Haftalık Bağımsız Gazete 25 Haziran 2018

Yanıbaşımızdaki Tarih: Hasanpaşa…

Binlerce yıllık İstanbul’un tarihiyle neredeyse eşdeğer geçmişe sahip olan Kadıköy’ün birbirinden güzide semtlerinden bir tanesidir Hasanpaşa…

Yanıbaşımızdaki Tarih: Hasanpaşa…

Binlerce yıllık İstanbul’un tarihiyle neredeyse eşdeğer geçmişe sahip olan Kadıköy’ün birbirinden güzide semtlerinden bir tanesidir Hasanpaşa…
Bu tarihi semtte maziden geriye kalan Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’nın yaptırdığı Hasanpaşa Camii, akmayan çeşmeler ve Kurbağalıdere Caddesi üzerindeki Hasanpaşa Gazhanesi…
 
Mustafa SÜRMELİ
Kalkedonya’dan Kadıköy olana dek geçen binlerce yıllık mazisinde kimler misafir olup, kimler gördü ve geçti kentimizden. Kimler iz bıraktı bu tarihi kentte. Her mahallesi hatta caddesinde tarihe geçmiş anılar saklıyor Kadıköy. Hasanpaşa da bunlardan sadece bir tanesi. Mimar ve Araştırmacı Arif Atılgan’ın verdiği bilgiye göre, güzide semtimizin ismi, Padişah II. Abdülhamid’in Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’dan geliyor. Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa, II. Abdülhamid döneminde 1881 yılında Bahriye Nazırı olmuş, 1882’de görevinden kısa bir süre ayrılmış, aynı yıl tekrar Bahriye Nazırı olmuş, 1903 yılındaki vefatına kadar görevine devam etmiş. Hasan Hüsnü Paşa aynı zamanda, 1853 yılında Sinop baskınında şehit olan Bozcaadalı Riyale (Tümamiral) Hüseyin Paşa’nın da oğludur.
Kısaca Hasan Hüsnü Paşa’yı anlattıktan sonra gelelim Hasanpaşa semtimize… Hasanpaşa ile Acıbadem çevresi 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa’nın mülkiyetindeyken, 1630’da IV. Murad tarafından kamulaştırılmış, 1800’lü yılların başında da III. Selim’in mülkiyetine geçmiş.
Açıkçası buram buram tarih kokan bir semt olsa da Hasanpaşa Camisi’nden başka günümüze ayakta kalmış bir eser bulunmaması da üzüntü verici. Semt yıllar içinde ta-rihi dokusunu yitirmiş.
Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa burada daha önce yanan bir caminin yerine 1889 yılında yeni bir cami inşa ettirir. Camiye de “Hasanpaşa Camisi” adı verilir. 1930 yılında semtlere mahalle isimleri verilirken, bu semte caminin adı olan “Hasanpaşa” adı verilir.
 
SARAY YOK CADDESİ VAR
Hasanpaşa Camisi, Saray Ardı Caddesi ile Kurbağalıdere Caddelerinin kesiştiği üçgen alanda bulunuyor. Cami yapılırken, bir sübyan mektebi ile meydan çeşmesi de yaptırılmış.
Bir iki söz de “Sarayardı Caddesi” hakkında söylemek gerek… Günümüzde bölgede saray yok. O halde “Nereden geliyor ‘Sarayardı’ ifadesi?”…
“Saklı Hikâyeleri ve Resimleriyle Kadıköy Sokakları” kitabında bu soruya açıklık getiriyor Dr. Müfid Ekdal. Sarayardı Caddesi’ne ayrı bir bölüm ayıran ve Sarayardı ibaresinin Beşinci Murat’a ait, etrafı yüksek duvarlarla çevrili muhteşem ahşap beyaz boyalı konaktan geldiğini belirten Dr. Ekdal, sarayın arkasından geçtiği için bu yola “Sarayardı Caddesi” isminin verildiğini belirtiyor. Cadde bugün Fikirtepe’den başlayıp, Gazhane ve Acıbadem’e uzanıyor. Bu cadde üzerinde Kadıköy’ün yakın tarihine malolmuş “Hasanpaşa Gazhanesi” gibi bir başka yapı var ki o da ayrı bir haber konusu. Yıllarca Kadıköylülere hizmet vermiş bu yapı Anadolu Yakası'nın en eski sanayi tesislerinden biri olup, Osmanlı endüstriyel mirasının erken örnekleri arasında gösteriliyor. 1800'lü yıllarda Anadolu Yakası'nda ortaya çıkan gaz talebini karşılamak üzere Hasanpaşa'da inşa edilmiş. 1892’de hizmete giren Hasanpaşa Gazhanesi, 1993’te kapatıldı. Anıların koyulaştırdığı harabe binalarıyla adeta kaderini bekliyor.
 
CAMİ, SÜBYAN MEKTEBİ VE ÇEŞME
Hasanpaşa Cami üçgen şeklindeki yolların arasında kare planlı içten kubbeli dıştan kiremitli bir yapıda inşa edilmiş. Son cemaat yerinin kapısının üzerinde kabartma iki gül demeti arasında II. Abdülhamid’in tuğrasını taşıyan kitabe yeralıyor. Osmanlıca kitabede “Ola makbul-i dergâh-ı celili hazreti Venhap /Münevver cami-i pür feyz-i ulyay-i Hasan Paşa” yazmaktadır. Son cemaat yerinden ahşap kapı ile içeri girilir oradan yine ahşap bir kapı ile namaz kılınan bölüm olan harim bölümüne geçilir. Caminin içi kalem işi bezemelerle süslenmiş. Caminin ilginç bir mimari özelliğine dikkat çekiyor Mimar ve Araştırmacı Arif Atılgan… İmamın cemaate namaz kıldırmak için bulunduğu bölüm olan mihrap bölümünün dışa çıkıntılı olmayıp, içerde mermer sütunlar arasında yer aldığı için bu bölüm dışarıdan görülmüyor. Caminin kubbesine içerden ve dışarıdan baktığınızda kubbenin içerden ve dışarıdan görünüşünün farklı olduğu dikkatinizi çekiyor. Kubbenin dış bölümü kiremit çatı ile örtülü.
Dikey yivli gövdesi ile bir sütunu, şerefesi ise bir korint sütun başlığını andıran minareye kadınlar mahfilinden çıkılıyor. “1980’li yıllarda Hasanpaşa Camisinin üst sokağında inşaat yapıyordum. İnşaatın 1. katından itibaren Cami görülmeye başlamıştı. Her gün kalfamla Caminin minaresine ve özellikle şerefesine bakarak ‘özenerek iş yapmak böyle bir şey olsa gerek’ diyerek   sohbet ederdik” diye bir anısından bahsediyor Arif Atılgan, Hasanpaşa Camisinin restorasyondan geçmesi gerektiğini de hatırlatarak. Caminin doğusunda yani şimdiki E-5 istikametinde ise iki katlı sübyan mektebi bulunuyor. Osmanlı Devleti’nde mahalle mektebi de denilen bu kurumlar eğitimin ilk basamağıydı ve her mahallede her cami yanında Sübyan Mektebi bulunuyordu. Sübyan mektebinin bahçe kapısı Sarayardı Caddesi tarafında olup, kapının üzerindeki kitabe günümüzde de mevcut.
 
KİMLER GEÇTİ YANINDAN KİMLER İÇTİ ÇEŞMESİNİN SUYUNDAN
Camide daha fazla cemaat yeri elde edebilmek için 1990’lı yıllarda son cemaat yerinden girilen bir bodrum kat inşa edilmiş.
Caminin birkaç metre doğusunda hayrat olarak yapılan meydan çeşmesi bulunuyor. Çeşmenin yalağı, Kurbağalıdere Caddesi tarafında bulunuyor. Çeşme beşgen prizmatik gövdeli hazneye sahip. Meydan çeşmesinin kitabesi de orijinal teknesi de günümüze ulaşamamış. Çeşme günümüzdeki haliyle yanından geçseniz bile neredeyse fark edemeyeceğiniz bir durumda. Çeşmeden sonraki bölüm ise yol için istimlâk edilmiş. Mektebin bahçesi, yol vs. yapıldığından çeşme artık meydan çeşmesi değil. Caminin Kurbağalıdere Caddesi tarafındaki duvarının önüne 1930 yılında başka bir çeşme konulmuş ama o da akmıyor. Kadıköy’de iki komşu mahalle olan, mahallelerindeki iki camiden isimlerini almış olan Rasimpaşa ve Hasanpaşa Mahallelerinin benzerliklerinden bahsediyor Atılgan. Öncelikle iki mahalleye isimlerini veren iki paşanın Osmanlıda 19. yüzyılın sonlarında ardı ardına Bahriye Nazırlığı yaptıklarını hatırlatıyor. Cumhuriyet sonrasında mahalle isimleri konurken bu iki semte oradaki camilerin adları verilmiş. Ancak yıllarca iki mahalle, semtlerinde bulunan tesislerin isimleriyle anılmış. Rasimpaşa Mahallesi semtteki yeldeğirmenlerinden dolayı Yeldeğirmeni adıyla, Hasanpaşa Mahallesi semtteki havagazı tesislerinden dolayı Gazhane olarak anılmış.
 
ARİF ATILGAN 
“Sübyan mektebinin (Kaptan Hasanpaşa İlk Okulu buradaydı. Daha sonra Uzunçayıra taşındı. Bu okul halen oradadır) yanında yer alan Kahveyi uzun yıllar Ali Ekber işletti. Bu nedenle orası Ali Ekber’in Kahvesi olarak bilinirdi. Çocukluğumda at arabacılar orada oturup müşteri beklerdi. Caminin duvarında bir çeşme vardı buradan Kayışdağı suyu akardı. Diğer çeşme (yani beşgen prizma gövdeli olan iki kenarı bakkalın içinde kalmış olan) sübyan mektebi ile Ali Ekber’in kahvesi arasındaydı. Çeşmenin arkasında da bir kuyu vardı.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Servet Kargılı - 4 ay önce
Nazif bey sokaktaki Zeynel Abidinin köşkünün resmini görmek isterdim.Kendisi babamın dedesiydi.☺