Haftalık Bağımsız Gazete 24 Haziran 2018

‘Uygarlık İşçisi' Server Tanilli

Düşün dünyasının önde gelen isimlerinden, sosyolog, siyaset bilimci ve anayasa hukukçusu, Cumhuriyet gazetesi yazarlarından...

‘Uygarlık İşçisi' Server Tanilli

Düşün dünyasının önde gelen isimlerinden, sosyolog, siyaset bilimci ve anayasa hukukçusu, Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Prof. Server Tanilli, 29 Kasım Salı günü Göztepe’deki evinde hayatını kaybetti. Tanilli, dostları, arkadaşları ve öğrencileri tarafından Karacaahmet Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurlandı. Gazete Kadıköy olarak biz de, aydınlanma adına Türkiye tarihine önemli notlar düşmüş bu düşün insanının yaşamını ve kitaplarını siz okurlarımız için derledik.

Alpay Kabacalı’nın derlediği “Çağına ve Halkına Sorumlu Server Tanilli” kitabında İlhan Selçuk diyor ki: “Tanilli’ye bakınca, insanın insanlığına, bilimin bilimliğine güven artıyor. İki ayağıyla koşan insanların sünepeleşip iki kat olduğu bir dönemde tekerlekli sandalyesinden kanatlanmasını bilen bir bilim adamının varlığı, Türkiye’nin yarınlarına iyimserlikle bakmamız için yeterlidir. Eğer umutsuzluk benliğinizi sararsa Tanilli’ye bakın, kitabını alın, okuyun. Umut çiçeği açar yüreğinizde.”
Gerçekten de, Server Tanilli’nin birbiri ardınca yayımlanan kitaplarına baktığımızda, onun ülkemiz düşün ve bilim dünyası için yüz ağartıcı bir simge olduğunu görüyoruz. O, çağına ve toplumuna karşı sorumlu bir bilim insanı, bir çağdaş yazar, bir “uygarlık işçisi”ydi. Aydınlanma’yı, çağdaşlığın, çağdaş uygarlığın anlamını derinden kavrayıp birbirinden değerli yapıtlara yansıttı. Yapıtlarına ve kitap fuarlarında imza günlerine gösterilen ilgi, çabalarının boşa gitmediğini ortaya koyuyordu.
 
SERVER TANİLLİ AYDINLIĞI
 
18 Mart 1931 doğumlu; memur çocuğu, hukukçu, sonra öğretmek ve aydınlatmak sevdalısı bir hocaydı Server Tanilli. Uygarlık Tarihi, onun İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğrencilerine anlattığı dersin kitaplaşan başyapıtı oldu. Onun bu kitabıyla ilgili yargılanması bilimle bilim düşmanlığının, akılla akıl dışılığın, hoşgörüyle bağnazlığın, aydınlıkla karanlığın çarpıştığı bir alana dönüştü; savunması Attilâ İlhan’ın şu dizeleriyle sonlanıyordu: “o sözler ki kalbimizin üstünde / dolu bir tabanca gibi / ölüp ölesiye taşırız / o sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan / uğrunda asılırız.”
Yazar Öner Yağcı’nın “Server Tanilli Aydınlığı” adıyla yayınlanan ve yukarıdaki cümlelerle başlayan yazısı şöyle devam ediyor: “Aydınlanma ve demokrasi savaşımında ben de varım demenin yürekli, onurlu, bilinçli bir çığlığıdır bu ve susturulamaz. Ama karanlık boş durmaz, karanlık aydınlığın bu güçlü soluğunu da kesmek için listesine alır. Birçok aydını, öğretmeni, yazarı, bilimadamını, genci vuran -daha sonra birçok insanımıza uzanacak olan-eller, Server Tanilli’ye de uzanır; tarihler 7 Nisan 1978’i göstermektedir. Kurşunların verdiği hasar, yıllar süren tıp uğraşılarından ve onun yaşamak ve dünyanın aydınlığına bir şeyler katmak çabalarından sonra, ancak tekerlekli sandalyeyle yaşamını sürdürecek kadar giderilebilir. Ama öldürülen dostlarının soluğunu da soluğuna katmışçasına o, tekerlekli sandalyede sürdürdüğü yaşamından aydınlıklar damıtmayı sürdürür. Bir “Anka Kuşu” olur; dost aydınlıkların küllerinden doğan...
 
YÜZYILLARIN GERÇEĞİ VE MİRASI
 
Strasbourg’ta Türk Etütleri Enstitüsü’nde 15 yıl akademik çalışmalar yapıp 1996’da emekli olan Tanilli, Türkiye’nin sorunlarının, Türkiye’de yaşananların tam yüreğinde duyumsar kendini; ülkemizde hangi sorun yaşansa o, konuşmalarıyla, yazılarıyla, tavırlarıyla, sonra da bir kitabıyla yücelir. Toplumumuzun yaşadığı sorunlara bilimin ışıldağını yöneltir; konuşur, yazar, toplantılar düzenler, mesajlar iletir, bildiriler sunar, aydın tavrının sık rastlanmayan bir örneği olur. Kitapları çoğalır ve olanca aydınlığıyla gülümser bize. İşte, onun 1962’de kitaplaşan ilk çalışması Anayasalar ve Siyasal Belgeler’den sonra damıttığı kitaplığından, çağrısını usanmadan sürdürdüğü yapıtlar:
Bir başucu kitabı olan “Uygarlık Tarihi”, genç kuşakların, yaşamın ve insanlığın yönelimlerini merak edenlerin abecesi... “Devlet ve Demokrasi”, bir aydının ülkesine çağdaş bir yaşam biçimi önerisi... “Yüzyılların Gerçeği ve Mirası: İnsanlık Tarihine Giriş” adlı çalışması, “İnsanlığın tarihine başlangıcından bugüne kuşbakışı bakmayı amaçlayan” bir çalışma, bir Tanilli Tarihi...
“Dünyayı Değiştiren On Yıl”da, Fransız devrimini ayrıntılarıyla yorumlayıp aydınlanma felsefesinin kökenlerini araştırır. “Voltaire ve Aydınlanma”da, özgürlükler, akıl, adalet, insan hakları, hoşgörü için; karanlığa, bağnazlığa, yobazlığa karşı mücadeleye adanmış bir yaşamın sahibi; bir “davaya bağlı” aydın tipinin ilk örneği olan Voltaire’i ele alır.
12 Eylül çıkışı demokrasi arayışında bir demokrasi manifestosu sayılabilecek bir kitap olan “Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz?”da Türkiye’deki demokrasi kavgasının temel doğrularının altını bir kez daha çizer, sorunlarını irdeler. “Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz?”da, eğitimin anlamından başlayıp ülkemizdeki eğitimin her türlü sorununa ilişkin düşünceler içeren bir eğitim manifestosu olarak can alıcı ve temel bir sorunumuzu gündeme taşır.
“Yaratıcı Aklın Sentezi: Felsefeye Giriş”, Felsefeyi sevmek, yaşamını anlamlı kılmak isteyenler için bir başucu kitabı niteliğindeki bir çalışmadır ve Tanilli’nin genç kuşakların felsefe kültürlerini güçlendirmek için sunduğu çağdaş felsefesidir.”
 
MUTLAKA BİR GÜN…
 
Ataol Behramoğlu ise küçük yaşlardan beri ailecek tanıştıkları, Göztepe’deki baba evinde sık sık bir araya geldikleri Server Tanilli’nin arkasından şu cümlelerle veda ediyor: “Bilimsel sosyalizm ve yurtseverlik bu kişiliğin temeli ise, insana ve onun geleceğine olan inanç, bu temelin harcı, dokusuydu… Temmuz 1978’de Londra Stoke Mandeville Hastanesi’nde yazdığı “Mutlaka Bir Gün” adlı şiirindeki gibi…”
“Günler büyük acılarla geçiyor,
ama büyük umutlarla da.
Ve diyebilirim ki hayatta,
hiçbir zaman,
böylesine umutlu olmadım gelecekten,
bir kötürüm olmama rağmen.
Ve işte şurada,
dost ve düşman
herkese ilan ederim ki,
ayaklarımı bir savaşta kaybettim,
yine bir savaşta kazanacağım.
Ve mutlaka, ama mutlaka bir gün,
karanlığın ve zulmün
sığındığı son kaleyi fethe giden
kitlelerin içinde olacağım.”
 
Derleyen: Semra ÇELEBİ
Fotoğraflar: Kadir İNCESU

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.