Haftalık Bağımsız Gazete 20 Kasım 2018

VALİDEBAĞ KORUSUNDA; BİR DEVRİN VEREMLE SAVAŞI

Validebağ Korusu'nun tarihini araştıran Dr. Nurcan Armağan, korunun geçmişine dair ilginç ve gün ışığına çıkmamış bilgileri siz okurlarımızla paylaşıyor

VALİDEBAĞ KORUSUNDA; BİR DEVRİN VEREMLE SAVAŞI

VALİDEBAĞ’IN BİLİNMEYENLERİ (2)

VALİDEBAĞ KORUSUNDA; BİR DEVRİN VEREMLE SAVAŞI

Validebağ  Korusu'nun  tarihini araştıran  Dr. Nurcan  Armağan, korunun geçmişine  dair ilginç ve  gün ışığına  çıkmamış bilgileri siz  okurlarımızla paylaşıyor

Verem, Türkiye’de ve dünyada bir döneme damgasını vurmuş, tedavisi için uzun araştırmalar yapılmış ve çok mücadele edilmiş önemli, sosyal bir hastalıktır. Verem, halk tarafından “ince hastalık” olarak adlandırılmaktadır.
Veremle mücadele için 1923 yılında verem savaş dispanserleri ve 1924 yılında ise hastaların tedavilerini sağlamak ve toplum sağlığını oluşturmak için senatoryumlar açılmaya başlanmıştır.
Cumhuriyet dönemiyle birlikte eğitim ve sağlık alanlarında yeni yapılanma başlamış, ülke yaşadığı ağır savaş sonucu fakirleşmiş ve buna bağlı olarak bulaşıcı hastalıklar, özellikle de verem artmıştır. Türkiye’de ilk senatoryum, 1924 yılında açılmıştır. Validebağ Sarayı (Adile Sultan Kasrı) ve arazisinin prevantoryum olarak kullanılmasını maarif vekili Mustafa Necati Bey, TBMM bütçe görüşmelerinde önermiş bunun üzerine Adile Sultan Kasrı ile Abdülaziz Av Köşkü  29 Mayıs 1927’de ilkokul öğrencileri için çocuk prevantoryumuna dönüştürülerek faaliyete geçmiştir. Burada çocuklar hem tedavi edilmiştir hem de tedavi görüp iyileşen öğretmenlerin kadroya alınmasıyla çocukların spor, bahçe işleri, el sanatları alanlarında eğitim almaları sağlanmıştır. Çocukların solaryum tedavileri de bugün açık hava düğün alanı haline getirilen yerdeki havuz ve kum bahçesinde yapılmıştır.
 

HASTALARA TİYATRO
Bir yıl sonra 22 Nisan 1928’de Mustafa Necati Bey’in TBMM bütçe görüşmelerinde yeni bir tesis ihtiyacını belirtmesi üzerine 80 yataklı yeni bir pavyon inşaatı başlamıştır. Mustafa Necati Bey Pavyonu öğretmenlerin ve ailelerin prevantif (koruyucu) tedavilerini üstlenmiştir.
Çocuklar ve yetişkinler için iyi havalarda dışarıda, kötü havalarda içeride sinema gösterimi yapılmış, piyesler oynatılmış ve hastaların morallerinin yüksek tutulması sağlanmıştır. Buradaki başarı, desteğin artmasına yol açarak 1950 yılında 200 yataklı sanatoryum binası ilavesini sağlamış ve böylece bir sanatoryum kompleksi oluşturulmuştur. Burada 49 inek, 500 civarı tavuktan elde edilen ürünlerle hastaların süt ürünleri ihtiyacının tamamı, et ihtiyacınınsa bir kısmı karşılanmıştır.
 

RAYLI SİSTEM
Sağlık kompleksi aynı zamanda meyve ağaçlarından meyve, buğday ekimi yaparak un ihtiyacını da karşılayan bir komplekstir. Bugün dahi huzur evinin bahçesinde mutfak ile bağlantılı, yemeklerin ve diğer ürünlerin nakliyesinde kullanılan raylı sistemin kalıntılarını görmekteyiz. Binaların mimari özelliği de dikkat çekicidir. Eğer yolunuz düşerse hastanenin balkonlarına bakın, çok şaşıracaksınız. Normalde hastanelerde görmediğimiz kadar büyük ve geniş balkonlar solaryum tedavisi için kullanılmıştır. Zamanla hasta sayısının artması ve balkonların yetmemesi nedeniyle çocukların havuz ve kum bahçesinin karşısına yetişkinler için güneşlenme alanı yapılmıştır. Bugün bu bölgede atölyeler var ki atölyelerde kasrın ve hastanenin ihtiyacı olan marangozluk ürünleri yapılırken atölyeler daha sonra kapatılmış ve ambulansların çekildiği garaj haline getirilmiştir. Hala içeride torna makineleri duruyor ve tekrar çalışır hale gelmek için umutlu bekleyişlerini sürdürüyorlar. Ayrıca hastane bahçesinde kaderine terk edilmiş traktör de insana hüzün veriyor.
 

HEMŞİRELİK OKULU
Hemşirelik okulu 1949 yılında Sosyal Hemşire Okulu adıyla faaliyete başlamış ve 1974 yılında yapılan Sağlık Meslek Lisesi binasında eğitimlerine halen devam etmektedirler. 1954 yılında hayırsever İhsan Mermerci tarafından 50 yataklı çocuk pavyonu açılmıştır. Bugün ise giriş katı Mescit olarak kullanılıyor. Üst katları ise boştur. 1963 yılında sanatoryuma destek olması için Validebağ Prevantoryum ve Sanatoryum Dostları Derneği kurulmuş ve yeni bir yönetmelik hazırlanarak ‘İstanbul Validebağı Toplum Hizmetleri ve Sağlık Eğitimi Kurumu’ haline getirilmiştir. Bu kuruma bağlı olarak Sağlık Eğitim Hastanesi, Sağlık Meslek Lisesi, Rehberlik Araştırma ve Rehabilitasyon merkezi ile Yaşlılar Dinlenme ve Bakımevi üniteleri oluşturulmasının yolu açılmıştır.
Ayrıca öğretmen evi kurulması, mevcut döner sermayeden yaralanarak beslenme, eğitim ve üretim merkezi açılması çalışmaları da ilerlemeyi sağlamıştır.
 1953-1972 yılları arasında 67 ilde BCG Kampanyasıyla 63 milyon kişiye Tüberkülin testi yapılmış ve aşılanması gereken 28 milyon kişiye BCG aşısı yapılmıştır.1970 yılından sonra verem vakalarında azalmayla beraber  Adile Sultan Kasrı 1971 yılından sonra devre dışı kalmıştır. Sanatoryum olarak yapılan ve verem hastalarına hizmet veren kurum 1973 yılında 200 yataklı 50.yıl binasının ilavesiyle tam teşekküllü bir hastaneye dönüştürülerek Validebağ Öğretmenler Hastanesi adını almıştır.
 

AİLELER YASAKLAMIŞTI
Sanatoryum zamanında Validebağ korusunun etrafında oturan aileler çocuklarının hastalık kapacağı korkusuyla koruya girmelerini yasaklamışlardır. Fakat bu bakışı 1975 yılında çekimleri başlayan Hababam Sınıfı film serisi değiştirmiştir ve çevre halkı koruyu; gezmek, spor yapmak, çocuklarına doğayı tanıtmak için kullanmaya başlamıştır.
1928 yılında yaptırılan Mustafa Necati Bey pavyonu ise 1 Mart 1989’da 75 yatak kapasiteli Öğretmen Huzurevine döndürülmüştür. Son yıllarda ise kalan öğretmen sayısı oldukça azalmıştır ve yeni misafir alımı değişik gerekçelerle yapılmamaktadır.
2004 yılında Sağlık Meslek Lisesi M.E.B’e,Validebağ Öğretmenler Hastanesi Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. 2009 yılında Polis Hastanesi, Üsküdar Devlet Hastanesi ile birleştirilmiştir. 2015 yılından itibaren 50.yıl ek hizmet binası Haydarpaşa Numune Hastanesi ek hizmet binası olarak kullanılmaya başlanmıştır.
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.