Haftalık Bağımsız Gazete 25 Nisan 2018

Valizden çıkan şarkılar, Kadıköy'e yayılıyor…

Müzik yolculuğuna 17 yıldır istikrarlı biçimde devam eden Kadıköy’ün gediklisi Suitcase grubu, “Kadıköy bizim kalemiz” diyor.

Valizden çıkan şarkılar, Kadıköy'e yayılıyor…

Müzik yolculuğuna 17 yıldır istikrarlı biçimde devam eden Kadıköy’ün gediklisi Suitcase grubu, “Kadıköy bizim kalemiz” diyor

 Gökçe UYGUN

17 yaşındaki Suitcase grubu, yıllardır Barlar Sokağı’nın popular mekânlarından Buddha Bar’da haftada 2 gün sahne alıyor. İlk albümlerinde beklediklerini bulamayan grup, şimdi yeni bir albüm hazırlığında hem de yeni sürprizlerle. Suitcase’in kurucusu ve değişmeyen sesi Deniz Özberk ile sahne alacakları bir akşam, konser öncesi Buddha’da buluştuk, 17 yıllık müzik yolculuklarını konuştuk.

•Deniz, sizin dışında kadro hep değişti 17 yılda. Neden acaba?
İnsanlarla müzik yapabilmek için iyi arkadaş olmak yetmiyor. Yani çok iyi müzik yapıyor olabilmek için de çok iyi arkadaşlığın olması şart değil. Tabi hem iyi arkadaş olmak hem de iyi müzik yapabilmek en güzeli. Evet kadromuz çok değişti, sabit kalan tek kişi benim. Biz 17 yıl aşkın bir süredir, neredeyse her hafta sahne alıyoruz. Çok yoğun bir program bu. Müziği bir nevi ‘memuriyet’e dönüştürmek… Bu, herkesin yapabileceği bir şey değil. O yüzden de gruptan pek çok ayrılan oldu.
 
•O yoğun sürekliliğe ayak mı uyduramadılar?
Herkes, bir gün gelir, bir an işinden sıkılır illaki. Ama konu müzik olunca; insanların yaptığı müzikten, sahne almaktan sıkılması bana saçma geliyor. Şimdi, sıkılmayacak insanlarla bir aradayız. Bu arada ben de artık 40 yaşıma geldim. Yeni kadronun güzel tarafı epey gençleşmiş olması.
 
•Size de enerji mi veriyorlar?
Aynen, benim de ihtiyacım olan şey. Sahnede enerjimi en çok düşüren şeylerden biri; yanımdaki müzisyenin yaptığından keyif almadığını fark etmek oluyor.
 
“MÜZİĞE SAYGI DUYUYORUM”
 
Demin ‘müziğin memuriyete dönüşmesi’nden bahsettiniz. Olumlu mu olumsuz mu manada söylediniz? 
Senelerce bankacılık yaptım, memuriyetin de ne olduğunu biliyorum. Her iş bir süre sonra  tekdüze olur. Onu keyifli hale getirmek, insanın kendisiyle alakalı. Mesela biz bu barda (Buddha) 17 yıldır çıkıyoruz. Dışarıdan bakıldığında inanılmaz bir durum ama ben yaptığım işe saygı duyuyorum. Saygı duymayana da saygı duymuyorum. İşte bu, bir tür-iyi anlamda-memuriyet. Bu bir istikrar. Çünkü müzisyenin çalması lazım, müzisyenin şarkı söylemesi lazım.
 
•Tüm grup elemanlarının sadece müzikten elde ettikleri gelirle geçinebiliyor olmaları ilginç değil mi sizce de?
Öyle. Kendime dışarıdan bir gözle baktığımda çok acayip geliyor hakikaten. Allah’a şükürler olsun ki 10 senedir müzikle geçiniyorum. Buradan, az önce bahsettiğim konuya döneyim. Bunun değerini bilmek gerek. Sahneye çıkmadıktan, birilerine sunmadıktan sonra müzik yapmanın anlamı ne ki? Cover çalıyorsun ama birçok insana da aslında bilmediği bir şeyler öğretiyorsun. Pek çok dinleyici bizim çaldığımız cover şarkıları, ilk kez bizden öğreniyor.
 
•‘Cover grubu, bar grubu’ tanımlarını kabulleniyor musunuz?
Bu saatten sonra kimin ne söylediğinin hiç bir önemi yok! Eskiden bu sorulara verilecek çok cevabım vardı ama artık isteyen, istediğini düşünebilir. Evet bar grubuyuz, evet cover grubuyuz, ama albüm de yaptık!
 
 YENİ ALBÜM HAZIRLIĞI VAR
 
• İlk albümünüz "Bildiğin Her Şeyi Unut"tan beklediğinizi buldunuz mu?
Yok, hiçbir şey bulamadık.
 
•Ne bekliyordunuz?
İnsanların desteğini.. Belki de çok duygusal bakıyorum ama; bu ülkede 20 seneye yakın süredir müzik yapan bir gruptan bahsediyoruz. Suitcase ismini benim 17 yaşındaki kuzenimin sınıf arkadaşı da biliyor, işinde gücünde çoluk çocuk sahibi insanlar da biliyor! Bu kadar uzun süre sahnede olmanın yarattığı bir durum bu.  Biz daha evvel çok denedik; Türk ezgilerine yakın, herkesin sevebileceği şeyler yapmaya çalıştık ama bazı insanlardan o çıkmıyor, ben yapamıyorum. Ne soundumuz ne mizacımız uyuyor.
 
•O albümde sizin Türkçe besteleriniz vardı değil mi?
Evet ama kesinlikle ve kesinlikle ticari bir şey yoktu. Tutmama sebebi de o.
 
•İlk albümden bu yana 4 yıl geçmiş. Şimdi yeni albüm hazırlığındasınız. Adı da ‘Sustukça Unutuyorum’ olacak diye tüyo aldım.
 Evet doğru. Dolu dolu bir albüm olacak. İçinde hem Türkçe hem İngilizce şarkıların olacağı geniş bir albüm de olabilir, ilk aşamada bir single da olabilir. Net değil henüz.
 
•Ne  zaman yayınlanacak?
Hazırız, bize kalsa yarın! Şu an ihtiyacımız olay tek şey maddi destek. Albümü iyi bir stüdyoda, iyi ekipmanlarla kaydetmek istiyoruz. Güçlü bir albüm yapmak istiyoruz.  İfademi hoş görün, özür dilerim ama; içimizdeki müziği çok fena kusacağız! Ama bir yandan da hiç güvenmiyorum bu memleketin haline... Biz burada kayıt yapmak istiyoruz elimizden tutan yok. Mesela İngilizce beste yapıp, yurt dışına gönderiyoruz. Beğeniyorlar, Türk olduğumuza şaşırıyorlar. Ama bizim halkımız, birtakım hecelerin üzerine oturtulmuş sözlerden oluşan şarkılardan hoşlanıyor maalesef.
 
•Türkiye’de müzik yapıyor olmaktan mutlu değil gibisiniz.
Müzisyene sahip çıkma mevzusu önemli. Dinleyicilerin çoğu şarkıları hemen tüketiyorlar. Eskiden bir kaset çıkardı, aylarca dinlerdik. Şimdi insanların bir şarkıyı bile sonuna dek dinleyecek tahammülleri kalmadı.
 
•Müziğin hızla tüketilmesinden rahatsızsınız, değil mi?
Kesinlikle! Geçen Tarkan’ın konserine gittim. Konser başladı, insanlar ilk 1 saat durdu, fotoğraflarını çekti, sosyal medya bildirimlerini yapıp gittiler. Yani konserlerde en fazla 4. şarkıdan sonra ayrılan bir kitle var. Bu insan tipi yüzünden hiçbir şey ilerlemiyor.
 
•Sizin Kadıköy’deki dinleyicileriniz nasıl?
Harika! Hepsinin isimlerini bilmesek de tanıyoruz, arkadaş gibi olduk.
 
•Hep aynı şarkıları çaldığınız yönünde bir eleştiri var. Ne dersiniz?
Ayda bir çalsak repertuvarı sürekli yenileyelim tamam da, biz her hafta çalıyoruz! Her hafta, 2 gün nasıl farklı bir şey çalabiliriz?  İşine giden herkes, her gün bambaşka bir şey mi yapıyor? Önemli olan yaptığın şeyi iyi yapmak.
 
•Türkiye müzik piyasasına dair karamsar bir tablo çizdiniz. Peki böyle bir tabloda, Suitcase’in 17 yıldır sahnelerde kalabilmesini neye bağlıyorsunuz?
2  nedeni olabilir; ya bizim bu işe saygı duymamız ya da şans… (bu sırada Teoman Keklik lafa giriyor; “Ama biz şansa inanmıyoruz!” (gülüyorlar)
 
''KADIKÖY BİZİM KALEMİZ''
 Deniz Özberk, doğma büyüme Kadıköylü. Burada yaşamaktan çok mutlu. Yıllardır Kadıköy’de sahne alıyorlar. Özberk diyor ki; “Demek ki Kadıköy bize sahip çıkıyor. Bunca senedir şu barın kapısından hiç adam girmeseydi, her hafta burada çıkmazdık. Biz de mekânımıza sahip çıkıyoruz. Her yerde söylüyoruz; burası bizim kalemiz. Suitcase ve Budhha yan yana anılıyor. Hani dünya metropollerine gidersin, büyük showlar vardır yıllardır sergilenen. O gösteriyi izlemek kült bir harekettir ya, bizim mevzu da ona dönüştü.  Geçenlerde bir Erasmus öğrencisi geldi konser öncesi yanıma. Bir arkadaşı İstanbul’da yapılacaklar listesine ‘Suitcase’i Buddha’da dinlemek’ maddesini de koymuş. O da gelmiş bizi dinlemeye. Bu harika bir şey…”
 
  “MÜZİKTE CAHİLİZ”
Grubun bas gitaristi Teoman Keklik’ten kısa kısa;
•Hem sevdiğimiz işi yapıyoruz hem de geçiniyoruz bundan. Bu çok güzel bir bileşim, Değerini anlamak çok önemli. Biz bu işe çok saygı duyuyoruz. Ben daha müzikle yeni yeni ilgilenmeye başlamışken Suitcase’i, Deniz abiyi dinler ve çok saygı duyardım.
•Haftada 2 gece Kadıköy Buddha Bar’da çıkıyoruz. Her hafta, 2 gece kusursuz bir şekilde müzik yapmaya çalışmak büyük bir zorluk.
•Güzel bir dinleyici kitlemiz var. Sağolsunlar, bizi desteklemeleriyle bugünlere dek geldik.
•Dinleyicimiz her hafta gelmeyebiliyor. Bir hafta gelip, ertesi hafta gelmiyor bazen. Çünkü tüketmek istemiyor. Biz de onlara yeni şarkıları zaman zaman, az az söylüyoruz.
•Atatürk’ün ‘Her şeyi olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız’ anlamında bir sözü vardır ya, o çok önemli. Bizim ülkede herkes müzik yapabileceğini düşünüyor. Enstrüman çalmayı bilmeyen de sahneye çıkıyor! Ünlü İngiliz grubu Deep Purple, farklı şehirlerden alanındaki en iyi müzisyenlerin biraya getirilmesiyle oluşmuş. Oysa bizde bir grup kurulur. ‘Abi al sen de bu gitarı, çalarsı ya, ne var’ denilen bir durumdayız ne yazık ki…
•Türkiye, sanatçısına sahip çıkan bir ülke değil. Müzikte cahil bir ülkeyiz. Yanlış olan şeyin üstüne çok büyük yatırımlar yapılıyor, doğrular kaybediliyor. Bizim ülkede müzik yapmak zor. Bu nedenle çok değerli müzisyenlerimizi kaybettik; kimi intihar etti, kimi yurt dışına gitti…
 
 KİM, NE ÇALIYOR?
Suitcase şu isimlerden oluşuyor;
-Deniz Özberk: Vokal
-Zorluhan Şimşek: Gitar, Back Vokal
-M.Teoman Keklik: Bass Gitar,Back Vokal
-Toygun Şenel: Davul
 
 
 
 
 

 

 

 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.