Haftalık Bağımsız Gazete 13 Aralık 2018

‘Yılmaz daima ezilen halkın yanındaydı'

Türk Sineması’nın 100. yılı kutlamaları kapsamında Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde Yılmaz Güney’i anma etkinliği düzenlendi

‘Yılmaz daima ezilen halkın yanındaydı'

Türk Sineması’nın 100. yılı kutlamaları kapsamında Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde Yılmaz Güney’i anma etkinliği düzenlendi

 

Semra ÇELEBİ

 

Kadıköy Belediyesi, Türk Sineması’nın 100. yılını geride bıraktığımız şu günlerde, bu ülke sinemasının tarihine dev harflerle adını yazdırmış Yılmaz Güney’i, gönüllerin ‘Çirkin Kral’ını unutmadı. Barış Manço Kültür Merkezi’nde 31 Ocak Cumartesi günü düzenlenen etkinlikte, dostları Güney’in farklı yönlerini anlattı.

Yılmaz Güney’le rol arkadaşlığı yapmış oyuncu Fikret Hakan’ın onur konuğu olduğu ancak rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı etkinliğe, sinema yazarı Atilla Dorsay, sinema tarihçisi Agâh Özgüç, yazar Adnan Özyalçıner ve Güney’in filmlerinde senaristlikten reji asistanlığına kadar pek çok görevde bulunmuş öğretmen Mehmet Aydın’ın anlattıkları damga vurdu. Konuşmacılar arasında bulunmayan ancak etkinliğe katılan Yeşilçam’ın ünlü yönetmenlerinden Yılmaz Atadeniz de birlikte 14 filme imza attığı Güney’e dair anekdotlar paylaştı.

 

‘ELEŞTİRİYE UMUT’LA BAŞLADIM’

 

 

Yönetmen Metin Avdaç’ın Yılmaz Güney’in filmlerinden kesitler sunduğu sinevizyon gösterisiyle başlayan etkinliğin sunumunu Şair Aba Müslim Çelik yaptı. İlk konuşmacı ise Atilla Dorsay’dı. 1960’lı yıllarda kurulan Sinematek kurumunu anlatan Dorsay, Yılmaz Güney’le de Sinematek sayesinde tanıştığını ve ilk film eleştirisi yazmaya da ‘Umut’ filmiyle başladığını belirtti. Güney’le yaptığı röportajların ve anılarının yer aldığı ‘Yılmaz Güney Kitabı’ndan pasajlar okuyan Dorsay “Yılmaz Güney ile yaptığım ilk röportaj benim için devrimdi” dedi.

Güney’in ‘Arkadaş’ filmini çekerken Adana Yumurtalık’ta bir hâkimi vurduğunu ve cezaevine girdiği için filmin galasına bile katılamadığını hatırlatan Dorsay, “Belinde hep silah taşırdı. Bu çok eleştirilen bir davranışıydı. Ama sürekli suikasta uğrama tehlikesi vardı” dedi.

‘İÇERDEN FİLM YÖNETTİ’

 

Dorsay, Yılmaz Güney’le sonraki röportajlarının hep cezaevlerinde olduğunu belirterek Güney’in cezaevinden film yöneten bir sinemacı olduğuna dikkat çekti. Dorsay “Dünya sinemasının dikkatini cezaevinden yönettiği filmlerle çekti. Türkiye’de yasaklanan ‘Yol’ filmi Cannes’da büyük ödülü aldı. Tek pişmanlığım o yıl Cannes’a gitmemiş olmam” diye konuştu. Yılmaz Güney’in sadece yönetmen değil politik bir lider olduğunu söyleyen Atilla Dorsay, “Sovyetler’deki sosyalizm uygulamasını beğenmiyordu. Bana inandığı sosyalizmin Arnavutluk’ta uygulandığını söylemişti. Çok şaşırmıştım” dedi. 

‘İSTANBUL’DA YER BULAMIYORDU’

 

Sinema tarihçisi Agâh Özgüç ise ilk çıktığı yıllarda Anadolu salonlarında fırtına estiren Yılmaz Güney’in İstanbul sinemalarında yer bulamadığını söyledi. Özgüç “Onu tüm Anadolu halkı tanıyordu ve çok seviyordu. Anadolu Yılmaz’ı sahipleniyordu ama bir türlü İstanbul’daki sinemalara giremiyordu” dedi.

O dönem Ses dergisinde çalıştığını söyleyen Özgüç, Güney hakkında zorlukla iki sütun haberi dergiye soktuğunu belirterek, “Ancak sonrasında ünlü olunca İstanbul’da 2-3 filmi gösterime girmeye başladı” diye konuştu.

‘İYİ BİR ÖYKÜCÜYDÜ’

 

Yazar Adnan Özyalçıner ise Yılmaz Güney’in edebiyatçı yönünü anlattı. Güney ile Tuncel Kurtiz’in ilk toplumcu gerçekçi eserlerini öyküleriyle verdiklerini belirten Özyalçıner, “Yılmaz’ın cezaevine ilk girişi de bir öyküsü yüzünden oldu” dedi. Yılmaz Güney’İn öykülerinden ve o dönemki edebiyat dünyasından bahseden Özyalçıner “Yılmaz, emeğin toplumsal niteliğine uygun daha adil bir dünya için yazmış ve bu filmleri yapmıştır” şeklinde konuştu.

YILMAZ’IN KRAVATIYLA GELDİ

 

Yılmaz Güney’in filmlerinin senaryosunda imzası bulunan, setlerde reji asistanlığını yapmış Mehmet Aydın ise arkadaşı Yılmaz’ı anlattı. Kendisine hediye ettiği örgü kravatı seyirciye gösteren Aydın “Onu çok özlüyorum, özlüyoruz” dedi.

Seyirciler arasında bulunan yönetmen Yılmaz Atadeniz de birlikte 14 film çektiği Yılmaz Güney’in set anılarını anlattı. Atadeniz “Yılmaz çok iyi bir gözlemciydi. Adana’da köy köy dolaşıp film izlediği dönemde de sonraki cezaevi döneminde de hep insanları gözleyip onların öykülerini yazdı. Senaryo yazmazdı; üç sayfalık notları vardı” dedi.

Yılmaz Atadeniz, Güney’in daima ezilen halkın yanında olduğunu da sözlerine ekleyerek“Yılmaz, ‘Bir yönetmen yaşadığı ülkenin sosyo ekonomik durumunu ve sınıfları mutlaka filmlerine yansıtmalı’ derdi” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından salonu dolduran katılımcıların soruları yanıtlandı. 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.