tiyatro Dergisi Ödülleri’nden “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerine değer görüldü. Bu ödüllerin devamının gelmesi sürpriz olmayacak.
Müzikli oyun olarak sahneye konan Zengin Mutfağı’nın müziklerine imza atan Çiğdem Erken de Afife ve Tiyatro Tiyatro Dergisi tarafından “Yılın Oyun Müziği” ödülünün sahibi oldu.
Oyunda Selim karakterini canlandıran genç oyuncu Ali Mert Yavuzcan’ın performansı da görülmeye değer.
Irmak Örnek, Ozan Gözel, Selçuk Yüksel’in de oyunculuklarıyla büyük emek verdikleri, keman ve piyanolu canlı müzik eşliğinde sahnelenen Zengin Mutfağı’nı kaçırmayın!

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.